26 Ocak 2017 Perşembe

Bazı yerler ev gibi: New York Kitapçıları

Kitap ve kitapçı severler için çok güzel bir yazı bu. Hem gezerken hem de yazarken çok keyif aldım. 

New York'ta karşıma çıkan her kitapçının kapısından içeri girdim. Renkli renkli kapılar vardı önümde. Utanmaz bir kırmızıya bürünmüş olanında kalbimin bir kenarını bıraktım; üstünde çocukluk kokusuna benzer bir koku taşıyordu. Bir tanesi iyilik dağıtan bir elbise giymişti üstüne. Kalbim biraz nefes aldı, insanlığa olan inancımı tazeledi. Biraz iyilik bile insanlığa iyi geliyor aslında. Kimisi hayallere daldırdı beni. Buralarda zor olsa da İstanbul'da bir yerde benim de böyle bir kitapçım olamaz mıydı?

Strand edebiyatın kalesi gibiydi. Kafam biraz karıştı. Hangi rafa yanaşacağımı, kitaplarla konuşmaya nereden başlayacağımı bilemedim. Rafların arasına yaslanmış onca kitap benimle tanışmak istiyordu. Birkaç bakışma, ufak dokunuşlar...
Öyle çok kitap, öyle çok adını duymadığım yazar, kıyısından bile geçmediğim ne çok konu vardı. Sahiden hangi kitap neredeydi? Türkçeye çevrilmemiş bunca yazar ve kitap var mıydı?


📚     Strand:

Strand'i listemin en başına koymamın bir sebebi var. Bunlardan en önemlisi buranın bağımsız bir kitabevi olması. 1927 yılında Benjamin Bass tarafından kurulmuş. Kitabevinin açıldığı ilk yer bugünkü yeri değilmiş. Bugün burayı Benjamin Bass'in oğlu Fred Bass ile kızı Nancy Bass Wyden işletiyormuş. Strand kitabevinin herhangi bir şubesi yok. Her köşeye bir kitapçı açmaktansa oldukları yerde, Union Square'a iki blok uzaklıktaki köşe başında, yaşamaya devam ediyorlar. Bu da onu çok farklı ve özel kılıyor.


Bu kitabevi şehrin simgesi olmuş. Kapısından içeri adım attığınız anda farklı bir dünyada olduğunuzu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bez çantalar, üstünde birçok yazarın resminin olduğu kupalar, kokulu mumlar, hediyelik tabaklar, daha neler neler. Sloganları, 18 mil kitap :) Tam olarak Türkçe'ye böyle çevrilmese de içerideki kitapların uzunluğunun 18 mil ve üzeri olduğunu söylüyorlar, gülerek.


New York'un ünlü Strand Kitabevi ile ilgili birkaç popüler haber vermezsem de çatlarım. Hazır mısınız?



"Bugünlerde 240 kişinin üstünde çalışanın olduğu bu kitabevinde bir zamanlar kim çalışmış biliyor musunuz?"

Patti Smith'in "Çoluk Çoluk" kitabını okuyanlar, sevgili Patti'nin Robert Mapplethorpe'la şehre ilk geldikleri zamanda bir kitabevinde çalıştığını ve bundan da bıkkınlıkla bahsettiğini anımsar. İşte Patti'nin çalışmaktan hoşlanmadığı kitapçı bu kitapçı.

Robert Pattinson "Remember Me" filminde burada çalışan birini canlandırmış.

Joyce Carol Oates'ın "Three Girls" isimli hikâyesi de burada geçiyormuş.


📚     Barnes and Noble


En çok Barnes and Noble'da kendimi yuvamda hissettim. Union Square'da, hemen şu köşede olmalı diye koştura koştura gittiğim yerde değildi. New York'a ilk seyahatimin üzerinden geçen onca yıl içinde başka bir yere taşımıştım koca kitapçıyı. Birkaç bina farkla aynı yerdeydi aslında. Sapasağlam duruyordu.


İnsan zihnine güvenmek istiyor. Zaman içinde nasıl da yanıldığımı görünce anların önemini daha iyi anlıyorum. İçinde bulunduğun ruh halin, o anın içindeki mutluluğun, baktığın yeri farklı görmeni sağlıyor. İlk geldiğimde bu meydandaki Apple mağazasının büyüklüğü karşısında ağzım açık kalmıştı. Bu gelişimde buranın gözümde büyüttüğüm kadar büyük olmadığını fark ettim. Çünkü ilerleyen zamanla birlikte yaşadığım yer de değişti. Büyük Apple mağazaları bir alışkanlığa dönüştü.

Gelelim Barnes and Noble'a. Elbette hepimiz yerel kitapçıları seviyor ve destekliyoruz. Büyük kitapçıların da (Barnes and Noble sahiden çok büyük bir kitapçı) başka bir rahatlığı var. Burada aradığın her kitabı bulabilir, bir köşeye çekilip kitabını okuyabilirsin.
Barnes and Noble, New York günlerimde her gün uğradığım yer oldu. Binanın içindeki kafe de keyfime keyif kattı diyebilirim. Bir de klimaları insanı donduracak kadar soğukta çalıştırmasalardı her şey çok güzel olurdu.


📚     Housing Works Bookstore Cafe

Anne Hathaway'in nişanını yaptığı kitapçıdan bahsediyoruz.


Buraya bayıldığımı söylememe gerek ver mı? Var, elbette. Bir kere burası bir yardım kuruluşu gibi çalışıyor. Yani burada çalışan hiç kimse çalışması karşılığında bir para kazanmıyor. Kitapçıda çok ucuz fiyata bulabileceğiniz bir sürü kitap var. Bir de sevimli kafe. Geniş mekanın orta alanını kaplayan masalardan birine oturuyor, kahvenizi alıyor ve dileğinizce çalışabiliyorsunuz. Tıpkı Amerikan filmlerindeki kitapçılar gibi burası. Bilgisayarını al, git çalış ve kitabını yaz. Üstelik harcadığın tüm para da AİDS hastalarının tedavisi için harcansın. Dilerim dünyayı bitiren hastalıklar azalır. Dertler, sıkıntılar varken böyle güzel kuruluşların, böyle güzel insanların olması da insana umut veriyor ama. Bunu da kabul edelim.



İyiliğin bulaşıcı olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Oradayken bir dolu kitap aldım ve içimi deli bir sevinç kapladı. New York'taysanız ve kitapçı seviyorsanız Housing Works Bookstore Cafe'ye uğramayı sakin ama sakın unutmayın.

📚     Three Lives & Company

Kırmızı kapılı kitapçı burası. Bana çocukluğumun Eren Kitabevi'ni hatırlattı. Bugün benim jenerasyonumda Küçükyalı'da oturup pasajın girişindeki bu kitapçıdan çok kere girmiş olanlar bile unutmuştur herhalde Eren Kitabevi'ni. Yaşlı sahibi muhtemelen çoktan aramızdan ayrılmıştır. Kırmızı kapılı Three Lives&Co. 'da ben de aynı hisleri uyandırdı. Bir binanın köşesini mesken tutmuş, içine girince kitap kokularının insanı sarıp sarmaladığı kayıp bir cennet.


İstanbul'da döndükten bir süre sonra IG'de bu kitabevi kapanmasın diye birçok sanatçının kampanya başlattığını gördüm. Sarah Jessica Parker'da bunlardan biriydi. Kitapçı sanırım yüksek kira artışı sebebiyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yoğun kampanyaların ardından sonunda tehlikeyi atlatmıştı. Ama tabii ki sonu bilinmez. Bir dahaki New York seyahatimizde Three Lives Kitapçısı umarım her zamanki yerinde durur.




📚     Book- Off

Bir şehirde Book-Off gibi bir kitapçı varsa kimse kitaplar çok pahalıydı, alamadım bahanesinin ardına saklanamaz çünkü bu kitapçı 2. el kitap, cd, dvd merkezi. Dev bir sahaf. Ve çoğunlukla kitaplar 1 ya da 2 dolar civarı. Eeee, millet daha ne yapsın değil mi? İnsan burada kendini kaybediyor. Aradığınız kitabı bulmak için biraz çaba sarf ediyorsunuz elbet ama bu bile keyifli bir şey.

Bu arada Book-Off'un fotoğrafını çekmemiş gibi gözüküyorum. Oysa öylesine emindim ki fotoğraf çektiğime. Muhtemelen çekilen onlarca fotoğrafın içinde bir yerlerde 😁

📚     Mc Nally Jackson Books

Avrupa ya da Amerika'da (en fazla New York) insanı şaşırtacak kadar çok kitapçı var.


Bizdeki güzel kitapçıların da hakkını yemeyeyim ama kabul edelim ki mahalle kitapçılarının çoğu daha çok kırtasiye ihtiyacını gidermek için açılmış vaziyette. Karton mu lazım? Koş al. Ya da kalem, silgi için. New York'taki kitapçılar bu çizginin fazlasıyla dışında. Kitapçılarda kitap satılıyor. Elbette hediyelik sunumlar var ama kitapçıların aslı görevleri kitap satmak😀


Kırtasiye ihtiyacı için başka marketler var. Gelelim Mc Nally Jackson Books'a. Burası da New York'un güzel kitapçılarından biri. İçindeki kafe de dinlenmek ve kitabının keyfine dalmak isteyenler için sakin bir köşe.

Ben kitapçının içinde gezinirken kuytu bir köşede cep telefonuna gömülen Kuzey 😁

Cep telefonuna daldığı fark edilen ve maymunluk yapan Kuzey 😀

📚     The Mysterious Bookshop

Bu kitapçı benim listemin son maddesi. Polisiye, gerilim, korku, macera kitapları okumak isteyenler burası sizin yeriniz.



Elbette aynı zamanda tüm kitap severler için. New York'a gelip de böyle özel bir kitapçının kapısından içeri girmemek düşünülemez. Zaten kapının dışındaki isim tabelası bile size hemen içeri çekiyor.



Tavana kadar yükselen rafların kitaplarla dolu olduğunu, hali kaplı zeminde oturup elinize aldığınız kitabın sayfalarına daldığınızı hayal edin. Deri koltukta da oturabilirsiniz elbet.

İşte benim New York kitapçılarım 💖
Bu listeye eklenecek eminim daha çok kitapçı vardır. Var mı eklememi istediğiniz başka bir kitapçı?

6 yorum :

  1. Yurt dışına maalesef ki hiç çıkamadım ama eğer çıkabilirsem en çok yapmak istediğim şey kitapçıları gezmek.. Paylaşımlarınızı zevkle okuyorum.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitapçılar oralarda ayrı bir dünya. Bu kadar büyük kitapçıların nasıl ayakta durduğunu düşünmeden edemiyor insan. Okuma oranlarının ne olduğunu bilmiyorum ama bizden fazla herhalde. Bir de çok güzel etkinlikle var tabii. Çocuklar için okuma saatleri, oyun saatleri, yazarlardan sohbetler. İnsanın aklı kalıyor :)
      Yazdıklarımı okumanıza çok sevindim. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Çok güzel bir yazı olmuş, çok özendirici. Seyahatlerimde en az bir kitapçıya giriyorum mutlaka, bazen girdiğin tek mağaza kitapçı oluyor hatta. Zaman zaman ben de kitapçı açmanın hayalini kursam da Türkiye'de küçük, şirin bir kitapçının ayakta kalabilidiği pek görülmüş şey değil. En azından İstanbul'daki bir kaç bağımsız kitapçıyla idare edebiliyoruz, yine de şanslıyız Türkiye'nin pek çok yerine göre..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurt dışında kitapçılarda insan kendini kaydediyor. Her şey ayrı güzel. Bir şey almadan çıktığım olmadı daha. Kendimi kaybediyorum. Ah, o kitapçı hayali. Hayallerin en güzellerinden biri. İş hayatındaki para işlerinden, bitmeyen sıkıntılardan öylesine bıktım ki sanırım bir gün emekli olup da bütün bu saçma şeylerden kurtulunca çok mutlu olacağım. Çok eskilerde kalmış olan kitapçı hayalimde para meselerinden öylesine sıkılınca unutuldu gitti.
      Yine de hayal kurmanın her hali güzel :)

      Sil