27 Şubat 2017 Pazartesi

Liste 9: En çok değer verdiğiniz şeylerin listesini yapın.

52 Liste Projesi

#Liste 9- En çok değer verdiğiniz şeylerin listesini yapın.

Evet, evet anlatacak çok şeyim var.
Ne çok şeye değer verirdim eskiden. Vallahi öyle! Gençlik başımda duman halleri. Mesela biriyle tanıştım değil mi, hemencecik kocaman bir yüz verirdim kişinin kendine. Sonra her bir yanlışta, her bir umursamazlıkta başımın üstüne yerleştirdiğim kişinin aslında o yeri hak etmediğini görür, üzülür ve hayal kırıklığına uğrardım. Yukarıda anlattığım olaydaki en büyük suçlu bendim arkadaşlar. Çünkü bağlanmaya, hemen güvenmeye ve beklediklerimi bulamadığım zaman üzülmeye açık olan bendim. Kimse benim istediğim kişi olmak zorunda değildi.
Sonra şunu öğrendim. Herkese kafadan yüz vererek kimseye haksızlık yapmamalıydım. Şimdi yeni tanıştığım herkese elli puan veriyorum. Yukarı ve aşağı puanlar da o kişi ile aramdaki bağı ya güçlendiriyor ya da zayıflatıyor. 

Bu yazdığım paragraftan bir yerlere varacağım ama son paragrafta olacak varacağım nokta. 

Şimdi gelelim listenin şıklarına. 

Elbette ailem en başta geliyor. Başka yolu var mı? 

✅    Selçuk ve Kuzey  💖  💖  💖

Eşim en yakın arkadaşım. Öyle. Her şeyi anlattığım, paylaştığım, sohbet etmekten keyif aldığım insan. Yakınlarımda olması, yumurtayı nerdeyse çiğnemeden yutması, uykuculuğu ve çay arkadaşım olması çok hoşuma gidiyor. Rahatlığı, her şey olacağına varır tavrı beni çileden çıkartıyor. Doğuştan Buda kendisi, çalışmadan Nirvana'ya ermiş. Erteleme sanatında master yapmış kişi. Ama gel gör ki en iyi yol arkadaşı. Mızmızlanmaz, kendisinin sevmediği restoranlarda bile sırf ben istiyorum diye oturup patates kızartması kemirir. Bugünlerde Ulysses okumaya başlamış olması en büyük kavga sebebi. O okursa benim de okumam gerekecek çünkü okumazsam bu kitabı sırf kendi okuduğu için böbürlenir, kitaptan birkaç alıntıyı ezberleyip gözüme sokar, hatta bir kavga anında bana, "Sen önce Ulysses'i oku da sonra yanıma gel!" bile diyebilir. 
Hımm, bir de çarşamba sabahı Moskova'ya gidiyor. Hem de bensiz.

Kuzey'e gelince. Bu aralar üzülüyorum kendisine. Tüm hormonları atağa kalkmış vaziyette. Kızmaya hazır bir şekilde bekliyor. Bir şey mi söyledik, anında cevabını alıyoruz. Her şeye karşı olduğu bir dönemden geliyor. Okulda gördüğü tüm dersler anlamsız ve saçma, konuştuğumuz şeyler gereksiz, etrafındaki herkes geri zekalı. Benim onun karşısındaki durumum daha da acıklı. Her söylediğine haklısın diyorum. Bu yazdıklarımı okumayacağına inanıyorum. Yazışım ondan. 

Ne blog yazan bir anne mi? Iyyyy çok modası geçmiş! 
Ama seviyorum yahu 💖

✅   Kitaplarım ve cdlerim

Kitaplarım ve müzik cd'lerim gerçekten çok değerli. Evde en sevdiğim ve en rahat hissettiğim yer de çalışma odası. Kitaplarla dolu raflar, yazı masası, pencerenin kenarındaki rahat koltuk. Her şey yerli yerinde ve olması gerektiği gibi diye düşünüyorum. Kitabımı alıyor, pencere yanına kuruluyor ve sevdiğim bir cd'yi alıp kendi dünyamda kayboluyorum. Kitaplar benim yerleştirdiğim şekilde duruyorlar rafta. Bir şey aradığım zaman bulmakta zorluk çekmiyorum. Ve itiraf ediyorum ki kitaplarımı ve cdlerimi ödünç vermekten hiç hoşlanmıyorum.
Eşyayla ilişkim bu sınırlardan ibaret.
Bunun dışında da sahiden değer verdiğim bir şey yok. Yanı kırılmasından, eskimesinden, yok olmasından korktuğum demek istiyorum. 

✅   Arkadaşlarım

Pek tabii kıymetliler. İnsanın hayatında güvenebileceği çok fazla kişi olmuyor. Sahip olduklarımın hepsinin kıymetini bilmeye, kırmamaya, kucaklamaya dikkat ediyorum. Yeni tanıştığım insanlar oluyor ama illa ki hayatıma girecekler, birlikte çok eğleneceğiz gibi bir kaygım yok. Kendimi yeni birilerine anlatmak, yeni tanıştığım biriyle güvene dayanan bir ilişki geliştirmek zor geliyor. Eski dostların sıcaklığında kaybolmak belki en kolayı ama sahip olduklarımla gerçekten mutluyum.

✅   Ben

Evet, öyle! Yıllardır kendime değer vermeyi öğrenmek için çabalıyorum. Yapmak istediklerimi yapıyor, yapmak istemediğim şeyleri sırf birileri mutlu olsun diye yapmıyorum. "Hayır!" demeyi öğrenmek için yoğun çaba sarf ediyorum ve bu yolda biraz ilerleme kaydettim. Sevdiğim insanlara bile şöyle diyorum: Benim biraz araya ihtiyacım var. Bir bardak çayımı ve kitabımı alıp biraz kenara çekiliyorum. Lütfen bir müddet görüşmeyelim. 😀  Sonra tazelenerek geri dönüyorum. Bencillik diye tanımlanan çoğu şeyin aslında seçme ve yaşama hakkım olduğunu anladığımdan beri daha bilinçli yaklaşıyorum isteklerime. İşte böyle. 

İlk paragrafla son paragraf arasındaki bağlantıyı kurmam gerekirse, değer verilecek yegane şeyin kendim olduğunu düşünüyorum. Hayatımı keyif aldığım şeyler üstüne kurmaya çalışıyorum. Eh, ben mutluysam herkes mutlu bizim evde. Siz de bir düşünün bakalım. Sizde durumlar ne?

11 yorum :

  1. Hiç farklı değil bizde de😊 öyle ki selçuk beyin yumurtayı sevmesini okudum ya pes dedim valla özlem 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha :) Sizin evde de mi yumurta aşkına sahip biri var? Kolesterolü var diye vermiyorum Selçuk'a. İki sabahtır baktım çaktırmadan birer yumurta yedi. "Ne iş?" dedim bu sabah. "Ses çıkarmadıkça götürüyorsun yumurtaları."
      "Yapmayın kardeşim o zaman yumurta!" dedi bir hışımla :)
      Bazı geceler içim eziliyor. Kendime yumurta yapıyorum. Ona da yapıyorum. Üstünde biraz zeytinyağı, biraz tuz, biraz da kekik serpip, bir iki parça kızarmış ekmekle birlikte veriyorum. Sanırım Selçuk'un beni en sevdiği anlar bu anlar. Bi' ellerine sağlık deyişi var ki görmelisin :)
      Yumurtayı böyle keyifle yiyenlerimiz eksik olmasın canım. Uzun ömürleri olsun her birinin.
      Öperim seni çok.

      Sil
  2. Son yazdığın paragrafa bende imzamı atarım.
    Sanırım gençlik de yada bazı şeylerin tam farkına varmadığımız dönemlerde, yeni tanıştığımız kişilere verdiğimiz değerler çok oluyor.. sonra öğreniyoruz bazı şeyleri ve değerlerimiz değişiyor...
    Herkese nasip olmuyor bence sevdiğin, evlendiğin adamla aynı zamanda en iyi arkadaş olmak. Bu konuda bende şanslı gruba giriyorum ve hem sevgilim hem arkadaşım, dostum, sırdaşım eşim...
    Belki de o yüzden yaşamda birçok şeyi daha iyi göğüslüyor ve güüçleniyorum.
    Yine keyifle okudum yazını... kalemine sağlık canım.
    Öpüyorum seni, iyi haftalar. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülşah'cım sanırım biraz yetiştirilme ile ilgili. Bir laf vardır, veren el alan elden iyidir, diye. Çok severim bu cümleyi ve derim ki "Allah inşallah hep vereceğimiz kadar bahtımızı açık tutar da, etrafımızdaki yardım edebilelim. Tabii bizim annelerimiz, (anneciğin rahmet istedi sanırım- nurlar içinde uyusun.) hep vermeyi öğretti bize. Hep ver, derdi bizimkiler bana. Ama bazen hiç vermek istemediğim bir şeyi de sırf annem, "Kızım bak arkadaşın çok beğendi, ver sen, biz yenisini alırız" diye çok verdirdiği olmuştur. Çocuk kalbimle bazen sinir olurdum bu duruma. Kuzey bana bir şeyini vermekle ilgili bir şey sorarsa: Gönlün istiyorsa ver, yoksa verme diyorum. Seni de görünce çenem açılıyor benim. Ama kendimize değer vermeye gelince bencillik olarak anlaşılıyor. Yok öyle diyorum ben bunda sonra. Kazan kaldırıyorum. Çünkü biz kendimize değer vermedikçe kimse bize değer vermiyor. Allahtan şeker kocalarımız var da hayatı keyifle geçiriyoruz. Senin eşinle olan ilişkinde fotoğraflardan yansıyor zaten şekerim.
      Yazımı okuduğun için çok teşekkür ederim. Okumasanız ben ne yaparım?
      Çok öpüyorum seni.
      Sevgiler

      Sil
    2. Ne güzel açılsın çenen.. hem yazını okumayı, hem yorum yapmayı hemde senin yoruma cevap vermeyi çok seviyorum...
      Sen hep yaz Özlem'cim. :)
      Bende öperim seni ve iyi geceler tatlı rüyaların olsun canım.
      Sevgiler.

      Sil
  3. Ben puanımı merak ettim yahu, örtmenim kanaat notu kullanabilir misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin notun notlar üstü bir yerde. Nerde mi? Kalbimde, kalbimde :)

      Sil
  4. Eşlerimiz de benziyor ama Ulyssess never ever okumaz. Kitaplara pek mesafeli. Şöyle ağız tadıyla kavga edememekten şikayetçiyim bir de, cool tavrını hiç bozmaz :)

    Sonunu iyi bağlamışsın , bir de çalışma odan kalp ben.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ulysses'i ben nasıl okuyacağım onu düşünüyorum. Bu bir meydan okuma, görüyorum ama du' bakalım :) Bizde de kavga olmaz. Mevzuyu ben azıcık uzatsam, bizimki uyur. :)
      Çalışma odamı ben de çok seviyorum. Bu hafta birazcık orada çalışmak istiyorum ama orda internet çekmiyor ona da gıcık oluyorum :)

      Sil
  5. Ilk fotografi gorunce gulumsedim, bak blogdan ne buldum :)

    http://2.bp.blogspot.com/-lwiIlZDOCcY/TvsYLtGEEQI/AAAAAAAACns/Ez0EmeMByO4/s1600/IMG_5275+74.jpg

    Bir de cok seviyorum senin yazilarini Ozlem, gezi, film, kitap, challenge vs ne oldugu farketmez, hep yaz sen icinden ne geliyorsa.

    Opuyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne tatlı çıkmışsın ve nerdeyse aynı pozu vermişiz. :)
      Çok hoşuma gitti. Eminim aynı hisleri yaşamışızdır o şehrin sokaklarında gezerken.
      Ben de senin yazdıklarını çok seviyorum. Keyifle okuyorum. Mart ayı yine biraz keyifsiz geldi. Yazacak takatim kalmadı ama yazacağım elbet.
      Yazmayıp da ne yapacağım zaten :)
      Öpüyorum canım seni çok.

      Sil