2017 Geçerken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2017 Geçerken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2017 Perşembe

Liste 51- Anılmak istediğiniz şeylerin listesini yapın.

52 Liste Projesi

Liste 51- Anılmak istediğiniz şeylerin listesini yapın.

Benim için çok hayalci sorulardan biri de bu! Ciddi söylüyorum. Nasıl anılmak istiyorum? Eh, en klasik cevap, "iyi bir insan!" olabilir. Ama bu cevap pek de umrumda değil. Ölüp gittikten sonra kim anılıyor ki? Hatta bir müddet geçtikten, çağ yenilendikten sonra kahramanlar bile kıymetlerini yitiriyor, milli değerlerimiz bile yerle bir ediliyor. Hiçbir şeyi putlaştırmadım hayatımda. İnsanları insan olarak sevdim ve hatasız insan olabileceğini de hiç düşünmedim. Hata yapmadan bir yaşamı bitirmek mümkün mü? Sabahın köründe (altıda kalkıyoruz her sabah) Kuzey'le tartıştık mesela. Gece geç yattığı için uyamadı. Uyandığında da elbette ki ayılmamıştı. Yemeğini ye, üstünü git, dişini fırçala, çantanı topla derken servis kapıya yanaştı. Onun benden beklediği çantasını toplamamdı. Elbette toplamadım. Kahvemi yudumlamaya devam ettim. Sebebinin çantasını toplamama duyduğu öfke olduğunu söylemedi elbette ama bu yüzden bana sinirlendi. Son zamanlarda vazifem olmayan şeyleri üstüme almıyorum. Sonucu ne olursa olsun, benden başka birileri de bu sonuçlara katlansın. Aslında sadece iki dakikalık iş gibi gözüken, aman yapsan ne olur denilen her şeyin ben yapmadığım zaman üstlerine nasıl yıkıldığını anlasınlar istiyorum. Çünkü ben herkesin iki dakikalık işini üstüme alarak kimseye iyilik yapmıyorum. Bir de bu işleri yapıp, için için söyleniyorum. Söylenmesem tamam da, demek ki memnun değilim bu durumdan. Çanta olayını açık açık Kuzey'e söyledim. Bundan böyle çantanı toplamayacağım. Ona göre dedim. 😀  Neticede Kuzey servise yetişti ama kapı kapanmadan bana birkaç cümle etti. "Sen kalkma bundan sonra sabahları erken, çok sinirli oluyorsun." dedi. Metnin alt mesajı şu: Çantamı hazırlamıyorsan ve benim isteklerimi yerine getirmiyorsan kalkmana gerek yok!
Ben de cevaben söylendim. Sinirime hakim olamadım ve evden çıkarken i-pad'ini çantama attım.
Fark ettiyseniz, herkes gibi bir insanım. 😔


Muhtemelen Kuzey beni büyüyünce şöyle anacak: Çok sert bir annem vardı. Kuralları vardı. Ödevlerimi yapmamama ve çalışmadan kötü not almama çok kızardı. Okul onun için çok önemliydi. Ama iyi de bir insandı. Yardım severdi. Ödevlerime yardım eder, sorunlarıma da mutlaka bir çözüm bulurdu. Gördüğünüz gibi hayatta en çok sevdiğim insan için bile muhteşem bir insan değilim. Demek ki iyi insan olmak pek de kolay bir iş değil. Üstelik günümüzde geçer akçe de değil.😀

Kısaca toparlamam gerekirse kendime fayda sağlayacağım şeylerle anımsayın beni.
"Çok gezerdi, Paris'i çok severdi, kitap okumaktan ve yazmakta hoşlanır; dostlarıyla kahve, çay içmekten sonsuz keyif alırdı." deyin.

Canım arkadaşlarım!
Listelerin nerdeyse sonuna geldik. Yarın son listemi tamamlayıp, yayımlayacağım. Ama şunu söylemem gerekir ki bu liste işini 52 hafta boyunca yaptığım için kendimle gurur duyuyorum. Yaptığım şey çok büyük bir şey değil biliyorum ama başladığım işi bitirmem böyle olsun istemesem de bana haklı bir gurur yaşatıyor. "Aferin!" diyorum kendime. Küçük şeylerle mutlu oluyor, başarının anahtarını parada, pulda değil kişisel gayretimle neticeye ulaştırabildiğim küçük mutluluklarda buluyorum.
Öyle işte! Hepinize sevgilerimi yolluyorum.

19 Nisan 2017 Çarşamba

Liste 16- Temel Gereksinimlerinizin Listesini Yapın

52 Liste Projesi

Liste 16- Temel Gereksinimlerinizin Listesini Yapın.

Bugünlerde benim kafam da ülke gündemi gibi karışık. Biraz daha huzurlu bir ülkede yaşayıp sadece temel gereksinimlerimi düşünerek, üstüme düşen görevleri yaptıktan sonra keyfime bakmayı çok isterdim. Olmuyor elbette. Birazcık huzuru bizlere çok görüyorlar. Ne kadar pozitif olmaya çalışırsak çalışalım, enerjimizi emip bitiriyorlar. Uzun lafın kısası bu coğrafyada yaşamanın belli bedelleri var. 
İnsanı öldürmeyen şey güçlendirirmiş diyerek kendime bir gaz verip şimdi yazıya doğru ilerliyorum. 

Temel gereksinimlerime gelecek olursak: Sahi ne cevap vereyim ben bu soruya şimdi?

Çay tabii ki abicim!

Çay, her derde deva ❤

Şimdi bu sonuca varmak için nereden yola çıktım ben? Elbette ıssız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey sorusundan. Anladınız! Yanıma çay alırım. Çay içmeden duramam ben. Gözümü açar açmaz aklıma ince belli bir çay bardağından çay içmek gelir. Annemi düşünürken mutfakta evyenin başında bir sağa bir sola hareket eden bedenini ve ocağın üstünde kaynayan çaydanlık gelir gözümün önüne. Sohbetin baş kahramanı çaydır bizim evde; ailenin bir üyesi gibidir. Sevdiğim kimi düşünsem anılarımın bir köşesinden çay buğusu yükselir. O yüzden eve girer girmez yaptığım ilk şey demliği ocağı koyar, çayımı demlerim. Bu mucizeyi bitki kesinlikle her derde devadır. Mutluluk, huzur ve yuva demektir çay. 
O yüzden çay benim için temel gereksinimlerden biridir. Geçen sene gittiğimiz Amerika seyahatinde yanıma bir demlik aldığım da doğrudur. Gelirken de kiraladığımız evin mutfağında bıraktım ki evin sahibi İsveçli şöyle adam gibi bir çay içsin.😀

Kitaplarım, hayallerim ve ben...


Çantamda kitap yoksa huzursuzlanıyorum.Ya gün içinde bir fırsat olur da kitap okuma şansım olursa? Ya o an benim yanımda kitap yoksa?  Düşünsenize bir bankaya gitmişim ve önümde bekleyen otuz kişi var ve benim çantamda bir kitap yok. O düşük ihtimale karşı yanımda kitap, defter ve kalem taşıyorum. Hayır! Islak mendil taşımıyorum ve umrumda bile değil. Yanında devamlı ıslak mendil taşıyan kadınlardan olmaya çalıştım ama Kuzey bezden çıktığından beri bunu başaramadım. 
Durum şu ki gereksiz muhabbetlerin ve gereksiz insanların yanında olmaktansa kitapların dünyasında olmak beni daha mutlu ediyor. Okumak, defterime notlar almak, yazı aracılığıyla kendimle sohbet etmek iyi geliyor bana. İyileştiriyor, şifa veriyor. 

Kendimle baş başa kalmak...


Kendime ayıracak vaktim olmazsa ve düşüncelerimle baş başa kalmazsam mutsuz oluyorum. Kafam karışıyor, düşüncelerimi toparlayamıyorum ve iç huzurumu kaybediyorum. Evet, evet! Yürümek iyi geliyor mesela. Kimi zaman kulağımda kulaklığımla, kimi zaman da adımlarımın yerde oluşturduğu sesi dinleyerek yürüyorum. Kafamdaki tüm karışıklık bulutu dağılıyor, düşüncelerimin netleşiyor. Bitkilere dokunuyorum. Bazen bir lavantaya, bazen bir çay ağacının dikenli dallarına. Sonra elimi burnuma götürüyor, bitkilerin parmaklarımda bıraktığı izleri kokluyorum. Okuduğum kitapları düşünüyorum. Kitap kahramanlarını, kitap boyunca yaptıklarını aklımdan bir bir geçiriyor; kimi zaman olayların gidişinden memnun oluyor, kimi zaman da yeni sonlar yazmak istiyorum bu kahramanlara. Bazı insanlar kalabalıklardan hoşlanır ve yalnız kalmaz. Benim içinse yalnız kalmak temel bir gereksinim. Geçen gün Kuzey de yanıma yaklaşıp şöyle dedi: Anne ben arkadaşlarımla olmaktan mutlu olduğum kadar yalnız olmaktan da çok mutlu oluyorum. Kendi kendime oyun oynamaktan çok keyif alıyorum. Belki tek çocuk olduğum içindir bu. Sadece bu normal mi diye merak ediyorum.

"Normal Kuzey'cim!" dedim. "İnsanın yalnız kalmaya da ihtiyacı var."

Seyahat etmek...


Umarım aynı şeyleri tekrar etmemden sıkılmıyorsunuzdur. Hep aynı şeyleri yazıyor gibiyim. Fakat bu listeleri yaparken şunu fark ettim ki ben gerçekten yaşamak istediğim hayatı yaşıyorum. Yani şükür ki o hayatı inşa edebilmişim kendi kendime. Benim bu yalnız kalma hallerimden kimse şikayetçi değil evde. Kuzey çok küçükken bile bu istediğimi (O zamanlar bunu ifade ettiğim için kötü bir anne olduğumu düşünüyordum.) dile getirirdim. Mesela anneme ya da Selçuk'un annesine Kuzey'i teslim eder ve çay içmek için dışarı çıkacağımı söylerdim. Kuzey biraz büyüdükçe ona da söylemeye başladım. "Şimdi ben biraz yalnız kalmak istiyorum Kuzey'cim." derdim. Kitabımı alıp bir köşede kendime tanıdığım zamanı yaşarken, o da kendi dünyasında bir oyuna dalardı. Bunun adı bencillik mi bilmiyorum ama yalnız kalma anlarını yaşayamadığımda üstümde bir baskı oluşur ve patlardım. 

Gelelim seyahat meselesine. Evimi ve kurulu düzenimi ne kadar çok sevsem de hareket halinde olmayı ve seyahat etmeyi de çok seviyorum. Annem zaman zaman "Kurtlandın sen yine!" diye takılıyor bana. Haklı da! Kurtlanıyorum. Yola çıkmak, başka bir şehre gitmek istiyorum. Yaşamımın anlamı buymuş gibi geliyor. Neden çalışıyoruz ki diye soruyorum kendime. Kuzey iyi bir okulda okusun ve biz de seyahat edebilelim yeter.