35'ten sonra ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
35'ten sonra ben etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2017 Pazartesi

Liste 14- Hayatınızda bahar temizliği yapmanın yollarını listeleyin.

52 Liste Projesi

Liste 14- Hayatınızda bahar temizliği yapmanın yollarını listeleyin.



Bahar temizliği yapmaya hayatımın karmaşık bir döneminde başladım. Herkesin yaşamında karmaşık dönemler vardır. Garanti veririm. Kendini sorguladığı, yaşamının anlamlı olup olmadığını kendisini umutsuzluğa sürükleyecek sıklıkla sorup durduğu, acı çektiği, daha yapmayı hayal ettiği bir sürü şeyin olup da zamanının azaldığını düşündüğü zamanlar.
Ben böyle bir evreden geçtim. Etrafımdaki her şey yerinden oynadı. Önce içime dönüp orada ne varsa her şeyi kaldırdım, havalandırdım ve sonra tekrar yerine koydum. Etraftan gelecek tavsiyelere kapalı olduğum, sorduğum soruların cevaplarını içimde aradığım bir süreçti. Kafamın içinde, yüreğimin derinlerinde fırtınalar koptu. Bu dönemde acı çekerek sustum. Bir cevabın olduğunu biliyordum ve o sesi duymak için sessiz olmam gerekiyordu.
Diğer yandan kendimi bu kadar yıprattığım bu dönemin sonunda istemediğim cevaplara ulaşacak olsam da bunu da kabul etmem gerektiğini sık sık hatırlattım kendime.

İçimdeki beni sabote eden sesi hayatımdan uzaklaştırdım.


Evet! Sanki tüm zamanım benden başkalarına aitti. VE bana bir şey kalmıyordu. Sabahları kalkıp işe gidiyor, günün sonuna doğru eve gelip Kuzey'le sohbet edip sonra da ödevlerine bakıyorduk. Saatler ilerleyip de Selçuk eve geldiğinde akşam yemeği yenilip, çaylar içiliyordu. Kitap okumak, kendimle baş başa kalmak istediğim zamanlara sıra bir türlü gelmiyordu. Öyle bir zaman olsa da ben yorgunluktan bitmiş oluyordum.
Mutsuz olmak için ne çok sebep değil mi? Ama mutlu olmak için de bir dolu sebep var yukarıda yazdığım paragrafın içinde.

Bir kere şunu anladım ki çok stres altında olsam da şükretmem gereken bir işim vardı. Kim işinden memnun ki? Hele ki bu ülkede? İşimin kendi işim olmasından kaynaklanan nice zorluğu vardı ama aynı zamanda çok da avantajı vardı. Kahvemi, çayımı içip rahatsız edilmeden oturabildiğim bir saatim bile oluyordu zaman zaman. Sonra çok bunaldığımda çantamı alıp yakınlardaki bir Starbucks'a gidip kendime keyif anları hediye edebiliyordum. Tatiller de öyle. Bayram tatilinin dışındaki zamanlarda da seyahate gidebilme özgürlüğü🙋  Ailemle harcadığım vakte gelince. Fazlasını veren bendim aslına bakılacak olursa. Çünkü onlarla olmaktan, zamanımın çoğunu onlara adamaktan mutlu olan bendim. Şunu düşündüm: Onlarla daha az vakit geçirip kendime daha fazla vakit ayırırsam daha mı mutlu olacaktım? Dürüst olmam gerekirse onlarla vakit geçirmekten çok hoşlanıyordum.

İçimdeki o zor kadın ara ara sesini çıkarıyor. Yaşlandığımı, vaktimin daraldığını, yapmak istediklerim için çok zamanımın kalmadığını söylüyor. Hadi be, diyorum ona. Sus. Beni mutsuz edemezsin. Siz de sizi mutsuz eden sesleri dinlemeyin. Kafa karışıklığından ve huzursuzluğundan başka işe yaramıyorlar.

Hep almayı isteyip hiç vermeyen arkadaşlar: Artık ayrılmalıyız.

Şimdi baştan söyleyeyim: Arkadaşlık, akrabalığın tersine zorunlu devam ettirilmesi gereken bir bağ değil. Birbirimizi sevmesek de saygı göstermek zorunda olduğumuz, hayatımız boyunca ortak anıların içinde kaybolacağımız akrabalığın aksine arkadaşlıkta başka şeyler ararım ben. Arkadaşlarımı severim, dertlerini dinlerim, hem iyi hem de kötü zamanlarını paylaşmak için de elimden geleni yaparım. Ama arayan hep bensem, buluşmak için her zaman benim ayarlamalar yapmam bekleniyorsa, ilişkimiz arkadaşımın masal hayatını anlatma seanslarına döndüyse, arkadaşlığımızın uydusu olduğunu düşünüyorsa benim için bu arkadaşlığın sona erme zamanı gelmiştir.

Hani her aradığınızda sitem eden akrabalar vardır. Telefon numarasını korkuyla tuşlarsınız çünkü karşınızdakinin telefonu açar açmaz kuracağı ilk cümlenin sitemle dolu olacağını önceki tecrübelerinizden biliyorsunuzdur. "Hayırsız!" der karşıdaki. "Hangi dağda kuş öldü de aradın?"
Oysa sizi aramaktan uzak tutan bu söylemlerdir. Sevinçli bir sesle değil de sonu gelmez lüzumsuz sitemlerle karşılaşacağınızı bildiğinizden aramak istemiyorsunuzdur. Tıpkı bu anlattığım gibi, arkadaşımla olan ilişkim de yanlış anlamalarla, anlaşılmaz kıskançlıklarla, öküz altında buzağı arama seviyesine gelmişse o arkadaşlık sürmesi gereken zamanı tamamlamıştır. Eskiden yaşanmış uzun bir geçmişe, dönüp baktığımda hafızamda beliriveren güzel anıların yüzü suyu hürmetine artık hiç keyif almadığım arkadaşlığımı devam ettirmeye çalışırdım. Yaptığım büyük hatalardan biriymiş bu. Çünkü yaşanmışlıklar hiçbir yere gitmiyor. Güzel anılar yine oldukları yerde kalıyor. Sırf uzun geçmişe inat sürdürülmeye çalışılan arkadaşlıklar daha fazla zarar veriyor.

O yüzden bahar temizliğimin en büyüğünü artık keyif almadığım ve sevgisini hissedemediğim arkadaşlıklarımı bitirerek yaptım ben. Şimdilerde hayatım daha sade. Kendime kalan vakit daha fazla. Sevdiğim insanlar yine etrafımda ve en önemlisi hem çok sevdiğim hem de çok sevildiğim insanlarla geçiriyorum vaktimi.

Eskisi kadar çok alışveriş yapmıyorum.

Aslına bakılacak olursa şimdiye kadar almış olduğum kıyafetler bir ömür boyu idare eder beni. Yeni bir şey almanın biraz doyumsuzluktan, çoğunlukla da alışkanlıktan olduğunu düşünüyorum. Türk toplumunun hepimizin üstüne yüklediği lüzumsuz kompleksleri de eklemem şart. Her birimiz güzel ve yeni kıyafetler içinde kendimizi daha güvenli hissediyoruz. Yurt dışındaki fuarlara gidince insanların nasıl fuar gezdiğine tanık oldum: Kalın tabanlı ayakkabılarla. Sadece bizim gibi az gelişmiş toplumlar kişiliklerinden ve iş tecrübelerinden öte kıyafetleriyle öne çıkmaya çalışıyor. İncecik topuklu ayakkabılarla fuar gezen ya da ilk defa gittiği bir şehri adımlayan bir bizler varız, bir de Ruslar. Kimse kusura bakmasın! Sacre Coeur Katedrali'nin önünde sırt çantasından yüksek topuklu ayakkabılarını çıkarıp, bir de üzerine dekoltesi bol bir elbise geçirip sevgilisine fotoğrafını çektiren bir Türk kızı gördüm bir gidişimde. Oscar Wilde'ın dediği gibi, -elbette sadece kıyafet konusu değil bahsettiğim-, diğer kişiliklerinin hepsinin önceden sahiplenilmiş olduğunu bilerek, kendimiz olsak. Nasıl olur?
Bence daha mutlu ve daha normal oluruz.😀

Bahara gelecek olursak: Bahar içimizde arkadaşlar. Biraz özen gösterir, azıcık sularsak yeşillenen dalları görürüz.