blog mimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog mimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2018 Pazartesi

Seni sen yapan sevdiğin şeyler neler?

Seni sen yapan sevdiğin şeyler ❤️

Sevgili Ezgi başlatmış, Şebnem'de davet etmiş.

Hadi bakalım başlıyoruz.


❤️ Bir kere en çok güzel şeyleri sevme huyumu seviyorum. Sevmeye gönlümün olmasını yani.
❤️ Sabah kahvaltısını çok seviyorum. Günün en sevdiğim öğünü kahvaltı.
❤️ Çayı çok seviyorum. Çayın her derde deva olduğunu düşünüyorum. "Derdin mi var?" Demle bir demlik çay, bak nasıl iyi gelecek sana.
❤️ Seyahat planları yapmamı seviyorum.
❤️ Her daim kafamda listeler olmasını,
❤️ Paris'i sevmemi seviyorum.
❤️ Boş muhabbetlerden uzak durmamı seviyorum.
❤️ Romantik filmleri seviyorum.
❤️ Ortancaları seviyorum.
❤️ Başkasının bana çiçek almasını beklemeden kendi çiçeğimi kendimin almasını seviyorum.
❤️ Kitapları, kitapçıları ve kitap kokusunu sevmemi seviyorum.
❤️ Makarnanın üstüne yoğurt dökmemi seviyorum.
❤️ İskandinav Polisiyelerinin içinde kaybolmayı,
❤️ Roman kahramanlarının ardından sokak sokak gezinmemi,
❤️ Hayali kahramanlarımla yan yana yürümemi seviyorum.
❤️ Kitapların kenarına el yazımla notlar düşüp, başka bir zamanda bu yazılarla karşılaştığımda şaşkınlıktan ve mutluluktan ölmemi seviyorum.
❤️ Kuzey'le ders çalışmayı seviyorum.
❤️ Yürümeyi sevmemi çok ama çok seviyorum.
❤️ Köpüklü şarap sevmemi, bir de şampanya falan içerken kendimi prenses gibi hissetmemi seviyor. Etrafımdakiler de beni bu halimden dolayı seviyorlar. Sevmeseler öyle gülmezler herhalde.
❤️ Ailemi sevmemi seviyorum.
❤️ Etrafımda kimse yoksa kendimle kavga etmemi seviyorum.
❤️ Yalnızlığımı, yalnızlığa olan düşkünlüğümü herkese karşı aslanlar gibi savunmamı seviyorum.
❤️ Mumlarımla evde romantik ortam yaratma çabamı seviyorum.
❤️ Sabah uyandım mı etrafımdaki herkesi de zorla uyandırmamı seviyorum.
❤️ Ekmek pişirmeyi çok seviyorum.
❤️ Yazı yazmayı seviyorum; bir de eski günlüklerimi okumayı...
❤️ Denizin karşısında bir şezlonga yayılıp kitabıma gömülmeyi seviyorum.
❤️ Mezarlık gezmeyi seviyorum.
❤️ Taşlara dokunmayı seviyorum.
❤️ Ekmeğin arasına roka koyup, biraz tuz ve bolca limonla yemeyi seviyorum.
❤️ Blogumu seviyorum.
❤️ Sahip olmadığım şeylerin peşinden koşmaktansa, sahip olduklarımın değerini bilmemi seviyorum.
❤️ Evimi çok seviyorum. Her köşesinde benden bir şey olmasını ve evin enerjisinin benden meydana gelmesini seviyorum.
❤️ Server'in hatırlattığı gibi tren yolculuklarını sevmemi seviyorum. Hatta trenlere, tren yolculuklarını sevenlere, trenle her daim yolculuk yapanlara da bayılıyorum.
❤️ Evet, haklı Server. Bern'in ortasından geçen, bulutların altında duran, Lizbona Gece Treni'ndeki
Kirchenfeld Köprüsünü de seviyorum. İşte ben buyum!

Oooo, daha çok şey yazarım biliyor musunuz?
Şimdilik burada bırakayım iyisi mi!


7 Mayıs 2016 Cumartesi

KİTAPLAR ÜZERİNE TÜRLÜ SORULAR

1- Ne zamanlar kitap okuyorsun? Kitap okurken bir şeyler yiyip içer misin? Kitap okuma rutinin var mı?
Kitap okumak için boş zamanı bekleyenlerden değil de o zamanı yaratanlardanım. Kitap okumuyorsam ben, ben değilim. Eve erken gelmişsem ve kimse yoksa hemen çayımı demliyor ve bir köşeye çekilip kitabıma gömülüyorum. Çok sık böyle bir vakit bulamıyorum ne yazık ki. Onun dışında her akşam yatmadan önce mutlaka kitap okurum. Gözlerim kapanmadan birkaç dakika okumak beni kesmediği için yatak odasına bir saat önce çıkar, kitabımı alır ve kendisiyle mesut bir saat geçiririm.
Hafta sonları evdeysem kitap okumak benim için kaçınılmazdır. Daha önce de söylediğim gibi çay da kitap gibi vazgeçilmezim. Çay ve kitap benim için ayrılmaz ikili yani. Bir de kitap okurken acıktığım zamanlarda mutfağa koşup kendime bir sandviç yapıp yemeye bayılırım. Biri kitap deyince susamıyorum görüldüğüm üzere :) 

2-(Klasiklerden gelsin bu soru) bir kitap yazacak olsan adı ne olurdu?
İtiraf ediyorum. Bir kitap yazmaya çabalıyorum aslında. En büyük hayalim. İlerlediğim yere kadar olan kısımdan da memnunum. Peki neden devamı gelmiyor? Bunun bir özür olmayacağını bilerek kendimce zamansızlığı sebep gösteriyorum. Daha fazla vaktim olsa yazar mıyım bilmiyorum ama eve gelip de evdeki rutinimizi tamamladıktan sonra uykum geliyor ve bir günü daha bir şey yazamadan bitirmiş oluyorum. 
Kitabımı tamamlasam ismi ''Paris Düşkünü'' olabilir diye çokça kez düşündüm. Yine de belli olmaz değil mi? Bir bitirsem, ismi bulmak en kolay kısmı olacak.

3- En sevdiğin yazar/çizer kim? Seni en çok etkileyen çocuk kitabı hangisi?
Paul Auster'ın benim için kıymetli. Yazı masasının önüne oturup kendinden bahsettiği daha çok kitap yazsın istiyorum. Bir gün bu hayattan çekip giderse öksüz kalacağımı düşünüyorum. Ne tuhaf değil mi? Kelimelerinin tümünde beni iyileştiren bir şey var. Ruhuma öyle iyi geliyor ki yazdıkları. 



Sonra Isabel Allende. Canım Allende'm benim. Gerçek bir kadın olduğu yazdığı her satırdan belli. Bir gün doğduğu ülkeye gidip dolaştığı sokaklarda gezineceğimi hayal ediyorum.
Şimdi sevdiğim yazarları bir iki yazarla sınırlı tutmaya çalışırken diğerlerine haksızlık yaptığımı düşünüyorum. Aklıma gelmeyen niceleri var. Bugünlerde yeni kitabı çıkacak olan Nedim Gürsel'e gelecek olursak. Ondan bahsetmeden de bu konudan uzaklaşamayacağım. Nedim Gürsel rehberliğinde değişik coğrafyalarda gezinmek gerçekten harika dostum.
Şimdiki çocuklar çok şanslı. O kadar çok ve o kadar güzel kitaplar var ki insan hangisini okuyacağını şaşırır. Kendi çocukluğuma dönecek olursam, o zamanlar beni en çok etkileyen çocuk kitabı ''Çocuk Kalbi" olmuştu. Serhat Yayınları'nın anneme alsın diye yalvardığım kitaplarından da bahsetmeden geçemem.

4-Yüz yüze olsak da bir kahve içsek (ama lütfen gıcık biri çıkmasın) dediğin yazar kim?
İşte bu çok zor bir soru! Çünkü insanın hayalleri yıkılabilir. Bu da benim en korktuğum şeylerden biri. Artık olma olasılığı olmadığından olsa gerek bu soruya Hemingway diye cevap verebilirim. :) En azından hayal kırıklığına uğrama şansım yok. Sanırım Hemingway ile kahve yerine bir kadeh şarap içmeyi tercih ederdim. Diğer yandan sevgili hocam Feridun Andaç'la sofra sohbetine nail olma şansım oldu. Vallahi onunla sohbet etmek tadından yenmeyecek bir yemek lezzetinde. Allah tüm sevenlerine nasip etsin diyebilirim. :)

5. Okurken heyecandan tırnaklarını yediğin / kahkahalar attığın / ağladığın kitaplar var mı?
Elimden bırakamadığım çok kitap olmuştur. Hatta kızdığım, sinirlendiğim de! Ağladığım kitapları da sayabilirim elbet. İçlerinde biri var ki her daim sızıdır yüreğimde. Erdal Öz'ün kaleme aldığı Gülünün Solduğu Akşam okuduğum her anında beni ağlama krizine sokan, şimdi bile burnumu sızlatan bir anlatıdır. 


6. Keşke bunu ben yazmış olsaydım dediğin kitap hangisi?
Pascal Mercier- Lizbon'a Gece Treni, Hemingway- Paris bir Şenliktir, Carlos Ruiz Zafon- Rüzgarın Gölgesi ve Ursula K. Le Guin kitaplarının hepsi :)


7. Kendini okurken hatırladığın en eski kitap hangisi?
Cin Ali'ler elbette! Sonra Ayşegül serisi ve Enid Blyton kitapları. Özellikle Afacan Beşler serisi.




8. Hayranlığın o kadar büyük ki, bunu yazan insansa ben neyim dediğin bir kitap var mı?

Var tabii. Jaume Cabre ve İtiraf Ediyorum.


9.Okumak eylemi ile ilgili en sevdiğin cümle nedir? 
Çok klasik olacak ama onca havalı cümlenin içinde ben ilkokulda aklıma yazılmış bu cümleyi çok severim.
''Kitapsız büyüyen çocuk, susuz ağaca benzer.''

20 Nisan 2016 Çarşamba

Çelıncı Toparlama Gayreti- Gün 2-3-4

Göbek adınız nedir? Sizin için önemini anlatır mısınız?

Göbek adım yok. Göbek adımın olmasının değil, olmamasının benim hayatımda bir önemi var galiba. Aslında şimdi bu konunun pek bir önemi yok da çocukluğum boyunca iki kardeşimin de göbek adının olması ve benim olmaması ciddi bir sorundu. Bu konu yüzünden psikolojik olarak etkilenmiş falan olabilirim. Hatta belki de sırf bu sebepten oğluma bir göbek adı takmış olabilirim. 

Belli ki bayağı etkilenmişim bir göbek adımın olmamasından. Gerçi iki kardeşimin göbek adları da pek bir tarih kokuyor. Muhtemelen bir göbek adım olsaydı, bu ismi de beğenmeyecek, caz yapıp duracaktım. 

Neyse, göbek adımın olmaması konusunu o kadar kafaya takmıştım ki devamlı babamın başının etini yerdim. Fark ettiyseniz annemin değil. O da her seferinde aslında bir göbek adımın olduğunu, sadece nüfus cüzdanıma yazdırmadığını söylerdim. 
Peki, Göbek adım ne söyle bakalım dediğimde de, ''Boncuk'' derdi.
Neydim abi ben?
Kedi mi köpek mi?


Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşır mısınız?

Ben paylaşırım da siz bunu gerçekten ister misiniz?
Bildiğin karman çormandır benim cüzdanım. Para vardır içinde diyeceğim ama yalan olacak. Elbette içine para koyarım da her para çıkardığımda paranın üstünü asla cüzdanın içine koymam. Çantanın içine bir yere sıkıştırırım, pantolonumun arka cebine tıkarım. Montumun cebinden falan beklemediğim zamanlarda para çıkar. Bir bakımdan iyi bir şey değil mi böyle dağınık olmak. Benim ve oğlumun nüfus cüzdanı olur içinde. Kredi kartlarım, Paris seyahatinden artmış metro biletleri. Bu biletleri gelince de atmam. Sanki tekrar gidişimin garantisi o biletler de gibidir. Bir de iki senedir bir kart var içinde. Paris'te birlikte fotoğraf çektiğimiz bir çifte fotoğraflarını yollayacağımı söylemiştim. Onlarda bana kartlarını vermişti. İnanır mısınız hâlâ yollayamadım ama kartı da atamıyorum. 
Aslında bu vesileyle o fotoğrafları yollasam mı yahu ben?


Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız?

Kocam!!!! Hahaha!!!! 
Koltukları kabarırdı bu yazdığımı görseydi. 
Neyse, elbette ailemi seviyorum ama çok klişe olur şimdi bunu yazmak. Allah, eksikliklerini göstermesin. Mutlu mesut yaşıyoruz böyle.


Vallahi kitaplarım olmadan yaşayamam. Çok seviyorum kendilerini. Varlıkları, varlığıma anlam katıyor, yüzümü güldürüyor, mutlu ediyor. Daha ne diyeyim? 
Sonra çay olmadan yaşayamam. Sonra neden yaşayayım? Ne anlamsız!
Bildiğiniz siyah çayı zaman zaman bitki çaylarıyla aldatmaya kalksam da siyah çayımın yerini hiçbir şey tutamaz. Bergamot aromalı olacak, taze demlenmiş olacak. Demi geçmiş, beklemiş çayı asla içmem bu arada.