key west etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
key west etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2015 Pazartesi

Key West'te güneşi Küba'ya uğurladım


Tatilin başını bir kenara bırakıp, ortasından içine daldığım bir güneş hikâyesini anlatayım iyisi mi gecenin bu saatinde.


Güneşi hayatımı geçirdiğim bu kalabalık şehirden tanısam da, hayatın telaşı içinde çoğu zaman kafamı kaldırıp bakmayı unutsam da başka bir açıdan gördüm ben.

Yine onun olduğu koca evrenin altındaydım. O, uzak bir köşede -batı diyorlar o yöne- gökyüzünü renklere boyamakla meşguldü. Dünyanın başka bir ucunda selam verdik birbirimize.

...ve üstünden çok uzun yıllar geçse de, bu hikâyenin kahramanlarından birinin şu yaşadığımız hayatta dünya üzerinde öyle bir iz bırakma imkanı olmasa da, hikâyenin diğer ucuyla bir zamanlar aynı yerde durmuş olabilceğimizi hatırlattım kendime.

Ben, yanımdaki birçok insan gibi Hemingway'le aynı köşede durup güneşi hep uzaklaştığı yerden uğurladım.

Dünyayı bazen sırf kendin için durdurmak güzel bir his!







16 Ocak 2015 Cuma

Cuma günü sayıklaması...

Foto: Şuradan
İnsan bazen birçok şeyi aynı anda yapmaya kalkıyor. Benim genel durumum bu! 
Çocukken de böyleydim ben. Folklora gitmek için anneme yalvarır, kendimi halk oyunlarının davullu zurnalı ritmine kaptırmışken, mandolin kursuna da yazılmaya kalkardım. Başladıktan bir müddet sonra yorulur, gitmek için ağladığım kurslar eziyet halini alır, bu sefer de gitmemek için ağlardım.
Annem, ''maymun iştahlı'' derdi bana. 


Büyüdüm de değiştim mi? Elbette hayır! 
Şimdi vaktimi biraz daha akıllıca kullanmayı öğrendim. Çok akıllı olduğumdan falan değil, öyle yapmak zorunda olduğumdan. Evde işini çok iyi bilen bir ''zaman yiyici'' var. O, zamanını ve annesini çok iyi kullanıyor. Bana ihtiyacı olduğu zaman ilk önce evde onun işleri yapılıyor. Ödevlerine yardım ediliyor, arkadaşlarıyla buluşmak isterse o buluşmaya götürülüyor, hafta sonları çok severek yaptığı futbol antrenmanlarına ulaşımı sağlanıyor ve elbette aktiviteler bitene kadar orada bekleniliyor.
Okulla ilgili okunacak kitapları var, onları da beraber okuyoruz. Öyle yapılmasından hoşlanıyormuş. Hem bu durum anne-oğul ilişkimizi geliştiriyormuş. 
Beyefendinin işlerini bitirdiğimizde, ''Hadi gel konuşalım biraz!'' diyorum. 
''Şimdi konuşamam, oyun oynuyorum.'' diye cevap veriyor 
Vallahi zamanını bu kadar profesyonel ve acımasızca yönetmesine hayranım. 
Anne olarak zaman zaman böyle konuşması canımı acıtsa da, bana bahşettiği zaman içinde teşekkür borçluyum. Bana kalsa ben o azıcık zamanımı da saf gibi onunla harcayacağım.

Size daha önce listelerin kadını olduğumu yazmıştım. Yazmamış olma ihtimalim yok çünkü listelerimle yaşamaktan çok mesudum. Ajandamı elime alıp da içine bir yerlere gideceğim tarihleri işaretleyince, Selçuk'un seyahatleri olmaları gereken sayfalarda yerini alınca, Kuzey'in sınav, sunum ve veli görüşme günleri kaydedilince rahatlıyorum. Üstümden acayip bir yük kalkmış gibi hissediyorum. Sadece bunlarla sınırlı kalmıyor tabii yazdıklarım: konserler, arkadaşlarla yapılacak kahvaltılar, işle ilgili toplantılar, çok uzun zaman önce sayfası ayrılmış yıllık tatil günleri, bayramlar, doğum günleri....

Ajandamın renkli sayfalarında şimdilik neler mi var?
*Çok yakında yola çıkılacak bir Amerika seyahati. Kuzey'in Amerika'ya ilk gidişi olacak. Bizim daha önceden alınmış Amerika vizemiz vardı. Onun vize işini de hallettik. Biletleri çok önceden almıştık. Kalacağımız otellerde ayarlandı. Bazı bölgelerde ulaşım için araba kiraladık. Çok tavsiye edilmesine rağmen, Miami'de araba kullanmayacağız. Şimdilik bu seyahatle ilgili tek şeyimiz, seyahat sigortası. 
Bu işi de hallettikten sonra bana yapacak iki şey kalıyor: Bir eczaneye uğrayıp Kuzey'in ihtiyacı olabileceğini düşündüğüm ilaçları çok geç olmadan almak ve valizleri hazırlamak. 

*Çocukla yorucu bir tatilin peşinden, -kış biliyorum- Selçuk'la Paris'e gideceğiz. Umarım hava dondurucu derecede soğuk olmaz. Geçen sefer gittiğimde hastalıktan dolayı keyifli havanın tadını çıkaramamıştık. Bu sefer güzel bir Paris seyahati olmasını diliyorum. 

* Mart ayında uzun zamandır biletleri için ter döktüğüm bir destinasyona gidiyoruz. Sonunda THY'nin promosyonlu Lizbon biletlerini aldık. Bakalım Lizbon'a Gece Treni'nin geçtiği ve kitabı okuduğum günden beri gitmeyi düşlediğim Lizbon beni nasıl karşılayacak?

*Ne? Biri Hindistan mı dedi? Neden olmasın? 

Hayat bir macera. Zaman akıp gidiyor ve geçen zamanın telafisi yok. Böyle heyecanlı heyecanlı yazsam da, nedense kendimi çok yorgun hissediyorum. Nereye gittiğini bilmediğim enerjik halimi her taşın altında arıyorum. Yeni yıl, misafirler, tokuşturulan bardaklar, hafta sonunu kaplayan Fransızca kursu, yapamadıklarımla hayıflanma, oğlanın sınavları derken şimdi akışı biraz rölantiye alma vakti geldi.
Hepimize kolay gelsin ve güzel bir hafta sonu olsun.