prag gezi notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
prag gezi notları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Prag...Kayıp Gölgeler Kenti..Franz Kafka..



Ben Pragda çok eğlendim,şehri küçük bulduğumu ısrarla söylememe rağmen sokaklarında ayaklarımı sürte sürte dolaştım.Yol arkadaşımla bana enterasan gelen şey şehrin sakinliği oldu.Şehre gelişimizin ikinci günü sabah erkenden kalkıp keşif turumuza başladık.Daha önce gezdiğimiz birçok Avrupa şehrinin kalabalığından olsa gerek bu sukunet karşısında ''heralde nüfus sayımı var''diyerek gülüştük.Şimdiye kadar yediğim en güzel carpaccio ve pizzayı bu şehirde yedim ama para bozdururkende ne yazıkki kazıklanma hissini en yoğun bu şehirde yaşadım.Prag'a gideceklere şiddetle döviz bürolarında para bozdurmamalarını bunun yerine C&A gibi mağazalardan kendilerine ufak tefek birşeyler alıp parayı bu yolla bozdurmalarını tavsiye ederim.En azından kesinti olacak paranızla kendinize birşey almış olur,hatta karlı bile çıkabilirsiniz.Ya da direk döviz bürosunda 500 euro bozdurun.:)benden söylemesi ,tecrübe konuşuyor:)
Burada en çok sevdiğim yer Prag kalesi civarında bulunan Golden Lane.Burası 16. yy sonunda İmparator 2.Rudolf tarafından yaptırılmış ve yaptırılış sebebi kale yapımında kale yapımında koruma olarak çalışan 24 çalışan ve ailesine ev imkanını sağlamak..
Fakat alan çok küçük ve yapılması gereken ev sayısıda 24 olduğundan dolayı evler çok küçük yapılabilmiş.İnsanların buralarda nasıl yaşadıklarını hayal etmekte oldukça zorlandım.Bugün bu evlerde hediyelik eşyalar satan dükkanlar mevcut.Bu evlerden 22 numaralı olan evde Franz Kafka bir müddet yaşamış.
Kafka'yı sevenlerin bileceği gibi Prag Kafka'nın şehri..Meydanda Unesco tarafından en güzel cepheli ev seçilmiş olan bir bina var.Şu anda aynı zamanda bir sanat galerisini de barındırıyor içinde.Binanın içinde Kafka'nın kitaplarını satan bir kitapçı var.İçerde Kafka'nın her dile çevrilmiş yüzlerce kitabı var.Kitapçının en özel yanı,bu kitapçının daha önce Kafka'nın babasına ait olması..
Şimdi benim objektifimden birazcık Prag...


Prag...Kayıp Gölgeler Kenti..Nazım Hikmet..

Çok sevdiğim ünlü şairimiz de 1956-1958 yılları arasında Pragda yaşamış.Soğuk karlı kış günlerinde ne çok vatan hasreti çekmiştir diye düşünmüştüm hatırlıyorum devamlı gittiği söylenen kafeye gittiğimde.. Kafenin ismi ''Kavarna Slavia''.Nehre bakan masalardan birine oturduğunuzda Vltava Nehri önünüzden akıp gidiyor.Nazım Hikmet de çok Absint içmiş burada.Kafede yağlıboya tablolardan birinde önünde Absint şişesi,başının üstünde hayali bir kadın silueti ile resmedildiği söyleniyor.Evet kafenin duvarında böyle bir tablo var fakat girişte asılı kafeyle ilgili gazete küpürleri arasında böyle bir bilgi yok.Ben tabloya Nazımmış gibi baktım,Absint içmesemde Nazım'ın sürgünde de olsa bulunduğu kafede ortalama 45 yıl sonra belki de aynı koltukta oturuyorumdur şu an diyerek hayaller kurdum,kahvemi yudumladım...Çok ama çoook güzeldi.(Kafemizin adresi şöyledir efendim:Kavarna Slavia,Simetanove nabrezi 1012/2 Praha)
..ve şöyle der bizlere.

Şair, memleketten uzak,
hasretlerle delik deşik,
Eski kentte duruyordu,
meydanlıkta,yapayalnız.
Gotik bir duvar üstünde
Hanuş Usta'nın saati
onikiyi vuruyordu.
Güneşli bir güne özlem.

Prag...Kayıp Gölgeler Kenti..



Herkesin ruhuna hitap eden, içini okşayan, kişiyi avucunun içine alan bir kenti, sevdalısı vardır diye düşünüyorum. Ben bazen kızgın güneşten yorgun soğuk bir bira ile bazen sert rüzgarlardan bıkkın bir kahve ile gelişigüzel girdiğim bir kafede aval aval kenti izlemeyi sevenlerdenim. Ha bu arada içinden nehir geçen kentler nedense daha bir sevdiğim olmaktalar.
Prag bir masal kenti sahiden. Küçük, hoş. Sanki her şey birbirinin içinde. Sokaklarında arz-ı endam ettiğim kentler arasında bana en küçük geleni. Az sonra bir tanıdığa rastlayacakmışsın hissiyatı veriyor insana.
Havaalanından çıktıktan sonra meydana vardığımızda, otelimize ulaşmak için bavullarımızı çekerek katettiğimiz yol boyunca küçük bir şehir turu yaptık bile. Otel sakin bir bölgede. Gerçi biraz şüpheyle bakıyoruz etrafa, şehirde bir karmaşa yok çünkü.
Otele eşyaları atar atmaz hemen yola düşüyoruz. Gelmeden şehri nasıl gezeceğimizi hesaplamamıza rağmen kendimizi meydanda buluyoruz. Meşhur astronomik saatin önünde. Saatin olduğu meydanda kafeler sıralanmış.


Saat 1410 yılında Charles Üniversitesinde profesör olan Hanuş Usta tarafından yapılıyor. Çanların çalmasıyla beraber saat kulesindeki iki pencere açılıyor ve İsa'nın 12 havarisi pencerenin önünden geçiş yapıyor.


Her altmış dakikada bir meşhur saatimiz etrafına yüzlerce meraklı gözü toplamayı başarıyor. Söylenenlere bakılırsa Hanuş Ustanın vermek istediği mesaj ''Herkesin birgün geldiği yere geri döneceği yani öleceği.''
Gel zaman git zaman Hanuş Ustanın ünü yayıldıkça yayılıyor, kralın ününün önüne geçmeye başlıyor ve kral saatin aynısını yapmasın diye Hanuş Ustanın gözlerine mil çektiriyor. Bunun üzerine Hanuş Usta saati bozmak için saatin mekanizmasına kendisini bırakarak intihar ediyor ve saat bozuluyor. Elli yıl boyunca saati tekrar çalıştırmayı başaramıyorlar. Sonra başka bir saat ustası geliyor ve saatimiz tekrar zamanı göstermeye başlıyor.

Saat; güneşin, ayın ve dünyanın konumlarını gösteren astronomik bir saat. Saatin dış tarafındaki rakamlar İbranice, saatin etrafında gördüğümüz dört kukla da insanlara neleri yapmamaları gerektiğini anlatıyor.


Soldan en başkaki elinde ayna tutmakta olan kukla kendini beğenmişliği sembolize ediyor,hemen yanında elinde altın torbası bulunan(Yahudi olduğu söyleniyor)cimriliği anlatmakta bizlere...

Sağ tarafta bulunan kuklalardan iskelet olanı yaşama karşı isteksizliği,son kukla (bu kuklada Türk'e benzetiliyor) ki elinde bir mandolin tutmaktadır gece hayatına ve eğlenceye düşkünlüğü anlatmaktadır.
Çok uzun anlattım di mi? Bir de saatin altında insanlara ne yapmaları gerektiğini anlatan dört kukla var.


Bu dört kuklada bizlere bilime,astrolojiye,adalete ve eğitime önem vermemiz gerektiğini anımsatmak için biz gezginleri Prag'ın ünlü meydanında beklemekteler..
İster saatin tam karşısında ayakta,dilerseniz tam karşısındaki kafede kahveniz elinizde her saat başı tekrarlanan bu şovu seyretmek mümkün.