venedik gezi yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
venedik gezi yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2011 Perşembe

Siyah-Beyaz Venedik










10 Şubat 2010 Çarşamba

Venedik'te yapılması gereken 10 şey

1) Gitmeden önce Nedim Gürsel'in Venedik'i ve ünlü ressam aile Bellini'leri anlatan kitabı Resimli Dünya'yı  okuyun. Her ne kadar ben Accademia'yı gezerken Bellini tablolarını barındıran 2.Salon kapalıysa da sizler benden daha şanslı olup, Bellini'lerle tanışabilir ve kitabın kahramanı Sanat Profesörü Kamil Uzman eşliğinde müzeyi gezebilirsiniz.

2) Rialto Köprüsü görülmesi gereken güzel köprülerden. Hemen bitiminde pazar kuruluyor. Köprünün üzerinden gün batımını seyredin, yavaş yavaş sular altına gömülen şehre bir kez daha hayran kalın. En güzel fotoğraflar için zaman sabahın erken saatleri.

3) Grand Canal (Büyük Kanal) üzerinde sadece üç tane köprü var. Karşı tarafa geçmek isterseniz bu üç köprüyü kullanmak zorunda olduğunuzu unutmayın.

4)  Murano Adası'na gitmeyi düşünüyorsanız San Marco Meydanı'ndan vaporettoya bindiğiniz takdirde sizi bir saatlik uzun bir yolculuk bekliyor. Bunun yerine Merkez Tren İstasyonu'na kadar güzel bir yürüyüş yapabilir ve istasyonun önünden DM (direct murano) diye adlandırılan hatla direkt olarak adaya geçebilirsiniz. Hediyesi 6.5 euro :)

5) Santa Lucia Tren İstasyonu'ndan Rialto Köprüsüne doğru giden yol üzerinde Rio Tera San Leonardo'yu izlereyek Strada Nova'ya kadar yürüyün. Böylece yerel halkın arasına karışarak alışveriş yaptıkları marketlerde peynir tadabilir, şarap alabilir, kısa bir süre için  bir Venedikli olabilirsiniz.

6) Venedik'te hiç araba olmamasının keyfini doyasıya yaşayın. Sessizliği dinleyin.

7)  Tüm kitaplarda yazdığı gibi Venedik'te kaybolun. Korkmayın asla gerçekten kaybolmuyorsunuz :)

8)  İşte bu seçenek tam benlik :) Muhteşem bir deniz ürünleri tabağı var. Deneyin. Çook ama çoook güzel. Midyeler, kalamarlar, karidesler.....

9)  Rialto Köprüsünün hemen ayağındaki kafede kahve içip,Venedik'in keyfini çıkartın. Çilekli harika
bir turtaları var.

10) Bir de unutmadan San Marco Meydanı'nda güvercinlere yem verdiniz değil mi? Şimdi canlı klasik müzik eşliğinde Venedik'in en eski kafelerinden biri olan Caffe Florian'da kahve içme ve tiramisu yeme vakti. Kafe pahalı. Dinlediğiniz müzik için de ekstradan para ödüyorsunuz. Yine de tiramisu şimdiye kadar yediğim en güzel tiramisu.

Venedik'te yaşamış ünlülerin evlerini merak ediyor musunuz?


Casanova ve sonrasında Goethe'nin oturduğu ev...


Marco Polo'nun evi...
Büyük Kanal üzerinde gondolla giderken gözleriniz pembe evi arasın...

Venedik'te ilk günümüz nasıl geçti?


Venedik Günlüğü-1


Atatürk Havalimanındayız.

Bavullarımızdan kurtulmuş ve hafiflemiş vaziyetteyiz. Havaalanlarını çok seviyorum. Enerjisi çok yüksek geliyor. Çantamda Alain de Botton'un yeni çıkmış kitabı ''Havaalanında Bir Hafta'' var. Yanımdaki arkadaşıma, ''Keşke benim de bir havaalanım olsa!'' diyorum, o da bana, ''Kimsenin havaalanı yoktur ki'!'' diyor. ''Olsun!'' diyorum, beraber gülüşüyoruz.

10.30'da kalkması gereken uçağımız yirmi dakika gecikme ile kalkıyor. Resmi olarak Venedik'e doğru yola çıkmış bulunmaktayız. Kaptan pilotumuz yolculuğumuzun takribi 2 saat 10 dakika süreceğini söylüyor. Marco Polo Havalimanına ineceğiz. Otelimiz San Marco meydanında: Alberto Bonvecciati.

Çok mutlu ve heyecanlıyım. Yollarda olma hissinin içimde dolaşan rahatlatıcı havası beni mutlu ediyor.Turist değil, gezgin olmak amacım. Yanımda yol arkadaşım. Aşkın yollarda anlam kazanacağına ve yollarda yaşanacağına inananlardanım ben.

Gelgitlerle zaman zaman sular altında ama hep suyun içinde olan bu masalsı şehre ilk yolculuğum. Bir karnaval kıyafetim ve şimdilik bir maskem olmamasına rağmen, karnaval ruhum içimde. Gizlendiği yerden çıkmak için sabırsızlanıyor. Buket Uzuner gibi yollardayım işte. Yaşasın!

Venedik Havaalanı'ndan Venedik'e ulaşmak ne kadar?

     Venedik Marco Polo Havaalanındayım. Deniz taksisi ile Venedik'e gidersek eğer 4 kişi için 100 Euro ödeyeceğiz. İlk yolculuğumuzu vaporetto ile yapmaya karar veriyoruz. Kişi başı 13 Euro.   Venedik'e ulaşmamız 1,5 saati buluyor. 



      San Marco meydanına 2 dakika uzaklıkta bir iskelede iniyoruz. 
     Bugün karnavalın ilk günü. Hava serin ama Allahtan yağmur yağmıyor. San Marco Meydanı'ndan geçerek otelimize ulaşıyoruz. Hayatımda gördüğüm en küçük asansöre binerek odamıza yerleşiyoruz. Odayı görünce asansöre haksızlık ettiğimi fark ediyorum. Bütün odayı sadece bir yatak kaplıyor ve banyoya ulaşım yatağın ayak kısmından inerek sağlanabiliyor. En korkuncu yatak ve yastıklar çok rahatsız. Hatta yorgan yerine yatağın üstünde nevresime geçirilmiş battaniye var. Allahım, bu benim için bir kabus. Battaniyelerden nefret ederim. Otel 4 yıldız standartlarından hiçbirini taşımıyor. Söyleniyorum kendi kendime ama artık yapacak bir şey yok. İstanbul'a döner dönmez booking.com'a otelle ilgili düşüncelerimi yazacağım. Bunu kafama not alıyorum. Otel yan yana birleştirilmiş birkaç binadan oluşan bir kompleks. Bundan dolayı bina geçişlerinde hafif kot farkları var. Asansörden indikten sonra odaya ulaşmak için bir hayli yürümek gerekiyor.
     Selçuk otelle ilgili olarak, ''Otel San Marco meydanında, fakat odalar Rialto Köprüsü yakınlarında.'' diye espri yapınca bayağı bir gülüyoruz.
Eeee doğru söze ne denir?





     Bavulları otele bırakır bırakmaz hemen kendimizi San Marco meydanında buluyoruz. Hedef, güneşin giremediği dar sokaklarda kaybolmak. Vuruyoruz kendimizi yollara. Etrafımız kanallarla çevrilmiş. Binalar orta çağdan kalma. Etrafta karnaval kıyafeti giymiş insanlar dolaşıyor. Şu an itibariyle görmeyi hayal ettiğim kadar çok değiller. Havanın soğuk olmasından dolayı olsa gerek, San Marco Meydanı'nda beni karşılamasını beklediğim güvercinler ortada görünmüyorlar. Fotoğraf makinem boynumda geziniyorum ortalıkta ama hava fotoğraf çekmek için çok elverişli değil ne yazık ki. 
     Gondollar yan yana sıralanmışlar. Napoliten söyleyen bir gondolcu beklemekte kulaklarım fakat nafile bir bekleyiş bu. Sanırım çok eskilerde kalmış napolitenler de. La Caravale adında bir kafede soluklanıyoruz. Büyük bir keyifle fincanlarımızdaki kahveleri yudumluyoruz.

Venedik'te gondola binersek ne kadar öderiz?


    Eğer gondol sefası yapıp bir ritüeli gerçekleştirmek isterseniz bunun için 80 Euro ödemek durumundasınız. Venedik'e gidip de gondol sefası yapmamak olmaz dediğimiz için biz gezimizin ikinci gününde kendimizi bir gondolun içine attık. Kanalların arasında dolaşıp bol bol fotoğraf çektik. Gondolla büyük kanala geçip, biraz da orada kürek salladık. Ünlü çapkın Casanova'nın evinin önünden geçtik, bir müddet aynı evde Goethe'nin de yaşadığını öğrendik. Marco Polo'nun evini seyre daldık.
    İstanbul'dan giderken en büyük hedefim Accademia'ya gitmek ve burada Bellini galerisini seyretmekti. Müzeyi gezmek istediğim galeri kapalı olduğu için biraz hayal kırıklığı ile gezdim. ''Olsun!'' dedim kendi kendime. ''Bir daha, belki bir baharda gelir o zaman gezerim.'' dedim. 

      İstanbul'a geldiğimde, müzeden aldığım ''Büyük Müze Kataloğu''nu İtalyanca aldığımı fark edince ise yıkıldım. :(
       Eee, acele etmemek ve dikkatli olmak lazım değil mi ?
    Peggy Guggenheim Müzesi de gezilmesi gereken yerlerden. Biz önünden geçmemize rağmen zamansızlıktan gezme fırsatı yaratamadık kendimize.. Sadece hediyelik eşya satan mağazasından kocaman bir silgi aldık kendimize.

31 Ocak 2010 Pazar

Venedik yolculuğu öncesi

   

    6 Şubat'ta ilk defa olarak Venedik gezisi yapma şansına sahip oluyorum. Karnaval zamanında Venedik sokaklarını arşınlıyor olacağım. Tabii gittikten, gezdikten ve Venedik havasını soluduktan sonra her şeyi ayrıntılarıyla anlatacağım. Gelin görün ki gezi heyecanı şimdiden bünyemde gezinmeye başladı. Uzunca bir müddet Venedik ile ilgili bloglar ve gezi yazıları okuduktan sonra ilk olarak gezi ile ilgili bilgilenme hareketime Nedim Gürsel'in Venedik'te geçen kitabı Resimli Dünya'yı okuyarak başladım. Kitapta Kamil Uzman adında bir sanat profesörü, ünlü Bellini ailesi ile ilgili bir kitap yazacağı için Venedik sokaklarında gezinir, Accademia'da Bellini ailesinin tablolarının arasında dolaşır durur. Bu kitap sayesinde Bellini ailesi hakkında bir dolu şey öğrenmiş bulunmaktayım ve tabii ki gittiğimde Selçuk'a hava atma planları yapmaktayım. Tabii bunu yapabilmek için karnaval sırasında bir şekilde müzeye gidebilmenin yolunu bulmalıyım :)



     Benim için tatil demek burada yaşadığımız turbo hayatın içinden üç gün çalabilmek olduğu için gezmekten asla sıkılmam. Yeni gittiğim bir şehirde sokak aralarında en iyi arkadaşımla elele gezinmekten daha keyifli ne olabilir ki? 
     Hele bir de kaybolduk mu değmeyin benim keyfime. Genellikle kaçamaklarımız sırasında şehrin haritası her zaman Selçuk'un elinde olur ve ben böylece etrafın keyfini çıkarmış olurum.
   Gezmek, hayattaki en güzel şey bence. Ara sokaklarda dolaşmak, damak tadına uygun keyif noktaları keşfetmeye çalışmak, elinde kahve fincanınla binaları, etrafı, insanları seyretmek, hayal kurmak ve kimsenin göremediği bir şeyi görmeye çalışmak...
      Bundan daha güzel ne olabilir ki?

   Fırsat yaratabilirsem eğer gitmeden önce Thomas Mann'ın Venedik'te Ölüm adlı kitabını da okumak istiyorum.

     Venedikten geldikten iki gün sonra fuar için Frankfurt'a gideceğim. Daha önce iki kez gittiğim bu şehre bu sefer Selçuk ile beraber gideceğiz. 
     Durak noktalarımızdan biri Goethe's Haus olacak. Çok az kaldı gitmemize. Yaşasın!