Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş

YEŞİL PERİ GECESİ

    Sonunda uyudu. Düzenli soluk alıp verişlerini dinliyorum. Ne kadar düzeltirsem düzelteyim yine rahat ettiği o garip karışık yatma pozisyonunda buluyorum oğlumu. Hâlâ minicik gözümde. Her gece yatmadan önce aynı cümleler dökülüyor dudaklarından kocaman kocaman esnerken: ”Daha benim uykum gelmedi ki!” Ve her sabah yataktan kalkarken zorlanma hali. Allahtan okulu seviyor da, koşa koşa…

Keyfe Keder!

Haftanın sonuncu gününe eriştik yine. Günler ne çabuk geçiyor böyle, ne hafta içini yakalayabiliyorum ne de hafta sonunu.  Ben bu duygular içindeyken haftanın yedi günü erken kalkmak zorunda olan oğlum için üzülüyorum. Uyku biz büyüklere bile yetmezken, sabahları yataktan bu kadar erken kalkmak zorunda olan çocuklara üzülmemek mümkün değil.  Oysa ne sıcak bir bilseniz sabahları…

Yeni bir eve taşınma sürecinde: Anılar sarmış dört bir yanımı…

Kaç gündür uzak kaldım kendimden. Kendime dönemediğim, içimi gözleyemediğim garip günler içindeyim. Güze dönen günlerin yorgunluğu mudur bilemem ama dilimde hep tekrarlanan nedense bir türlü tüketemediğim ”çok yorgunum ” nakaratı. Oysa hiç sevmem yorgun, bıkkın olmayı… Bütün suçu mevsimlere yüklemek ne kolay değil mi  tadını çıkarmak, rüzgârın esintisini yüzünde hissetmek varken? Elimde aslında okunması çok…

İnsanlığın beef tartar’la savaşı

İŞTE SONUNDA İSMİNİN ANLAMINI ÇÖZDÜĞÜM EKLER… Vallahi yıllardır hep çok severek yemişimdir ”Ekler”i… Ama anlamlandıramamışımdır bir türlü adını beynimde. Bir süre sonra tadı ve yemenin keyfi, adının peşinde olduğum sırrının önüne geçmiştir benim için. Çocuk aklıyla unutulup gitmiştir. Yemesi hep çok kolay zahmetsiz gelmiştir bana. Şekersiz çayımın yanında küçük bir ekler..Ya da Fransızca yazılışıyla ”Eclairè”…

Paul’de, güne merhaba…

Opera bölgesinde bulunan Paul benim en sevdiğim kahvaltı mekanım. Kapıdan girdikten sonra alt kattaki pastane bölümünü ve mis gibi kokan ekmekleri geride bıraktıktan sonra, dar merdivenlerden üst kattaki kahvaltı verilen küçük kare salona ulaşılıyor. Her gelişimde rastladığım iki garson servis yapıyor sizlere. İnsanlar burada sık iş değiştirmiyorlar anladığım kadarıyla. Eğer kısa boylu, Fransızlarla kıyaslandığında hafif…

İstanbul..Döndüm:)

İşte döndüm… Tam beş gündür yoktum buralarda… Gittiğim yer hep olmayı istediğim yer olsa da oğlumun ilk okul gününü kaçırmış oldum…:((( Ne kadar uzakta olsam da okuldan dönüş saatini sabırsızlıkla bekledim tabii ve hemen aradım uzaklardan.. -Kuzeycim, nasılsın oğlum? -İyiyim anne, sen nasılsın? -Nasıl geçti oğlum ilk günün okulda, kaç ders yaptınız? -Valla anne kaç…

Dünya hızla dönüyor.

Ah daha ne çok anlatacağım var aslında ama geldiğimden beri bende bir telaş bir koşturmaca. Yapmam gereken iş, ev ve oğlumun başlayacak okulunun telaşının dışında asıl beni yoran kafamdaki kargaşa ve koşturmaca. Evet kafamda bir dolu düşünce, yapılacaklar listesi… Okula gidilecek, kitaplar alınacak, sonra okulun internet sayfasından indirilen kırtasiye listesi alınacak. Bu arada defterleri ve…