Her şey yolunda gitseydi bu sabah Londra’da uyanmış olacaktık. Erkenden kalkacak, seyahatin ilk sabahına erkenden bir aktivite koyduğum için Kuzey’in vızıldamalarına maruz kalacak, yine de bizi Stonehenge’e götürecek otobüsümüze ulaşmak için yollara düşmüş olacaktık. Olmadı. Beklediğimiz, çıkacağından zerre şüphe etmediğimiz İngiltere vizemiz cuma akşamı çıkmayınca pazar sabahki uçağa binme şansımızı tümüyle yitirdik. Oysa ilk defa bavullarımızı bile üç gün öncesinden hazırlamıştım. Demek ki son dakika hazırlanan bavullarla hayatıma devam etmem gerekirmiş.
![]() |
| Yazının konusu ruhu daraltıyor ya foto içinizi açsın bari 🙂 |
Hâl böyle olunca ücretsiz iptal tarihini bir gün geçirdiğimiz Londra oteli için ceza ödedik, biletlerimizi bir seneliğine (elbette yine ceza ödeyerek) açığa aldık. Uçuşumuzu takip eden bir günlerde Atlas Global’deki tüm uçuşlar dolu olduğu için de eğer Londra vizelerimizi alırsak bu şirketten bilet alma ihtimalimiz yok. Yönümüzü başka hava yolu şirketlerine ve muhtemelen aktarmalı uçuşlara çevireceğiz.
Budgetair. com‘a nasıl ulaşırım: BOL ŞANS!!!
Şimdi burada biletlerini ara ara benim gibi skyscanner, kayak, budgetair gibi şirketlerden alan seyahat delisi arkadaşlara anlatmak istediğim bir şey var. Her şey yolunda gittiği müddetçe bu sitelerden bilet almanın elbette bir zararı yok ama terslikler bir ucundan başladıysa her birinize bol şans ve sabır dilerim. Biletleri iptal etme ya da erteleme durumumuz söz konusu olunca hemen biletlerimizi aldığımız acentaya ulaşmaya alıştım. İlk olarak Türkiye’den kalkan ve hepimizin onlarca kez tercih ettiği (Zorunlu kalmadıkça etmiyoruz ama bu biletleri bile zor bulmuştuk) Atlas Global‘i aradım. Durumumuzu anlattım. Görevli yapacak bir şeylerinin olmadığını, öncelikle biletimi aldığım acentayı (yani budget.com) aramam gerektiğini söyledi. Saat çoktan 17.00’ı geçmişti ve ertesi gün hafta sonuydu. Bilet çıktısının üstünde yazan numarayı aradım. Telefonumda gördüğüm yer Ontario, Kanada idi. Ne süper değil mi? İstanbul’dan kalkan ve Londra’ya gidecek olan bir Türk uçak şirketinin biletini Kanada üzerinden almıştık. Telefondaki operatör Kanada üzerinden hizmet veren şirketin telefon numarasının değiştiğini söyledi. Elbette yeni telefon numarasını ve Kanada dışından arayanların telefonu nasıl tuşlayacaklarını da anlatıyorlardı. Aradım elbette. Bilin bakalım aradığım yer neresiydi: Turks ve Caicos Adaları.
Telefonun açan birileri olsaydı belki biletleri değiştirme işini halledebilirdim ama hangi yarım kürede olduğunu bile bilmediğim bir adada iş günü müydü, mesai saatleri içinde mi arama yapıyordum bilmediğim için işin ucunu bıraktım. Bu arada elbette Atlas Global’i aramaya devam ediyordum ama telefonda karşıma çıkan herkes işime yaramayan öneriler sunuyor ve beni anladıklarını iddia ediyordu. Elbette üzgündüler ama üzgün olmaları benim pek işime yaramıyordu.
Sonra tekrar Atlas Global’i aradım. Belki işini daha iyi bilen biriyle karşılaşacağımı düşünüyordum. Karşıma çıkan kız sekiz kişilik grubun içinden bizim biletlerimizi çıkarabileceğini ama böyle yaparsa ortak aldığımız biletlerin PNR numarasının değişeceğini, bir ceza karşılığında tekrar bilet alma şansımızın olduğunu ama bir değişme daha yapmamız durumunda budget.com şirketinin paramızı iade etmeyeceğini söyledi. Farkındaysanız bir yere vardık. Çünkü her hâlükârda firmaya ulaşamadığıma göre zaten biletleri nihayetinde yakacaktık. Peki bu bilgiye daha önceki bilmem kaç aramamda niye ulaşamamıştık? Çünkü herkes işini kıçıyla yapıyor. Üzgünüm çok anlayışlı olamayacağım. Bana sunulan çözümü derhal kabul ettim. Her yön ve her kişi için 65 dolar ceza ödemeyi kabul ederek biletlerimizi bilinmeyen bir tarihe (bir sene içinde kullanmak şartıyla) kabul ettim. 390 Dolarımız buhar olup havaya karıştı.
Atlas Global mi?
Akabinde Atlas Global‘e ben de birkaç soru sordum. Salı, Çarşamba, Perşembe ya da cuma gününe Londra’ya bilet alabilir miydim? Elbette alabilirdim ama hiç yerleri yoktu. O zaman beni İngiltere’de başka bir yere uçurun dedim. Liverpool’a, Manchester’a ya da herhangi bir yere gider, oradan Londra’ya trenle giderdim. Kendilerinden Londra’dan başka hiçbir İngiltere şehrine uçuşları olmadığını öğrendim. Fransa’ya uçurun dedim. Elbette çok isterlerdi ama şirket buna izin vermiyordu. (Konuşmanın bu kısmında içimden gözünün yağını yiyim THY diyordum) Ayıptır söylemesi sırf bayram dolayısıyla üç kişi için verdiğimiz 5400, 00 TL bilet parasıyla Atlas Global bizi hiçbir yere uçurmuyordu. Normal zamanda kişi başı 500- 800 Lira arasında para vereceğimiz biletlere geç kaldığımız için böyle bir para akıtmış ama yine de hiçbir yere gidememiştik. Neyse biletler duruyor en azından. ?
Sonrasında Londra’da aldığımız Stonehenge turunu iptal ettim. Dublin otelini Selçuk halletti. Gidebilirsek nasılsa bir yer buluruz diye düşünüyoruz hâlâ. Londra- Dublin arası uçak biletlerimizse ucuz hava yolu şirketi Ryan Air’dan. Bilmeyenler için Ryan Air’ın biletlerinin geri ödemesiz olduğunu söyleyeyim. Ama gerçekten iddia ettikleri gibi ucuz bir hava yolu şirketi oldukları için bu destinasyonların uçak biletleri çok da canımı yakmıyor. Biletleri uçağın kalkmasına dört saat kalaya kadar ceza karşılığında erteleme hakkınız ya da biletler üzerinde isim değiştirme hakkınız var. Şimdilik bizim biletlerimiz duruyor. Ryan Air’a ulaşmak isteyenler saat gibi işleyen online chat hattını kullansınlar. Her sorunuza en kısa zamanda ve en doğru şekilde yardımcı oluyorlar.
Şimdi ne mi yapıyoruz?
Bekliyoruz. Eğer vizemiz bugün ya da en geç yarın çıkarsa ve biz de uçak bileti bulursak Londra’ya uçacak, oradan seyahatin en azından İrlanda kısmına dahil olacağız. Eğer vizemiz çıkmazsa bu pasaportlarımızın da İngiltere Konsolosluğunda takıldığı anlamına gelir ki bir yere gitme şansımızı tümden yitirmiş olacağız. Yollar çok kalabalık olacağından Türkiye’de bir yere gitmeyi düşünmüyorum bile. Evde, bahçede çay kahve içerek, yogaya gidip kitap okuyarak tatilimi geçireceğim.
Haberler böyle!
Herkese çok ama çok güzel tatiller dilerim. Arada böyle oluyor. Ne yapalım?


Çok üzüldüm ya umarim son dakkada da olsa işler yoluna girer. Belki biliyorsunuzdur ama Ingiltere'ye gitmek için bi yol daha var,bildigim kadarıyla,belki işinize yarar diye söyleyeyim dedim. Hollanda'dan Ingiltere'ye feribotlar var. Surdan üstünkörü baktım, 50-60 euro görünüyor kisi başı: https://www.stenaline.nl/en-GB-nl/england Belki Hollanda'ya bilet bulursunuz filan…
Çok tatlısınız. Çok teşekkür ederim. Bizim için feribot falan bakmanız. Çok, çok teşekkürler. Tabii durum şu: Bayram tatili dolayısıyla İstanbuldan kalkan uçak bileti fiyatlarına inanamazsınız. Her seçeneği deniyoruz. Ama bir taraftan da değeri bu olmayan biletlere bu kadar para verilir mi diye soruyoruz. Zaten bir kere verdik illa da arkadaşlarımızla hep birlikte Londra'ya gidelim diye. Birkaç saat içinde belli olacak durumumuz. Konsolosluk pasaportları verirse karar anı gelmiş olacak 🙂 Lubyana aktarmalı bir bilet bulduk. (Hollanda uçak biletlerine de baktık, durum çok fena) onunla gitmek teke seçenek gibi. Pasaportlarımızı bugün alamazsak eğer zaten düşünmemize de gerek kalmayacak. EVdeyiz 🙂 Bol bol blog yazarım o zaman. Mecburen, etrafa saldırmamak için 🙂
Siz de mecburen okuyacaksınız artık 🙂
Sevgiler yolluyorum İstanbuldan….
Bizim için hiç sorun değil, okuruz, hem de zevkle okuruz:) Size Paris'le ilişkimi anlatayım da belki bu stresli zamanlarda içiniz açılır. Paris'e bir kere gittim, 2-3 günlüğüne. 4 kişilik bir grup olarak gittik. Ve bi türlü sevemedim. Hatta o Eyfel Kulesi'nin etrafında yüzlerce fotoğraf çektirme çılgınlığına falan sinir oldum. O kadar para verip kuleye çıkınca ne olacak, ben öyle çok manzara hastası biri de değilimdir, diye protesto ettim, Kule'ye de çıkmadım. Sonra önüme gelene dedim ki, Paris'i sevmedim ben. Halbuki Before Sunset hiç de böyle hissettirmemişti bana. Sonra sizin bloğunuzla tanıştım bi şekilde. Paris'in hiç görmediğim bi yüzü olduğunu fark ettim. Meğer iki üç günde ancak tıklım tıklım turistle dolu yerleri görebilmişim ben, hiç kafama göre gezemememişim grupla takıldığım için.Sheakspeare and co.'dan başka kitapçı görmemişim… Sahaflarına girmemişim, üniversitelerin çevresindeki kafelerde takılmamışım. Notre Dam ve Eyfel'den başka bi şey kalmamış aklımda! O yüzden bi daha gidicem Paris'e mutlaka, bu defa tek başıma. Seni yanlış anladım, deyip özürlerimi sunacağım kendisine. Ve bu düşünce değişimi hep sizin sayenizde:) Yani biz okuruz, hiç sorun değil. Üslubunuzu çok seviyorum.
Bloguna geldim az önce. Ne güzel yazılar var. Öyle güzel yazdığına göre Paris'i sevmem şart bence. Sevmemen mümkün değil hatta. Benim de çok tanıdığım var Paris'i sevmeyen. Metroları çiş kokuyor diyen. Evet, haklılar da Kokmaması mümkün mü? Ama ben bir metroyla şehrin altını üstüne getirebilmeyi seviyorum. Evsizleriyle, sokaklarda basmamak için çok dikkat edeceğin köpek pislikleriyle, çiş kokan metrosuyla yaşayan bir Paris var. Benim de pek haz etmediğim. Ama parkları da var, nefis kahveleri de, kitapçıları da…. Bana başka şeyler anlatıyor Paris. Sesini duyuyormuşum gibi geliyor. O da beni duyuyor sanki. kalpten bir bağ. Çok mu istedim bilmiyorum ama oldu 🙂
Teşekkür ederim güzel cümlelerin için. Nihayetinde İngiltere gezisini kafamızda bitirdik. Başka bir tarihe tekrar deneyeceğiz. Bu durumda yarın uzun zamandır gitmek istediğim Yin Yoga dersine gidebileceğim. Ve belki (kimse duymasın ama) uzun zamandır onlarca kez yazdığım ama bir kenara attığım şu Paris kitabını yazmaya da başlarım. Sadece bana bile kalabilir yazdıklarım ama sanırım bir başlangıç yapmaya niyet ettim. Bilmiyorum. Yazmam lazım 🙂 Biraz da koşmam 🙂
çoookkkk sevgiler
Ben bi şey duymadım;) Bi şehri her şeyiyle benimseyince tam olarak sevebiliyor zaten insan. Karakterin şehrin karakteriyle uyumu meselesi. Bu konuda ben de umutluyum..
Benden de bol bol sevgiler..
Ne denir ki?? Geçmiş olsun:((
Denecek hiçbir şey yok. Keşke ben de sinir olmasam ama resmen çıldırdım. Sinirimden orta yerimden çatlayacak gibiydim. Sanırım hâlâ da öyleyim 🙂