Etiket Arşivleri: Günlük Hikâyeler

Yeni bir eve taşınma sürecinde: Anılar sarmış dört bir yanımı…

Kaç gündür uzak kaldım kendimden. Kendime dönemediğim, içimi gözleyemediğim garip günler içindeyim. Güze dönen günlerin yorgunluğu mudur bilemem ama dilimde hep tekrarlanan nedense bir türlü tüketemediğim ”çok yorgunum ” nakaratı. Oysa hiç sevmem yorgun, bıkkın olmayı… Bütün suçu mevsimlere yüklemek ne kolay değil mi  tadını çıkarmak, rüzgârın esintisini yüzünde hissetmek varken? Elimde aslında okunması çok…

İstanbul..Döndüm:)

İşte döndüm… Tam beş gündür yoktum buralarda… Gittiğim yer hep olmayı istediğim yer olsa da oğlumun ilk okul gününü kaçırmış oldum…:((( Ne kadar uzakta olsam da okuldan dönüş saatini sabırsızlıkla bekledim tabii ve hemen aradım uzaklardan.. -Kuzeycim, nasılsın oğlum? -İyiyim anne, sen nasılsın? -Nasıl geçti oğlum ilk günün okulda, kaç ders yaptınız? -Valla anne kaç…

Dünya hızla dönüyor.

Ah daha ne çok anlatacağım var aslında ama geldiğimden beri bende bir telaş bir koşturmaca. Yapmam gereken iş, ev ve oğlumun başlayacak okulunun telaşının dışında asıl beni yoran kafamdaki kargaşa ve koşturmaca. Evet kafamda bir dolu düşünce, yapılacaklar listesi… Okula gidilecek, kitaplar alınacak, sonra okulun internet sayfasından indirilen kırtasiye listesi alınacak. Bu arada defterleri ve…

New York’ta ne var ne yok?

10 günlük bana göre uzun bir New York seyahatinden az önce dönmüş bulunmaktayım. Üzerimde nasıl bir yorgunluk hissi. Uyumamak için tüm gücümle direnmeye çalışıyorum ama göz kapaklarım bana ihanet ediyor. Mutfaktan kaynamakta olan güzel çayın fokurtularını duyuyorum. Kafamda sevgili kocaya nasıl çay getirtirim kendime diye planlar yapsam da, yan odada kendince uzun zamandır ayrı kaldığı…

Yaz geldi..

Meğer ne kadar çok ihtiyacım varmış bu elimdeki bilgisayara. Ne güzel bir hareket yapmış sevgilim de bana bu güzel bilgisayarı alıp hediye etmiş. Ben ve bilgisayarım neredeyse ayrılmaz bir ikili olduk. Hatta ilk kavuştuğumuz günlerde işi bırakıp Starbucks’a gidip kendime bir kahve alıp yazar edasıyla bir köşeye kurulup sanki yeni yazmakta olduğum romanın sayfalarında geziniyormuş…

Julie & Julia

Julie & Julia seyrettiğim güzel bir filmlerden bir tanesi. Hatta seyrettikten sonra sevdiğim filmlerim arasındaki yerini aldı bile. Film 1940’lı yıllarda kocasının büyükelçilikteki görevi sebebiyle Paris’e yerleşen Julia Child adlı hayli irice Amerikalı bir kadınla, 2000’li yıllarda Queens’te yaşayan yine Amerikalı bir kadın olan Julie Powell’ın gerçek hikayelerini anlatıyor. Film iki şehirde geçiyor: Paris ve…

Güzellik…

Bugün sabah kendime yine bir güzellik yaptım. Zaten bu aralar bu güzellikleri ben sık sık kendime yapıyorum.Öte yandan kendime güzellik yapmayıp da kime yapacağım ki? Gözümü açtım ve sonra miskin miskin yastığıma sarılıp yatak keyfime devam ettim. Sanırım işe de yaradı.Bugün dünya gözüme daha güzel görünüyor.Hem de daha yataktan kalkmadan… Bu arada bu blog yazma…