Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş

Hayat biz planlar yaparken, başımıza gelen şeylerden ibarettir.

MASUMİYET MÜZESİ VE BEN! Hayat sahiden de biz planlar yaparken, başımıza gelen şeylerden ibaret galiba… Mesela bugün oğlum okula, eşim işe gidecek, ben de önce yürüyüşe, oradan spora gidip, bir sauna keyfiyle kendimi taçlandıracağım derken… Hayallerim suya düştü. Oysa ben spor salonunda keyif yaptıktan sonra fotoğraf makinamla beraber Kadiköy’e gidecek, hafif çiseleyen yağmurun altında balık…

Yeşim Cimcöz’ün Yazı Evi ve Masal Anlatmak Üzerine…

Yazmıyorsam bir sebebi var elbet: Kendimi şarj ediyorum. Bahaneler, bahaneler… Değil mi? Okullar açıldı, sonbahar hafiften kendini belli ediyor diye içimde bir sevinç. Ancak kendimize geliyoruz ya da kendime geliyorum. Hayat akması gereken tempoda akıyor. Böyle diyorsam, bir haftadır bu böyle! Ya da ben bir haftadır hayatın beni sakinleştiren ruhunu görebiliyorum. Masal gibi birinden bahsedeceğim…

Filmekimine hızlı bir girişin ardından…

Geçen sene bir türlü gitmenin kısmet olmadığı Filmekimi’nin ardından, bu sene de öyle gözü yaşlı bakmak istemedim ardından. Bir gün olsa gitmeye çaba göstermek üzere kendime söz vermiştim. Sonbaharın en güzel anlarından birinde yakaladım Filmekimini’nin saçlarından… Sabah Üsküdar’da kardeşimle buluşuyoruz. Yıldız Büfe’nin önünde beni bekliyor; erken kalktığı için ben daha gelmeden o kahvaltısını gözüne kestirdiği…

Benek’in Masalı ve Nihan’ın Fantastik Kalemi!

Kuzey’le beraber D&R’ın kitap raflarının arasında kayboluyoruz; çocukluğundan beri kitapçıların huzur veren havasına alışık olan oğlan için buradan daha rahat bir yer yok! Daha minikken küçük oyuncakların bulunduğu katlı rafın önünde bir müddet dikilir, rafta onu bekleyen şövalyeleri, atının üzerinde havaya kalkmış kahramanları aşağı indirir, yere bağdaş kurar otururdu. Oyuncakların çeşitliliğinin yanında onu böyle hayallere…

Son Durum Budur!

PARİS’TE NE VAR, NE YOK? – Yoğun geçen beş günden sonra evimize geldik. Evinden uzakta kalan herkes gibi evimi özlemişim. Mis gibi kokan çarşaflarım, yatağım, temizliğinden şüphe etmeden üstüne yayıldığım koltuklarım ve demlikte güzelce demini almış güzel çayım. Paris her zaman çok güzel ama otel vb. konforu da bir yere kadar! – Bu sefer şimdiye…

Bildik yarime… tüm kalbimle…

Biliyorum ki kişinin bilmedikleri heyecanlandırır insanı. Yeni başlayan arkadaşlıklar gibidir yeni tanışılacak şehirler de. Macera yüklüdürler, kaybolma riski taşırlar ki; bu duruma düşmek nasıl heyecanlıdır. Ummadığın yerlerde sokağa taşmış yemek kokularına denk gelirsin. Karnında acıkmışsa eğer sana en yakın masaya çöküverirsin. Çantanı sırtından indirir, her yeri keşfetme heyecanı içinde saatlerdir taşıdığın çantanın aslında ne kadar…

Sonbahar gelir hoş gelir, kolları dolu gelir!

Bu aralar pek bir komik haller üstümde! Bir telaş, bir telaş! Tatlı heyecanlar şekerim bunlar… Okulların açılmasına az kaldı ya, ben de kitaplarımı defterlerimi düzenliyorum. Sanki okulu başlayacak olan Kuzey değil de, benim!  Kırtasiye alışverişini her zaman sevmişimdir; yeter ki beğendiğim bir defter, bir kalem olsun. Gel gör ki sahip olduğum onlarca defterimi bir arkadaşım…

Böyle olur Balkanlar’ın düğünü!

  Sabahın erken saatinde yola düşüşümüzün sebebi bir Balkan düğününe konuk olmak. Kosova’nın bu küçük şehrine, Prizren’e daha önce yolumuzun birkaç defa düşmüşlüğü, hatta başka bir arkadaş düğününe katılmışlığımız da anılarımız arasında kilitli kalmış. İnsan hayatına kimlerin geleceğini, ummadığın bilinmez günlerin nelere gebe olacağını bilemiyor. Bazen yolunuzun bir şekilde çakıştığı insanlara kendinizi anlatma telaşı içindeyken,…