Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş

Güzel Şeyler Durağı

Burada, yani blogda beni rahatlatan bir şey var. Yazılarımın sayısını istediğim oranda arttıramasam da tüm akıl karışıklıklarım ve can sıkıntılarımın arasında burada soluklandığımı fark ediyorum. Yazmak bir nebze daha kolaylaştı sanki. Neyi yazsam diye düşünmediğim için olabilir belki. Nasılsa yazmaya başlayınca bir şeyler dökülüyor klavyenin ucundan. Zaman zaman düşündüğümün farkında bile olmadığım şeyler çıkıyor ortaya….

#damladakiokyanus : Hadi bir iyilik yapalım.

Öyle ihtiyacım olduğu bir anda geldi ki sevgili Mümine‘nin mesajı. Umudum bitmiş, kötülüğün galip geleceğini düşünür olmuştum. Etrafımdaki herkes birbirine bağırıyor, trafikte insanlar birbirini boğazlayacaklarmış gibi davranıyordu. Asansöre binecekler, inecekleri beklemeden asansörün içine hücum ediyor, markette kasa kuyruğunda neden bilmem herkes birbirinin önüne geçmeye çalışıyordu. Birilerinin üzüntüsü birilerinin sevinci olmuştu. İnsanın içinde iyilik vardır. Tüm…

John Berger’le Düğüne…

Cumartesi sabahı kahvaltımızı yaptıktan sonra, ”Hadi Cadde’ye gidelim,” dedim. Kuzey hâlâ uyuyordu. Eğer bizimle gelmeyi istemezse benim de onu götürmeye niyetim yoktu. Dün gece hep beraber aile aktivitesi yapmıştık nasıl olsa. Kafamın üzerinde, ”Hadi eve gidelim, çok sıkıldım ben,” diye boza pişirmesini kaldıracak halim yoktu işin açıkçası. Son iki sınavına çalışırken de onunla hiç ilgilenmeyip,…

İç döküntüleri

Arbil aradı bugün. Sesi bir süredir konuk ettiği gribi uzaktan da olsa belli ediyordu. Uykusuz kalıyorum, geceleri sabaha kadar yazıyorum, vücudum yorgun düştü, dedi. Zayıf bir kız Arbil. İnce bedeninin altında saklı bekleyen onca cümleyi nereye sığdırdığını anlamak zor. Onu ilk tanıdığımda yazdığı bir yazının içine daha çok şey sığdırırdı. Okuduğu bir cümleye vurulur, bu…

Napoli Romanları: Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım

Önce 2015 yılında okuduğum kitapları listeleyeyim de yayımlayayım diye düşündüm. Üç günlük tatilin üstüne nefis bir pazar günü geçirmiş, tembellikte farklı bir boyuta varmıştım. Ya yeni bir kitaba başlayacak ya da bilgisayarın başına oturup bir şeyler yazacaktım. Bir kitabı bitirince hakkında biraz düşünme ihtiyacı hissediyorum. ”Şurada oturayım da kitap ne anlatıyordu bir kafa yorayım,” tarzı…

Yeni yıl kararları

Dün malum yeni yılın ilk sabahıydı. Her zamanki gibi ilk kalkan bendim. Evin her odası hınca hınç dolu olduğundan sessizce merdivenlerden indim, salonda yatanları rahatsız etmemeye çalışarak mutfağa geçtim. Mutfağın camından dışarısı bembeyaz görünüyordu. An itibariyle daha kardan adamlar yapılmadığından bahçe dümdüz bir kar örtüsüyle kaplıydı. Dün akşamki nefis sofradan kalanların üstü alüminyum folyo ile kapatılmış,…

2015’i uğurlarken: Aralık ayı kitapları.

Hadi size aralık ayında hedeflediğim kitapları nasıl okuyamadığımı anlatayım. Evet, evet! Senenin son ayı olmasından mı nedir her şey hızlı bir tempoyla ilerliyor. Yuvarlana yuvarlana ayın sonuna geldik desem yerdir. Bizim evin nüfusu yavaş yavaş artmaya başladı. Babaanne ve dede hafta sonu teşrif ettiler. Ev ahalisinin yüzünde güller açıyor. Kuzey dede ve babaannenin varlığında her…

Yazı Evi: Duygu’yla yazıya giriş

     Cuma sabahları can arkadaşımın eğitmenlik yaptığı bir yazı atölyesine katılıyorum. Ruhuma şifa gibi geliyor. Dört haftalık ilk kuru geçen hafta bitirdik. Bu bir aylık süreç bana yazıya giriş atölyesinden çok kendini tanıma atölyesi gibi geldi. Yazarken oyun oynar gibi kendini keşfetmek, ruhunun dönüp dolaşıp soluklandığı köşeleri bulmak, her seferinde aynı yerde durduğunu görüp…