Yazmanın kolay olacağını düşünmüştüm. Bugün boş bir vakit bulacak, bilgisayarın başına oturacak ve önümde hareketsiz duran ekrana hiç düşünmeden kelimelerimi sıralayacaktım. Öyle olmadı. Bunun kaçıncı yap-boz yazım olduğuna inanamazsınız. Yazmanın kolay bir yanı var mıdır bilmiyorum. Bazen hiç apansız gelen bir kelimenin peşinden diğerleri geliyor ve ben daha ne olduğunu anlamadan…
Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş
Hani hiç bıktırmayacağımı bilsem size her gün Paris’ten bahsetmek isterim. İçime neden bu kadar dokunduğunu, canımın sıkıldığı her an neden orada olmak istediğimi, ruhumda yankılanan oraya aitmişim hissinin nereden geldiğini uzun uzun anlatmak. Bu söylediklerimin bir anlamı var mı bilmiyorum ama hislerim bunlar. Evde hayaller kuruyoruz çoğu zaman. Herkes kendine bir süper kahraman özelliği…
Cumartesi sabahının en güzel yanı sabah erkenden uyanıp Polonezköy’e gitmek oldu. Saat 6.45’de telefonun alarmı çaldı. Kuzey, ”Anne, beş dakika daha!” diye sızlandı. Bundan kuvvet alan koca, ”Ben sana Kuzey’e sor, o gitmek istemezse ben de gitmem.” demiştim dedi. Gerçek şu ki, bizim evin aksiyon almakta zorlanan kişisi Selçuk. ”Eee, gitmeyelim o zaman!” dedim. Ben…
Listeler yapmaya bayıldığımı bin defa falan söylemiştim buradan. Sanırım liste yapmak kadar liste yapmaktan hoşlandığımı söylemeyi de seviyorum. Yapacaklarımı gözden geçirip bunları listeler halinde önüme koyduğumda hayatım düzenli olacakmış ve listelediğim güzel şeylerin arasına hiçbir kötü ve istenmeyen şeyin göremeyeceğini düşünüyorum. Neyse ne artık! Kasım ayı için yapacaklarımın arasında ilk olarak Hindistan yazılarını tamamlamak…
Ekim ayını kapatıp Kasım ayına giriş yapmak üzere olduğumuza inanamıyorum. Evet, evet! İnanamıyorum! Ne yapayım? Çünkü günler ve aylar ve yıllar ben daha planladıklarımı yapamadan geçip gidiyor. Şimdi de öyle oldu. Günler birbirini kovaladı. Çok sevdiğim o şehre, Paris’e gittim. Geldiğim gün evde birkaç saat geçirip Hindistan’a yollandık. Bunları anlatmıştım size zaten. Geldikten hemen sonra,…
Hayatın bizim evde nasıl geçtiğini anlatmak istedim biraz da. Hindistan yazılarını elbette yazmaya devam. Bu arada Tac Mahal’e kadar geldim, kapısında dikiliyorum sayılır. Yavaş yavaş yazılarda da yolculuğun sonuna gelmek üzereyim. Tac Mahal demek, Agra demek. Orayı görüp ”The Best Exotic Marigold Hotel” filminin geçtiği Jaipur’u görecek, en son da Delhi’ye gideceğiz. Böylece Hindistan seyahatimiz…
Yine bir şehirden ayrılma vakti. Khajuraho’da görmemiz gereken Dünya Mirası Listesi’ndeki tapınakları gezdik, bir gece de burada konakladık. Sabah yeni bir yolculuk için valizlerimizle beraber lobideyiz. Önce kahvaltı. Sonra yine otobüs, yine yol… Varmayı hedeflediğimiz şehir Agra. Hindistan yollarında şehir şehir dolaşmaya devam. Agra’ya Jhansi şehrinden trene binerek gideceğiz. Bu yolculuk içine bir de tren…
Varanasi’den Khajuraho’ya ulaşımın kolay olacağını kim söylemişti? Muhtemelen hiç kimse. Ben nedense öyle olacağını düşünmüşüm. Yanılmışım. Varanasi Havaalanındayız. Küçük bir havaalanı. Bu ülkede havaalanlarında tuhaf güvenlik önlemleri var. Daha havaalanının dış kapısından içeri girmeden denetim başlıyor. Mecbur kapının önünde sıraya geçiyoruz. Kapıdaki görevli grubumuzdaki herkesin isimlerinin yazılı olduğu listeyi eline alıyor, tek tek isimlerimizi okuyarak…








