Senenin bu zamanı Paris’e doğru yola düşmenin zamanı. Her sene gittiğimiz tekstil fuarları senede iki kez yapılıyor: Biri soğuk şubat ayına denk düşüyor, bir diğeri bazen bizi ılık havayla karşılayan eylül ayına. ”Bu sene bu soğukta Paris’e gitmek istemiyorum,” dedi Selçuk. Kahvaltının ortasındaydık. İkinci bardak çayımı yudumluyor, mutfak penceresinden görünen karla kaplı bahçeye…
Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş
Cumartesi sabahı itibariyle 1.5 saatlik boş zamanım var. Kuzey ders yapıyor, bu arada Selçuk bir şeylerle ilgileniyor. Ben de ne yapacağıma karar verememiş bir halde koltuğun köşesinde oturuyorum. Telefon sehpanın üstünde, uzanabileceğim bir mesafenin dışında ama arada yanıp sönen mesajlar gözüme ulaşıyor. Son birkaç haftadır telefonu elime alasım yok. Facebook’tan çok sıkıldım. Sebebini onlarca kez…
Tatil bitti ve gerçek hayata geri döndük. Ne olacaktı sanki? Tatile gittiğimiz yerleri cebimize koyup eve mi getirecektik? Size bir şey itiraf edeyim mi, bırakın çocukluğumu, büyüyüp de yetişkin olduğumda dahi aklımın yetemeyeceği bu yerlere, dünyanın tuhaf köşelerime gideceğimi hayal edemezdim. Gece kurduğum düşlerin hepsini makul seviyelerde tutmaya çalışır, umutsuzluğa yatkın kalbimin sızılarını, kendimi teskin…
Bir yazıya başlamanın en zor kısmı, başı; yani ilk paragraf. Burası, benim en çok zorlandığım yer. Nedense ilk paragrafta oyalanıyor, konunun dışında bir yerlerde geziniyorum. Daha iyi yazmaya karar verdiğim ilk yıllarda, -ilk yazıya giriş hikâyem Mario Levi ile oldu-, ödevlerimi günlerce düşünür, dururdum. Bu uğraş günlerimi alırdı. Düşündüklerimi yazıya döktüğümdeyse, okuyanın hemen…
Bazı dönemler olanlardan fazla etkileniyorum. Üstüme huzursuz bir hal peydahlanıyor, kovuyorum gitmiyor. Böyle zamanlarda ne yediğimin tadı oluyor, ne içtiğimin. Uykularım zaten çok zamandır bölük pörçük. Bebek gibi mışıl mışıl uyumanın gerçekten ne anlama geldiğini, uykularımı kaybettikten sonra anladım. Tıpkı hamilelere söylenen ”Allah hayırlısıyla kurtarsın!” demenin ne olduğunu hamileliğimin son aylarında anlamam gibi. Şimdi biraz…
Bu sene elimdeki kitapları biraz azaltayım diye düşündüm; zira geçen seneden okuyacağım diye iştahım kabara kabara aldığım bir dolu kitap var. Öylece duruyorlar. Daha önce de söylediğim gibi alma hızıma okuma hızım erişemiyor. Yıllar içinde de sahaflardan, kitapçılardan, fuarlardan alınmış bir sürü kitabın raflarda yattığını düşünecek olursam, bizim evdeki okunmamış kitapların okunma ihtimali yok. En…
Evde her yağdığı için bayram yapan biri var. Okula gitmediği için mutlu. Güzel bir okula gidiyor, çoğu şeyi eğlenerek öğreniyor, kendini ifade etmesine haddini aşmaması şartıyla izin veriliyor. Birçokları fikrime katılmayacaklarıdır ama benim için önemli bir konu haddini aşmamak. Kendini ifade etmek başka bir şey, çemkirmek, her b.ku bildiğini zannetmek ayrı! Kibar olamayacağım….
”Pencerenin önüne, çayınızı, kahvenizi, defterinizi, biraz kurabiye ve telefonunuzu alıp uzunca bir süre kalkmamak üzere yerleşin. Bulutların akışını, rüzgârın değişimini, gök gürlemesini, şimşekleri dikkatlice izleyin. Defterinize notlar alın. Beş duyunuzu açın. Yağmur “birdenbire” yağmayacaktır artık öykülerinizde.Gözlem yapmak, yazıyla dünyalar kurmak ve yazının gücüyle okuyucuyu öykünün biraz öncesinin ve biraz sonrasının içinde tutmak yazarın…








