Nehrin üzerinden fotoğraf makinemin kadrajına düşenler!
Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş
CAN THO’DAN AYRILIYORUZ İlk günün sonunda öğlen yemeğinden sonra tekrar teknemize bindik. Tekneye binmek ve inmek alışkanlık haline gelmişti artık. Biraz daha Mekong Nehri üzerinde yolculuk yaptıktan sonra kıyıya yanaşarak bizi yolda bekleyen otobüsümüze geldik. Şimdi Can Tho şehrine doğru yola çıkma zamanıydı. Saygon’da da Mekong Nehri üzerinde yaptığımız gezi sırasında da yoksulluğa tanık olmuştuk…
Sabah 8.30’da Abu Dhabi Havaalanı’ndan bizi eski adıyla Saygon’a götürecek uçağa bindikten sonra uyudum. Bu saatte kendimi uykuya teslim etmemem gerekiyordu ama uyku beni öylesine şefkatle kucağına aldı ki, söyleyecek fazla sözüm yoktu. Sonra koltuğun arkasındaki ekrandan birkaç romantik komedi seçtim kendime. Sevgililerin kavuştuğu son öpüşme sahnesinde yine yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Romantik komedi…
Beni unutmadınız umarım! Evet, hâlâ yaşıyorum. Günler biraz telaşla geçip gidiyor gözümün önünden ama olsun. Harika bir bayram tatilini geride bıraktım. Üstüne ev taşıdım. Şimdilik tüm hayatımızla beraber eşyalar da havada süzülüyorlarmış gibi gelse de, kalp atışlarım normale döndü. Geride muhteşem bir Vietnam- Kamboçya gezisi, önümde ise ayın 20’si itibariyle yollara düşülecek bir Singapur- Bangkok-…
Kuzey’in elinde en sevdiğim kitap! Çocuklukta sürdüğüm rotaların peşine şimdi onun takılıyor olması zaman zaman çocukluğuma taşıyor beni. En güzel yolculuklardan biri olsa gerek çocukluk! Bazen geriye dönüp hayal etmeye çalışıyorum; serin yazlar kaplıyor etrafımı. Anneannemin bahçeye cepheden bakan kocaman balkonu, balkonun içine arsızca uzanmaktan utanmayan erik ağacı, halıyla kaplı serin zemin… Öğlen vakti olmuş,…
BİR FİLM- BİR GEZİ Şöyle yazmıştım gitmeden önce defterimin köşesine: ”Unutma, Salı günleri Gordes’da pazar kuruluyormuş. Tezgahlar, Franny’nin restoranının önünü ve küçük sevimli çeşmeyi kapattığından, buraları kaçırabilirsin. Dikkat et ve unutma!” Londra’da yatırım danışmanlığı yapan Max Skinner’a amcasından bir şarap bağı ve şato miras kalır. Üzüm bağlarının içindeki bu şato Luberon Bölgesi’ndedir. İşi parayla uğraşmak…
İstikamet belli: Şimdi Cezanne’ın şehrin biraz dışındaki büyük baba evine gideceğiz. Bir zamanlar aile yadigarı olan bu bina Cezanne’ın babasının ölümünden sonra satılmış. Jas de Bouffon’un giriş kapısı! Jas de Bouffon! Genç Fransız rehberin anlattığına göre, kelime anlamı olarak Jas, koyun çiftliği demekmiş. Bouffon ise bir ailenin ismiymiş. Aslı Bousson olsa da, zamanla önce…
Uzaktan kaçamak bakışlar atıyoruz şehre doğru… Eski Belediye Binası, Opera, karşımıza çıkan pasajlar, her birine girme fırsatını elde edemeyeceğimiz küçük kitapçılar, Mendelssohn’un evi… Eminiz ki, gezilecek bir dolu yer var daha. Leipzig hak ettiği önemi kazanacak bir şehir. Şuna hiç kuşku yok ki, burası müzikle yaşayan bir şehir. Öyle ünlü besteciler yetiştirmiş ki, insan hayretler…








