Etiket Arşivleri: Günlük Hikâyeler

Bunca yorgunluğa rağmen neden seyahat ederiz?

Bir haftayı geçen kavurucu bir İtalya tatilinden geri dönmüş, evde birkaç gün geçirip daha ne olduğunu anlamadan tekrar bizimle yola düşecek bavulumuzu hazırlamıştım. Bu sefer serin bir yere gideceğimiz için biraz sevinçliydim açıkçası. Her ne kadar çetin geçen her kışın ardından kışı küstürecek cümleler kursam da, yaz geldi mi de yazdan şikayet ediyordum. Serin bir…

On bir yaşındaki bir çocuğun gezen anne-babayla imtihanı :)

Hiç çocuğunuzun gözünden dünyayı görmek istediğiniz oluyor mu? Bende çokça oluyor. Yol boyunca yanımda yürürken bazen gözlerimi üstüne dikip onu takip ediyorum. Elindeki fotoğraf makinesine etrafında gördüğü heykelleri sığdırmasını, sokak sanatçılarının her birinin önünde dakikalarca kalmasını, önlerinde duran para kutularının içine cebimizde ne kadar bozukluk varsa atmak için çırpınmasını izliyorum. Çocukla seyahat nasıl yapılır? Yeni…

Çalışan kadının sızlanma saati…

Yazmanın hep çok zor olduğunu düşünürdüm; aslına bakacak olursanız hâlâ da öyle olduğunu düşünüyorum. Yine de geçen zamanla birlikte şunu öğrendim. Bir şeyi yapmanın en zor yanı onu yapmaya başlayana kadar geçen zaman. Yazmak da böyle bir olgu. Masanın başına oturup, bilgisayarda boş bir sayfanın karşısına geçince düşünceler, duygular, yazmayı düşünmediğin konular yavaş yavaş parmaklarından…

Lizbon uçağını nasıl kaçırdım?

Fotoğraf: Şuradan Bazen şöyle şeyler olabiliyor: Hiç beklemediğin bir anda uzun zamandır hayalini kurduğun bir tatile doğru uzanan uçağı kaçırabiliyor, unutmamak için yüzlerce kez kendine tekrar ettiğin bir şeyi bavuluna koymayı unutabiliyor, başkalarının başına gelebilecek şeylerin kendi başına gelebileceğine inanmıyorsun. Evet… Lizbon uçağını kaçırdım. Uçağı kaçırmama çok üzüldüm ama buna pek de şaşırmadım. Kendi paramı…

Biraz sihir diliyorum!

İlerleyen zamanla birlikte bu blogu yazmaya niye başladığımı unuttum. Zaman böyle bir şey işte, insana çoğu şeyi unutturuyor. İlk başlarda ne yazdığımın pek önemi yoktu; aklıma gelen şeyleri yazıyor, okuduğum bir kitabı anlatıyor, sevdiğim bir filmden bahsediyordum. Seyahat hayatta en sevdiğim şey olduğundan blogun içinde hak ettiği yeri buldu. Paris en sevdiğim yerdi ve sanırım…

Cuma günü sayıklaması…

Foto: Şuradan İnsan bazen birçok şeyi aynı anda yapmaya kalkıyor. Benim genel durumum bu! Çocukken de böyleydim ben. Folklora gitmek için anneme yalvarır, kendimi halk oyunlarının davullu zurnalı ritmine kaptırmışken, mandolin kursuna da yazılmaya kalkardım. Başladıktan bir müddet sonra yorulur, gitmek için ağladığım kurslar eziyet halini alır, bu sefer de gitmemek için ağlardım. Annem, ”maymun…

Yeni yıl herkese kutlu olsun!

Yeni yıla yeni bir defterle başladım.   Yılbaşı gecesini bizimle geçiren aile eşrafının bir kısmı gecenin sabaha yürüyen saatlerinde yanımızdan ayrıldı. Geri kalanları sağolsun evin büyüğü babaanne odalara serpiştirdi. Salondaki koltuklardan büyük olanına Kuzey’in kıymetlisi amcası serildi, diğerine Kuzey.  Kuzey’in suratında nasıl mutlu bir ifade! Ertesi sabah uzun süren bir kahvaltı masasına oturduk. Bildiğiniz onun…

İki kitap ve birçok hayat!

Susan Sellers’ın yazdığı ”Vanessa ve Virginia” adlı kitapta Vanessa Virginia’ya şöyle diyor: Senin kullanacak büyülü kelimelerin vardı ve sen kendine onları aldın. Bana da resim yapmaktan başka çare kalmadı. Bugünlerde üst üste birbirine benzeyen iki kitap okudum. Birini bir gece eve geldiğimde gördüm. Fransızca kursuna başladığım ilk gündü. Selçuk akşam üzeri benimle Kadiköy’de buluşup, kurs…