20 Mart 2017 Pazartesi

Liste 12: En çok beğendiğiniz özelliklerinizin listesini yapın.

52 Liste Projesi

Liste 12: En çok beğendiğiniz özelliklerinizin listesini yapın.

Hahaha😀  Tam da bu noktada "Come on boy!" diyecek bir ortam oluştu. Haksız mıyım ama? İnsan nasıl olur da kendinin en beğendiği özelliklerini yazar yahu? Biraz zor bir liste olacak benim için. Hani sevmediğiniz özellikleriniz denmiş olsaydı onları daha kolay toparlardım. Tamam, tamam lafı uzatmayıp başlıyorum yazmaya.

Çalışkanım. 


Sahiden çok çalışkanım. Çalışmaktan hiç kaçmam. Sabahın köründen gecenin bir yarısına kadar çalışabilirim. Bir şeyi kafama koymayayım. Sanırım etrafımdaki herkes de bunu bildiğinden ne zaman, "Ben çalışmak istemiyorum artık!" desem, "Sen çalışmadan duramazsın." der. Çalışmadan durabileceğimi biliyorum çünkü yapmayı hayal edip de yapmak için fırsat bulamadığım öyle çok şey var ki hiç sıkılacağımı düşünmüyorum.

Öğrenmeye çok açığım. 

Öğrenmenin ilk yolunun dinlemekten, gözlemekten geçtiğine inanıyorum. Boş muhabbetlerden pek hoşlanmam. Vaktimin boş yere harcayacak kadar bol olmadığını bildiğimden, incir çekirdeğini doldurmayacak saçma sapan işlere zaman ayırmıyorum. Zaman zaman bu durumun ukalalık olarak adlandırıldığını biliyorum ama uzun zamandır en kıymet verdiğim kişi kendim olduğundan bunu pek umursamıyorum. İnsanın yaşı ne olursa olsun kendisini geliştirmekten vazgeçmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sebepten birisi başka biri hakkında, "Bu yaşa gelmiş, şunu yapıyor." gibi abuk bir yorumda bulunursa hemen sol kaşımı havaya kaldırırım. Böyle de topluma duyarlıyım işte 😁

Benim hayatım bana!

Başkalarının sahip olduklarını kendi sahip olduklarımla karşılaştırmam. İşte bu! Benim hayatım, benim mutluluğum, benim sahip olduklarım mottosuyla yürüyorum. Sahiden. Biri bir şey almış, öteki şunu yapmış, kocası da böyleymiş... Beni hiç ilgilendirmez. Zaman zaman kafam karışsa da, hemen kendimi dürtüyorum ve şöyle diyorum: Şişt! Kendine gel. 

Küçük mutluklar

Şükür ki hayalini kurduğum her şeye sahibim. Sağlık ve huzurdan başka bir şey dilemiyorum Yaradan'dan. Mutlu olmak için büyük mutluluklardan öte küçük mutlulukların peşine düşüyorum. Bahçede demli bir bardak çay içmek, Selçuk'la keyifli bir sohbet, Selçuk'un benim için kitapçı tavaf edip seveceğimi düşündüğü bir kitabı alması, Kuzey'in sarılması... Tabii küçük şeylerle mutlu olabilirim diyorsam da beni en çok mutlu eden şeyin her seferinde bir Paris seyahati olduğunu da şöylemem şart!

İşte böyle dostlar💖



14 yorum :

  1. gerçekten özlem insan kendini eleştirmekte daha acımasız oluyor ama sanırım yavaş yavaş hakettiğimiz değeri kendimize vericez sanırım:)keyifle okudum canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de yaş ilerleyince eleştirmekten bıkıyordur insan :) Bırak dağınık kalsın modundayım sanırım. Başkalarının yaşamları hiç ilgilendirmiyor beni. Hatta şaşırıp gülüyorum. Sosyal medya için yaşayan insanlara. Sanal dünyayı gerçek dünya sanıyor birileri. Bu aralar baharın gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Biraz sinir var içimde. Her şeyi bahara bağladım. Bahar bir gelsin, ağaçlar bir çiçeklensin. Daha da mutlu olacağız. :)

      Sil
  2. Çalışkanım,titizim,kimseyi kırmamaya calisirim,azla yetinebilirim,gülmeyi severim daha coook varda basini sisirmeyim.Ama kendimi begenmis degilim haha :) isminiz özlem oldugu icin görüp geldim.Benim adimda özlem memnun oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha :) Çok tatlısın ve başımı şişirmedin. Çok memnun oldum Özlem. Benim çalışkanlığım işte. Ev işlerini hiç sevmiyorum mesela. işten o kadar az vaktim kalıyor ki kendime, biri ev işi deyince buz kesiyorum. Yemek mi? Tost yapalım diyorum hemen :)
      Kitap okumak, çay içmek, sohbet etmek ve blog yazmak varken hem de! Ah hayat! Çok hızlı geçiyor çoook :)

      Sil
    2. Ama sen haklisin çalisiyosun bende evde calisiyorun.Ful mesaideyim hemde.Sıpa büyütüyorum :) tamammmm bundan sonra bol bol kafanı sisireyim o zaman 💙😀 bende memnun oldummmm :)

      Sil
    3. Çocuk büyütmek zor iş, haklısın. Büyüyünce de üzülüyorsun gerçi, ne çabuk büyüdü diye. Kolaylıklar diliyorum sana. Keyfle büyük bebişini :)
      Sevgiler

      Sil
  3. Ne tatlısın Özlem, ben de seni ve hayata karşı duruşunu/bakışını çok seviyorum. Ekleyeyim dedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Tuhaf bir hal benimki. Başkalarının hayatına karışan, insanların dedikodusunu yapan tiplere kıl oluyorum. Berberde, okul toplantısında, nerde olursa olsun tahammül edemiyorum. "Bi' kendine gelsene sen!" diyesim geliyor. Diyor muyum peki? Her seferinde değil tabii :)
      Bazen zor geliyor ama tüm Türkiye ile uğraşmak :) Bir kendimiz olsak, ne güzel olur dünya :)

      Sil
    2. Hah ha " Bazen zor geliyor ama tüm Türkiye ile uğraşmak :) " Ben de sürekli böyle düşünüyorum, ne çok sevmediğim özellik var etrafta, yanlış ülkede doğduğuma çok eminim ama elden de bir şey gelmiyor işte. Bu arada ağaçlar çoktan açtı, bazıları da geçiyor bile. Laleler de başladı yavaş yavaş. Haftasonu güzel bir Anadolu yakası park ve bahçeler turu tavsiye ederim. Işın

      Sil
    3. Kulübe hoşgeldin Işın. Amma velakin bir şekilde kendimizi fazla gazlamamamız lazım. Ben kendimi çok gazladığım için böyle diyorum. Çünkü dediğin gibi madem ki bu ülkede yaşıyoruz, o zaman yapacak bir şey yok. Anti sosyalliğin başka bir aşaması var mı bilmiyorum zira :=)
      Evimizin önünde küçük bir bahçemiz var. Biraz önce işten geldim ve pencereden bir baktım da manolyalar sonunda açmaya başlamış. Zaten hep bahçenin erkencisi manolyadır. Kiraz ağacının üstünde de bahar dalları var. Koltuktan kalkacak gücü kendimde bulsam bir yanlarına gidip merhaba diyesim var ama Kuzey'in Fen sınavı var ve anyon-katyon atomların arasında geziniyoruz. Bu hafta gezelim mi dedim bizimkilere, haftaya çok sınav var, evden çıkmak yok dediler. Ama bahçeye kesin çıkarım hafta sonu. Aklıma da sen gelirsin ve bir bardak da kahve içerim. Olur mu?

      Sil
    4. O erkenci manolyalar en sevdiğim çiçekler, onların peşinden bütün İstanbul'u gezebilirim ben. Çok şükür özellikle Anadolu yakasında bol bol bulunuyorlar şimdilik. Bebek'teki manolya ağacını ancak 2 yıl önce keşfedip kendime çok kızmıştım. Bahçende olmaları çok güzel, keyfini çıkar, aklına da gelirsem ne mutlu r
      Ben de az önce Vatan kitap ekinde Nisanda yayınlanacak bir George Perec kitabından bir alıntı okudum. Hemen sen aklıma geldin. Zira başlığı "Benim şehrim Paris" Çok sevdim ve paylaşmak istedim. Gerçi belki sen çoktan görmüşsündür. İstanbul'la ilgili böyle bir şeyler karalamayı çok isterdim. Kimbilir belki bir gün. Kitabı çıkar çıkmaz alacağım. Yazının tamamı vatan kitap sitesinde var.


      BENİM ŞEHRİM PARİS

      ““Paris’te oturuyorum. Fransa’nın başkenti. Fransa’nın adınınGalya olduğu devirlerde Paris’in adı Lutetia’ydı.
      Çoğu şehir gibi, Paris de yedi tepenin üzerine inşa edilmiştir. Bunlar: Valérien tepesi, Montmartre, Montparnasse, Montsouris,Chaillot tepesi, Buttes-Chaumont ve Butte-aux-Cailles, Sainte-Geneviève dağı vs.
      Paris’in bütün sokaklarını elbette bilmiyorum. Ama her sokağın az çok ne tarafa düştüğünü bilirim. İstesem bile Paris’te kolay kolay kaybolamam. Kullanabileceğim çok sayıda referans noktam var. Hangi yönde metroya binmem gerektiğini mutlaka sezerim.Otobüs güzergâhlarını iyi bilirim; taksiye bindiğim zaman şoföre gidilecek güzergâhı tarif edebilirim. Bir sokak ismini ilk defa duymuşluğum çok ama çok azdır, mahallelerin kendine özgü karakterlerine aşinayımdır; kiliseleri ve diğer tarihi yapıları çok zorlanmadan ayırt edebilirim; garların nerede olduğunu bilirim.Çoğu yerin bir hatırası vardır: Uzun zamandır görüşmediğim dostların vaktiyle oturdukları evler, altı saat boyunca aralıksız olarak tilt oynadığım bir kafe (yirmi kuruşla çalışıyordu) ya da bir yandan oyun oynayan küçük yeğenime göz kulak olurken bir yandan ‘Tılsımlı Deri’yi okuduğum bir park.
      Paris’te yürümeyi severim. Bazı günler akşama kadar yürürüm, belli bir amacım olmadan, yine de şansa bırakmadan, ya da macera aramadan, kendimi kaptırmaya çalışarak. Bazen önümde duran ilk otobüse binerek (artık otobüslere hareket halinde binilmiyor). Ya da kendime sistematik bir güzergâh çizerek. Vaktim olsaydı, Königsberg köprülerine benzeyen bulmacalar tasarlayıp çözmek isterdim ya da mesela yalnızca C harfiyle başlayan sokakları kullanarak Paris’i uçtan uca kat edecek bir güzergâh keşfetmek.
      seviyorum, ama nesini sevdiğimi tam olarak bilmiyorum. Kokusu olduğunu hiç sanmam. Tarihi yapılara o kadar alıştım ki bakmak bile gelmiyor artık içimden. Sevdiğim ışıklar var, birkaç köprü, kafe bahçeleri. Uzun zamandır geçmediğim bir yerden geçmeyi çok seviyorum.

      Kendine iyi bak, sevgiler

      Sil
    5. Ay nefismiş bu kitap. Ve haberim yoktu. Çok mutlu oldum paylaşmana. Çıkar çıkmaz hemen alacağım. Bahçemde hepi topu bir tane manolya var. Ama dayanıklı. Yanına bir de leylak ekmiştim. Kurudu gitti. Toprak biraz kötü. Manolya güçlü çıktı. Sanırım kökleri o yapışkan toprağın içinde ilerlemeyi başardı. Leylaksa sıkışıp öldü, biliyorum. İstanbul hep böyle miydi diye soruyorum kendime. Çocukluğumda daha hafif kışlar, daha rüzgarsız yazlar vardı sanki. Şimdi yazları bahçede ektiğim limon ağacı bile sersem oluyor rüzgardan. Ötle tuhaf düşünceler içine düşüyorum şu günlerde. Kendimi tanımıyorum bazen. Ama Manolya sevindiriyor beni. Haftasonu gidip seveceğim söz :) İG'ye bak vaktin olursa. Hafta sonu manolyası olsun.

      Sil
  4. Benim için de zor oldu bu listeyi yapmak, niyeyse? Çalışkanlık konusunda takdir ettim , bende yok o, iş odaklı olmadım hiç , galiba ben keyif odaklıyım ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ev işi bende de yok. Deli miyim ben evde iş yapayım? O kadar vakti nerden bulacağım? İşte çok çalışıyorum ama! Sonra eve gelince de Kuzey'le ilgileniyorum. İlgilenmekten kastım, büyüdü artık, derslerine bakıyoruz. Sınavı varsa beraber çalışıyoruz. Birçok insan tek başına çalışsın diyor. Haklı olabilirler ama her anne- çocuğun kendi ritmi var. Kuzey, ben şimdilik senin yanımda olmandan hoşlanıyorum diyor. Muhtemelen bir masanın önünde kendi başına oturmaktan sıkılıyor. O yüzden onunla beraber vakit geçiriyorum. Bir de okulda okuduğu kitapları benim de okumamı istiyor. Sonra konuşuyoruz çünkü. Bunu ben de seviyorum. Türkçe kitaplar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama İngilizce nefis kitaplar okuyorlar. Öyle takılıyoruz işte.:) Keyif insanı ol zaten, en güzeli!
      Öperim seni çoook.

      Sil