7 Mart 2017 Salı

Liste 10: Önemsememeniz gereken şeylerin listesini yapın.

52 Liste Projesi

Liste 10: Önemsememeniz gereken şeylerin listesini yapın.

Bu liste biraz negatif bir yaklaşım içermiyor mu sizin için de? Bana öyle geldi. Üstelik bugün pek de keyifli bir günümde değilim. Hani atlasam mı acaba diye düşünmedim değil.


Yaşadığım toplum ve canım ülkem

Az önce Selçuk aradı. Arabasının yan aynaları yine çalınmış. Evet, ikisi birden ve ikinci kez. Kozyatağı Carrefour'un otoparkından. Muhtemelen sinirinin geçmesini bekleyip, arabasını servise park edecek ve sonra bir taksiye atlayıp eve gelecek. 
Geçen sefer başımıza bu olay geldiğinde çok şaşırmıştık. Polise gidip rapor tutturduğunda durumu şöyle anlatmış  polis memuru. Arabasının aynasının başına bir şey gelen insanlar oto sanayideki çıkma parça satan insanlara gidiyorlarmış. Şu model için iki ayna lazım diyorlarmış. Var mı?
Parçacı da şöyle cevap veriyormuş: Şu anda yok abi ama iki güne kalmaz gelir. Merak etme. 

Arz talep meselesi yani. Servise gidip para vermek istemeyen vatandaş, ucuza ayna alabilmek için kendisi adına parça bulunmasını talep ediyor. Ne olacağının pek tabii farkında ama kimin umrunda. 

Çok çirkin olacak biliyorum ama sahiden yaşadığım şu toplumun kansız, hırsız, omurgasız, karaktersiz insanlarını sahiden önemsememek istiyorum. Gerçek düşüncem bu! Kıvırmadan da söylüyorum. Çünkü yukarıda anlattığım olayın çok daha fazlasını zaten her gün görüyorum. Öylesine kızgınım ki. Her türlü pislik, yalan dolan bizde. Ve yaptığımız tüm bu çirkinliklerini matah bir şeymiş gibi anlatıyoruz. 
Yarın bizim arabanın çalınan aynaları biri tarafından satın alınacak. O adam utanmadan gidecek ve hırsıza çaldırdığı eşyanın parasını verecek. Bunu yapan adamın o arabayı alacak parası var ama kırılan aynası için kaskosundan kestireceği ya da cebinden vereceği parası yok. Niye versin ki? Hırsızlık yaptırmak varken. Velhasıl üzgünüm. Sahiden insanlığa inancımı her gün sorgulatan bu toplumun bir üyesi olduğum için üzgünüm.

Daha ne olsun? 
Söyleyecek hiçbir şeyim yok. Buraya negatif bir şeyler yazmak istemiyorum. Belki sinirim geçince kaldırır bu yazıyı daha güzel bir zamanımda daha güzel şeyler yaşarım. Gelecek günlerin bu ülke için çok daha parlak olacağını düşünmüyorum. O yüzden samimiyetle Tanrı'dan bana katlanacak güç vermesini diliyorum. Ülkenin başka köşelerini bilmiyorum ama İstanbul'da yaşam öyle çirkin ki insanın çelik gibi iradesinin olması lazım. Keşke fark etmeden yaşamayı öğrenmenin bir yolu olsa. 

İşte böyle. 

12 yorum :

  1. Özlemmmm belki klişe gelicek ama İnan burda da öyle.Biz de arabanın içinde tacize uğradık,karşı tarafın hatasını yüzüne vurduk diye.Trafikte adam durdu,geldi ve şöför tarafının aynasını yumrukladı.İyi ki cam açma adetimiz Yok.Bizim ayna halâ siyah bantla tutulu duruyor çünkü orjinali çok pahalı,e-Baydemir de güvenip almak soru işareti ya uymazsa diye.Çok geçmiş olsun,Allah beterinden korusun.(bir de plaka fotosu çekmek isteyince trafik açılır,polis de benzer adamın aynı şeyi başka birine de yaptığını söyler,sanki bu hep böyle sürüp gider)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sibel, eminim oralarda da oluyordur benzer şeyler; ama her gün aynı şeylerin tekrarlanması? Artık ülkenin normali haline geldi. Kendi gibi olmayanı aşağılamak, her gün duyduğumuz taciz vakaları, bu tacizleri milletin duymamazlıktan gelecek kadar onursuzlaşması, kadın cinayetleri, bitmeyen dayak hikayeleri, trafik magandaları, metrobüs sapıkları.... Offf, hangi birini saysam. Kozyatağı Carrefour'un otoparkında her gün onlarca arabanın aynası çalınıyormuş. Elbette daha çok lüks arabalar. Selçuk araba servisinde kendisiyle aynı kaderi paylaşan birinin hikayesini dinlemiş. Sadece bir hafta önce, aynı yerde. Arabasının aynaları, navigasyon paneli, cdnin olduğu panel ve inanmayacaksın ama direksiyon. 60.000 Tl çıkarmış servis. Halimize (ikinci kez olmasına rağmen) sevindik. her gün bu tip hırsızlıkların olduğu bir yerde hiç önlem yok. İşin tuhafı da ne biliyor musun? Sabah çaldıklarını akşam sahibinden.com'da satıyorlamış.
      Ben umudumu kaybettim bu ülkeden. Hele ki malum olayların olduğu şu günlerde. Sonumuz hayır olsun demekten başka bir şey gelmiyor elimden.
      Sevgilerimi yolluyorum sana ve çok öpüyorum tatlım.

      Sil
  2. Ülkemiz coğrafi olarak, kültür olarak çok zengin ama yönetim biçimi çok kısıtlı. Hele istanbulda yaşam hem çok güzel, hem çok zor. Tatil için geldiğimde çok seviyorum İstanbul'u. Ama yaşamın zor olduğunuda görebiliyorum. Kaldı ki, senin gibi ince düşünen naif insanlar için çok daha zor. Ülkeleri geziyorsun, sadece gezmiyor, kültürleri, İnsanları tanıyorsun. Örneğin biz Türkiye'ye geldiğimizde duruşumuzla, düşüncelerimizle, davranışımızla kendimizi hakkaten salak gibi hissediyoruz. Çünkü, yaşadığımız yerlerde kurallar var, hak, hukuk var, medeniyet denen şey gerçekten var, düzen saat gibi işliyor. İşte bunların işlemediği bir ülkede hala adil ve avrupalı davrandığımızda salak gibi duruyoruz:) Ama cb miz alacak Avrupa'nın boyunun ölçüsünü. Dünyayı ayağa kaldıracak:) delidir ne yapsa yeridir.. nerden nereye geldim ben yine..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzgünüm artık. Ne diyeyim? Bu ülkede pozitif olmaya çalışmak, bunun için 7/24 mesai harcamak inan çok zor. Yoruluyor insan. Eve geldiğimde tükenmiş oluyorum. Ne kadar kendime takılma bunlara desem de günün sonunda bu ülkede yaşıyorum ve yaşadıklarımdan etkileniyorum. Her gün hırsızlığın olduğu bir yerde hiçbir önlem alınmıyor. Hırsızlar çaldıkları malı akşamında sahibinden.com'da satıyor. Eee, ne olacak? Hak, hukuk yok nasıl olsa. Korkarak yaşıyorsun. Devamlı bir ardını kollama durumu.. Her an inan bana. Sabah evden çıkarken bilinmeze doğru bir adım atıyorsun, akşama eve sağ salim dönem umuduyla :) Şaka gibi. Evet, tam da dediğin gibi. Bugünlerde aldı zaten Avrupa'nın boyunun ölçüsünü. İş yerinde bir arkadaşım, "Size ve bu kadar yanlı davranmanıza inanamıyorum." dedi. Avrupa bizi kıskanıyormuş ve tüm olanlar bu yüzdenmiş. Eee, ne diyim ben şimdi? Nasıl pozitif olayım bu ülkede? Ara ara atar yapmam bu yüzden işte. Dayanamayıp patlıyorum.
      :)

      Sil
  3. Listeye bir başlasam dolup taşar herhalde. Büyük şehirlerde
    daha fazla tabi böylesine çirkinlikler. geçen gün izmite gittim, nasıl bozulmuş heryer. 21. yy şehircilik anlayışı buymuş demek. kazılmış yollar, insanlar akrobasiyle zerinde, her taraf araç dolu, ortada koşuşan suriyeli çocuklar, bina üzerine bina, suratlar hep asık zaten çoğunda bir ışıltı,
    nur yok. oof uzayıp gider işte..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eee, mutlu değil insanlar. Bana tuhaf gelen bu insanların çoğu (Yani bizim gibi azınlık olanlar değil) istedikleri rejim tarafından yönetiliyorlar. Seçtikleri hükümet mutlulukları için yönetimde. Peki neden yüzleri asık? Neden mutsuzlar?
      Liste çok uzun haklısın ve ben de çok mutsuzum.
      Her anımızı bir hırsız tarafından soyulmamak, ya da bir tacizci tarafından taciz edilmemek için pür dikkat yaşamak yorucu inan. Hele ki İstanbul.
      Allah yardımcımız olsun. Bol sabır diliyorum bu şehrin havasını soluyanlara.
      :)

      Sil
  4. Kimse kızmasın ama ben bizim kıvrak zekalı, Türk aklı falan meselesine de oldum olası hiç inanmam. Çözümler hızlı evet ama hep günlük! Başka birini düşünmeyen, anlık, pratik çözümler. Çözüm değil de günü kurtarma çabası. Bu o kadar hayatımıza yansımış ki çoğu zaman farkında bile olmadan kabul ediyoruz. 'Düşünebilen' toplumlarda kişi sadece kendi çıkarı için hareket etmez.
    Neyse yazacak çok şey var, ben de senin gibi düşünüyorum. Ümidim yok. Sadece İstanbul değil, gerçekler bunlar.
    Geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha :) Kendilerini çok zeki bulan Türk milletine gülerim sadece. Alınan alınabilir, hiç sorun yok. Uçak, jet imal ettik de benim mi haberim yok. Yurtdışındaki içecek makinalarına falan euronun, markanın buzdan kalıbını yapıp, beleşe kola ya da çikolata almakla övünen bir milletten bahsediyoruz. Bunun adına da hırsızlık değil de zeka demek. Ümidin yok bu milletten. Geldiğimiz durum da ortada zaten. Keşke üzülmesem! Yoksa artık başkalarını falan düşünecek ruh hali kalmadı bende. kendi ruhsal dengemi korumak için harcadığım çaba o kadar yoğun ki. İş hayatı da aynı. Etraf birilerini dolandırmak için ortalıkta gezinen insanlarla dolu. Her gün gözünü açık tutmak için bunca çaba harcamak sahiden yıpratıcı. Ne diyeyim şekerim? Bazen çok zorlanıyorum işte. Bir yol bulsam kaçıp gideceğim de kocayı ikna edemiyorum.
      Geçmiş olsun dileğin için çok teşekkürler.
      Bakalım yarın ne gösterecek?

      Sil
  5. Geçmiş olsun Özlem. Sinir bozucu durumlar:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her gün tekrarlanan yaşam şartları işte. Bu durum karşısında aldığım tek önlem de alışveriş için bile olsa bir daha Kozyatağı Carrefour'a gitmemek. Listeden gidilecek bir yeri daha elemiş oluyorum. Yakında eve kapanıp, internetten sipariş vererek kozamda yaşayacağım :=)
      Hayırlısı hakkımızda ne diyeyim.
      Canımız sağ olsun :)

      Sil