Paris ile ilgili yazmayı düşündüğüm yerler arasında Cafe de Flore ve Shakespeare and Co. isimli kitapçı var ama ben yazacaklarımı yazmadan önce Ernest Hemingway’in ”Paris Bir Şenliktir” (Paris is a Moveable Feast) adlı kitabında Shakespeare and Company ile ilgili yazdıklarını aktarıyorum.
O günlerde kitap alacak paramız yoktu. Okuyacağım kitapları 12 rue de l’Odeon’daki, Sylvia Beach’in sahibi olduğu ve aynı zamanda kitap satışı da yapılan Shakespeare and Company kitaplığından ödünç alırdım. Soğuk rüzgarın silip süpürdüğü bir caddede, kışın yakılan büyük sobası, masaları ve rafları ile; vitrindeki yeni kitapları, yaşayan ya da ölmüş ünlü yazarların duvarındaki fotoğrafları ile sıcak sevimli bir yerdi burası. Fotoğrafların tümü de enstantane havasındaydı: ölmüş yazarlar bile sanki canlı gibiydiler. Sylvia’nın yaşam dolu ve keskin çizgili bir yüzü, yavru bir hayvanınkiler gibi canlı ve bir genç kızınkiler gibi neşeli gözleri vardı; dalgalı kestane saçları güzel alnından arkaya doğru taranmış, kulaklarının altında, giydiği kahverengi kadife ceketinin yakasının üstünde kalınca kesilmişti. Güzel bacakları vardı, nazik ve sevimliydi, her şeyi merak eder, şaka ve dedikodu yapmaya bayılırdı. O zamana değin hiç kimse onun kadar iyi davranmamıştı bana.
Sylvia, ”Eğer bütün bunları okuyacaksanız sizi uzun süre göremeyeceğiz demektir” dedi.
” Ödemek için uğrayacağım” dedim. ”Evde biraz param var.”
”O niyetle söylemedim” dedi. ”Ne zaman uygunsa o zaman ödersiniz.”
”Joyce ne zaman gelir ?” diye sordum.
”Gelirse akşama doğru gelir genellikle ”dedi. ”Onu hiç görmediniz mi?”
”Ailesiyle birlikte Michaud’s da görmüştük” dedim. ”Fakat insanlara yemek yerlerken bakmak pek uygun düşmüyor, ayrıca Michaud’s pahalı bir yer”
”Yemekleri evde mi yiyorsunuz?”
”Çoğunlukla; özellikle şu sırada ” dedim. ”İyi bir aşçımız var.”
”Yakınlarınızda lokanta falan yok, değil mi?”
”Hayır, yok. Nasıl bildiniz?”
”Larbaud da orda otururdu.” dedi. ”Bu sakıncası dışında çok severdi orayı.”
”Şöyle ucuzca yemek yenecek en yakın yer Pantheon’un oralarda.”
”O semti bilmem. Biz de evde yeriz. Karınızı da alıp bir gün bize gelin.”
”Bakalım; hele şu parayı bir ödeyeyim de” dedim. ”Yine de çok sağolun.”
”Çok hızlı okumayın.”

Blog yazılarımdan e-posta ile haberdar ol