1 Şubat 2012 Çarşamba

George Whitman'a yürekten bir veda!


Bu sefer, bu soğuk Ocak ayında avucumun içinde bana sıkıca tutunmuş minik bir elle yürüyorum. Kafasında polar beresi, boynunu sıkıca kavramış atkısıyla annesinin sevdiği Paris sokaklarında yürüyor. Oğlanın burnu soğuktan kıpkırmızı; nedense ne Eyfel, ne Notre Dame, en çok Seine Nehri'ni merak ediyor. Törenle ailece ona devrettiğimiz fotoğraf makinesiyle Paris'i ikiye bölen bu nehri fotoğraflamak istiyor. Az önce Notre Dame Katedrali'nden çıktık. Uzunca bir süre önünde dolaştık, Fransa otoyollarının ''0 kilometre'' noktasını işaret eden sarı, yuvarlak metal levhayı keşfedip, kendimizi burada fotoğraflıyoruz. Victor Hugo'dan, Notre Dame'in Kamburu'ndan bahsediyoruz az biraz. İçeri girip, Jean D'arc'ın önünde pozlar veriyoruz, kapıdan çıkmadan 2 Euro verip kendimize anı parası alıyoruz. Çıkışta yapmayı istediğim başka bir şey var.


Paris'e gelmeden önce, bebekliğinden beri kitapçı kokusunun içinde büyümüş oğluma göstermek istediğim Shakespeare & Company kitabevini anlatıp durdum. Merakını iyice arttırmak için duvarlar dolusu kitapların arasına gizlenmiş, ancak gizli bir dedektifin gözleri gibi meraklı bakışların bakıp bulabileceği, gezgin gençlerin parasız gecelerini geçirebileceği yataklardan bahsettim. Kitabevinin o tanıdık kokusuna, küçük bir acar hafiye hilesi katarak yola devam ediyoruz.

Bu efsane kitabevi Paris sevdalısı çok insanın mutlaka uğradığı duraklardan biri olmuştur. Seine Nehri'nin bir yanında, Notre Dame Katedrali'nin o görkemli duruşunun gölgesine sığınmış, küçücük bir kitapçı dükkanıdır; ama sahibi George Whitman hayalinin peşinde koşmuş, büyük bir adamdır.

Kaçımız kurduğumuz hayallerinin peşinden gidip, ucundan yakalayabilme umuduyla mutluluğun peşine düşebildik ki?

Evet, kesinlikle inanıyorum ve biliyorum ki, mutluluk sadece hayallerimizin yanında ve umut etmek hayatı yaşanır kılmak için yeterli.





📌 Daha önce yazdığım yazılarda da bu kitabevine duyduğum sevgiden bahsetmiştim. Merak eden olursa kendisi buralarda bir yerlerde.
📌 Sonra yazdığım önceki yazıda hızımı alamamış, fotoğraflar yükleyerek devam etmiştim yazdıklarıma.
📌  Bir de Hemingway'in satırlarından dökülen Shakespeare and Co. var ki..


Yolun karşı tarafına geçtiğimizde, yan yana sıralanmış küçük restaurantların yanında yeşil rengiyle kitabevi hemen gözüme çarpıyor. Sessizliğe bürünmüş, kitapların içinden fırlayıp ortalıklarda dolaşan, okurları içine çeken kitap cinleri yok ortalıkta. Belli ki kapılar kapalı ve bu soğuk günde bizi kitabevinin sıcağına kabul etmeyecekler. Sonra cama yapıştırılmış George Whitman fotoğrafları ve kapının üstüne asılmış bir ölüm haberiyle göz göze geliyorum. Tanıdığım çok yakın bir dostumu kaybetmişim gibi içimi keder kaplıyor. Uzun bir yaşamı tam da dilediği, istediği gibi yaşamış; hayatın ona sunduğu çizgide değil de, kendi rotasında yaşamış bu yaşlı adama saygı duyuyorum.

Kitaplarla kurduğu hayatı, yaşamla kurulmuş en büyük iş kabul eden bu misafirperver insan, kitabevinin çok yakınlarında bulunan evinde kedisi, köpeği ve kitaplarıyla 98. yaşını kutladıktan iki gün sonra bu dünyada bıraktığı derin izlerle Pere Lachaise'de bulunan dostlarının arasına göçüp gidiyor. Kitapların, kitapseverlerin, yazarların ve sanatseverlerin arasında geçirilmiş uzunca bir yaşamın ardından bu çok sevilen kitabevi şimdi kızı Slyvia Whitman' a emanet.


Notre Dame'ı gören üst kattaki pencereden bizi son kez selamlayan George Whitman'a benden de selam olsun. Eminim kitapların arasında süren yaşamı, gittiği yerde de böyle keyifle devam edecektir.

11 yorum :

  1. son günlerde okuduğum en güzel yazı...her kelimesinde kendimi buldum...seni tanıdığım için seviniyorum..:))

    YanıtlaSil
  2. Nihan'cım senden böyle güzel bir cümle duymak benim için büyük bir mutluluk...Asıl ben senin gibi kalemini her anlamda büyülü bir şekilde kullanabilen, kalbi zengin birini tanıdığım için çok mutluyum. Çok teşekkür ederim canım:)

    YanıtlaSil
  3. bir fotoğrafın fotoğrafını çekmek sanırım dünyanın en güzel şeylerinden biri..

    YanıtlaSil
  4. Fotoğraf çekmek, hele de güzel fotoğrafar çekmek bambaşka bir şey:)) Bir fotoğrafın fotoğrafını bir camın arkasından, kendi aksimle çekmemek daha iyi olurdu amma yapacak bişi yok:))) Valla havalar çok soğuk, bu yolculuk sırasında 18 saat havaalanında mahsur kaldım. Umarım St.Petersburg sıcaktır! :)) Hemen hemen aynı tarihlerde benimde gidilecek geleneksel Frankfurt'um var. Şimdiden nasıl olacak diye endişelenmiyor değilim. İyi yolculuklar ve güzel fotolar çekmen dileğiyle:)

    YanıtlaSil
  5. Bence de çok güzel bir yazıydı. Kitapları ve kitapçıları anlatan her yazıyı severim zaten, senin kaleminde daha bir güzel olmuş Paris sevdalısı şeker kız. Harry Potter'i de çekirdekten yetiştiriyorsun bakıyorum:))
    Hama Paris'te misin, döndün mü bilmiyorum ama bildiğim şey seni seviyorum:))

    YanıtlaSil
  6. Ben de sizi çok seviyorum:)))) İyi ki varsınız! Çok maceralı bir yolculuktan sonra döndük. Hava soğuktu ama kar ya da yağmur yoktu. Gezimiz boyunca kendimizi çok iyi koruduk ama havaalanında çok uzun süre bekleyince çok yorulduk. Oğlanlar gece 1 de uyuya kaldılar. Üstlerini montlarımızla örtüp, onların küçük montlarını da başlarına yastık yapınca, bu sefer klimadan ben üşüttüm. Sinir olduğum bir öksürük gelip yerleşti ciğerime. Evde dinlenmedeyim şimdi. Gerçi kardan nefes alacak hal de yok ya İstanbul'da. Çok öpüyorum sizi:)))

    YanıtlaSil
  7. Özlem ne güzel oldu güne bu yazıyla başlamak. Yeşil çayımı yudumlarken, pıt pıt gözyaşlarımda döküldü.Sanki şiir yazmışsın şiir.
    Havalar düzelsin ilk fırsatta Natali , Zero ve Zeyneple bir sabah kahvaltısı programı yapalım.

    Sevgimle

    YanıtlaSil
  8. Lale ablacım, beğendiğine çok sevindim. Havalardan ümidi kesmek üzereyim:) Beni bile hasta etti havalar valla:)) Kahvaltı programına asla hayır diyemem. Çok öpüyorum seni.

    YanıtlaSil
  9. Mesela ben de bugün oturduğum yerde, yani işimde çalışıyorken (mühendisim) birden beynimde şimşekler çaktı. Bir çılgınlık yapıp, bırakıp her şeyi yollara vursam kendimi diye düşündüm. Hayatımı fotoğraf çekerek ve gezerek mi kazansam sorusuyla cebelleşiyorken buldum kendimi. Üstüne bu yazı geldi. Ne yapsam, ne etsem bilemedim ki :)

    YanıtlaSil
  10. Yiğit Tan,
    Muhtemelen işin en zor kısmı karar verebilmekte! Sonrası heralde büyük bir rahatlamadır.:)) Yollara vursan kendini, gezdiğin yerleri fotoğraflasan, köşesinde kös kös oturanları kıskançlıktan çatlatsan güzel olur valla:)))
    Yüreğine yola çıkabilmek için güç diliyorum:)

    YanıtlaSil
  11. Paris'te Shakespeare adında bir kitapçı olacağı hiç aklıma gelmezdi. Bir daha Paris'e gitme şansım olursa mutlaka uğrayacağım. George Whitman'a ne güzel bir saygı duruşu olmuş bu yazı. Kitapları, kitapçıları bu kadar sevmeniz, seven çocuklar yetiştirmeniz ne güzel ! Sevgilerimle,

    YanıtlaSil