Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş

Yuvaya Dönüş

Yuvaya Dönüş Aynı cümleleri tekrar etmek zorunda kaldığım aralıklar veriyorum burada yazmaya. Sonra da her seferinde şu cümle dökülüyor ağzımdan: Buraya yazmayı çok özlemişim. Yazmayı hep çok özlüyorum da; yazmıyorum işte! Hayat, iş, seyahatler, yapılacaklar hep sevdiğim şeylerin önüne geçiyor. Aslında sevdiğim şeylerin öncelik sırası çok başkayken, bir bakıyorum ki “gerçek hayat sorumlulukları” denilen şeyler…

Somnia- Edebiyat Temalı Kupalar

Edebiyat temalı kupalar

Uzun zaman oldu. Yazmaya niyet ediyor ama masanın başına oturmayı bir türlü başaramıyorum. Bugünkü meselemiz bu değil ama! İyi-kötü nice şeyi burada paylaştıktan sonra son günlerin beni en heyecanladıran haberini de buradan duyurayım dedim. Burada genellikle ne yaptığımdan, işimin ne olduğundan pek bahsetmedim. Çok yazdığım, çok anlattığım zamanlarda sıra gelmedi; aklıma anlatmanın düştüğü zamanlardaysa işle…

Kahvenizi nasıl alırsınız

Kahvenizi nasıl alırsınız?

İçinde olduğum ruh halinden çıkmak istedim. Bir türlü olduğum anın içinde kalamıyordum zira. Normandiya seyahatinin içinden oturup düşünemeden, serinliğin keyfine varamadan hızla geçip Loire Vadisi Şatoları’nın olduğu sıcak bir mevsime dalmıştık. Havanın o serinleten, insanın içine nane ferahlığı veren hali gitmiş, denizin kokusunun yerini yıllanmış ağaçların çevrelediği, güneşin hiç acımadan yaktığı bir zaman dilimi almıştı….

Ergenle yolculukta yanınıza almanız gereken şeyler

Bebeğinizle seyahat ederken yanınıza almanız gereken şeyler ? Sahiden okuyor muyuz bu yazıları? Bence her anne bebeği ile seyahat ederken yanına alması gerekenleri biliyordur; elbette bebeğini doğurduğu ilk beş gün içinde yolculuk yapmıyorsa. Yanınıza mama, bol miktarda bez, ıslak mendil, hafif bir battaniye, memelerinizi ve sağ duyunuzu almayı unutmayın. Ah bir de çocuğu oyalayacak oyuncaklar,…

Anneliğimin on iki yılı

Anneliğin de bir tarihi var elbet. Benimki dolu dolu on iki sene oldu.   Bebeklerin o süt kokusunu hiçbir şeyde bulamasam da Kuzey’in iki yaşını çok sevdim ben. Benim gözümde bembeyaz, güleç yüzlü bir çocuktu. Minik çenesinin içine dizilmiş sıra sıra dişlerle gülümser, iki yaşın o en çılgın hallerini alışveriş merkezlerinin orta yerinde sergilemekten çekinmezdi….

Sherlock Holmes’un evi nasıldır sizce?

Kitapları ve kitap kahramanlarını seven herkes yazar evlerini, yazarların yazım rutinlerini, yarattıkları kahramanlarının yaşadığı yerleri merak eder. Ben şahsen ediyorum. Bir de bu yazılı metinlerin ekrana taşındığı zamanlar vardır. Çıkacak filmi heyecanla bekleriz. Sonra da filmin vizyona girdiği ilk gün koşar, sinemada arka koltuklarda bir yerden bilet alırız. Ben de birçokları gibi kendi hayalimde yarattığım…

Babaannemin Sandığı

Her cuma günü benim için bayram günü.? Sabah neşeyle uyanıp yola çıkıyorum. Erkenden Kadıköy’de olmak, yazıyla dolu günüm başlamadan önce Kev’de bir bardak çay içmek ve önündeki nefis güne merhaba demek. Yazı arkadaşlarımla bir masanın etrafında toplanıp yazdıklarımızı paylaşıyoruz. Okudukça keyfimiz artıyor, bazen de minik umutsuzluklara kapılıyoruz. Sonra hemen kendimizi toparlayıp, hatalarımızı bir kenara not…

Çekiliş varmış. Öyle dediler.

Blogdan beni takip eden çok sevdiğim insanlar var. Bunu her fırsatta söylüyorum çünkü dediklerimi kalben hissediyorum. Benim Paris sevgimi dinlemekten bıkmadılar ve her seferinde de beni anladıklarını söyleyen güzel yorumlar yazıyorlar. Bazen yorumlarda, “Hadi ama bir kitap yaz, Paris’le ilgili yazdıklarını bir kitapta topla da, gidip alıp okuyalım” cümleleri oluyor. Eh, itiraf etmem gerekirse bu…