Moulin Rouge ile ilgili ne yazsam ki acaba? İlk önce şunu söylemek isterim ki Moulin Rouge benim gittiğim ilk revü. Bir de Champ Elysee üzerinde meşhur Lido var ama oraya da daha önce gitmedim. Paris’in Revüleri: Moulin Rouge mu Lido mu? Bu gezimizde akşamüstü ilk gün yürüyerek Pigalle’e çıktık ve revünün karşısında korunaklı bir cafede…
Kategori Arşivleri: Paris
Daha önce gidenlerin bildiği gibi Champ Elysee üzerinde bulunan araba galerilerinde güncel satılan arabalar bulunmuyor..(Gerçi hiç araba almaya kalkışmadım ama o kadar ekstrem arabalar var ki öyle olduğunu düşünüyorum)Yanılmıyorsam Champ Elysee üzerinde Renault,Citroen,Peugeot ve Mercedes var..İşte size Peogeot’dan iki otomobil. İlk otomobil… Son otomobil..Nasılda mutlu di mi?
Carrie Paris’te…Hem de benimle aynı zamanda…
Benim Pere Lachaise ile ilk karşılaşmam daha önce anlattığım gibi Mine Kırıkkanat’ın ”Paris” isimli kitabı sayesinde olmuştu. Orada karşılaştığım bir hikayeden sonra gitmek istemiş, sonra da biraz karıştırınca birçok ünlü mezara ev sahipliği yaptığını öğrenmiştim. Bizden de Ahmet Kaya ile Yılmaz Güney bu mezarlıkta bulunmaktalar. Biz eşimle beraber mezarlığı gezerken Ahmet Kaya’nın mezarı ile karşılaşmış…
Pere Lachaise geliyor dediğimi biliyorum ve aslında yayınlama aşamasına da neredeyse gelmiştim ama kolaj yapmak adına verdiğim uğraşlar arasında nasıl yaptım bilmiyorum ama yazıyı kaybettim ya da sildim.Yaşadığım hayal kırıklığı arasında da ha yeniden yazdım yazıyorum derken beklenen Paris gezisi de kapımı çalmış oldu. Daha önceki yaklaşık 1.5 ay önceki seyahatimizdeki havanın azizliğine…
Tekrar bir Paris yolculuğu için kendi adıma geri sayımım başladı…Haftasonu itibariyle inşallah tekrar gökyüzüne Paris’ten bakabileceğim.Benim için Paris metro istasyonundan sokağa adım attığım anla beraber başlıyor.Sanırım bu seyahatimizde yanımızda arkadaşlarımızda olacak.Kafamda tabii ki gidilecek yerlerde ilgili bir liste var..Amma velakin Parisle ilk buluşmasını gerçekleştireceklerin olduğu aldığım duyumlar arasında…Bu durumda klasik yerler gezi listemizin başında olacak…
Julie & Julia seyrettiğim güzel bir filmlerden bir tanesi. Hatta seyrettikten sonra sevdiğim filmlerim arasındaki yerini aldı bile. Film 1940’lı yıllarda kocasının büyükelçilikteki görevi sebebiyle Paris’e yerleşen Julia Child adlı hayli irice Amerikalı bir kadınla, 2000’li yıllarda Queens’te yaşayan yine Amerikalı bir kadın olan Julie Powell’ın gerçek hikayelerini anlatıyor. Film iki şehirde geçiyor: Paris ve…
Rüzgarlı, soğuk ve açıkcası insanı yıldıran günlerden bir gündü.Yürürken apartman boşluklarına sığınarak ilerlemek gerekiyordu, iliklerine kadar üşümek bu olsa gerekti ama böyle evinden,ailenden ve canını sıkan bir dolu ıvır zıvırdan uzak olmanın da güzel bir yanı vardı elbet…Hava çok soğuktu ya hani sevgilinin elini tutmak ,göğsüne sıkı sıkıya sığınmak şart olmuştu.. Ahh evet biliyorum sevgiliye…







