Bir kere canın çok sıkkınsa ve acele yoldan mutlu olmak istiyorsan Angelina‘ya gidebilir, şahane bir sıcak çikolatayı höpürdetebilirsin. 🙂 Adres: 226 Rue de Rivoli, 75001 Paris Paris’in en güzel kitapçılarından biri olan Abbey Bookshop‘a uğrayabilir, büyük bir ihtimalle kitabevinin sahibi Brian tarafından ikram edilecek kahveyi içip, kitap kokuları içinde huzur bulabilirsin. Adres: 29 Rue de…
Kategori Arşivleri: Paris
Paris’te gizli bir sıcak çikolata hikayesi: Angelina. Tarihi bir mekan. Rue de Rivoli üzerinde önünde uzun kuyrukların oluştuğu güzel mi güzel, eski mi eski bir pastane. Aslında çoğu zaman alışık olduğum kitapçıların raflarının arasında gezinirim. Bu durumun birçok iyi yanı olduğu gibi, kötü yanları da var. Rutin gezinmeler sırasında ayaklarınız sizi bilmediğiniz rafların önüne taşımaz…
Benim Paris’im her gidişimde sevip okşayıp gönlünü aldığım bir şehir. Çocukluk arkadaşı gibi biraz aramızdaki hissiyat. Ne yapsa kabülüm. O yüzden Paris deyince başka bir gülüyor gözlerim. Benim Paris’im ya da başkalarının Paris’i. Bundan yaklaşık bir ay önce çok sevdiğim bir arkadaşım Paris’e gitti. Bu şehre ilk ayak basışı değildi ama yaklaşık bir senedir haftada…
Peki! Anladım! İnsanın her günü aynı güzellikte geçmez değil mi? Hatta bazı günleri ortalamayı bile tutturamaz. Bir de ortalamanın çok altında, insanın mutsuz olduğu günler vardır. Yazmak rahatlatır. Bazen rahatlamak için yazarsın, sonra yazdıklarını yoketmek için- parıldayan bir ekrana ise yazdıkların- delete tuşuna basarsın, siliniverir. Su gibi akar, evet! Bir zaman sonra yazdıklarını hatırlamazsın, su…
Her fırsatta Paris’e gittiğimi artık tüm dostlarım biliyor. Yine mi diye soranlara kızıyorum üstüne üstlük. Bu da benim takıntım işte, napalım? Nasıl mutlu mesut dolaşıyorum sokaklarda bir görseniz, siz de mutlu olursunuz benim için. Turist kıvamında kendini sokaklara vurmak çok güzel. Sırtına bir sırt çantası alırsın, cüzdanını her ihtimale karşı çantanın kuytu bir köşesine saklarsın,…
Bir kitap okudum! Paris Opera bölgesinde bir günüm geçti. Hadi yalan yok, ilk gün aradığım yeri de bulamadım. Yenilgiyi kabul etmek istememiştim ama ayaklarım isyandaydı ve aynı bölge içerisinde tur atmaktan başım dönmüştü. Hayır sevgili kocam diye demiyorum, yer aramak konusunda benden de hırslıdır. Arıyoruz efendim… Durmuyor, yılmıyor. Arzu Çağlan’ın kitabında yazdığı, benim hemen okuyup…
Pilotumuzun Paris havası ile ilgili 16 derece bilgilendirmesine karşın hava inanılmaz güzel. Bizim deyimimizle Paris bahardan kalma günlerini yaşıyor 2010’un Eylül ayının tam ortasında. Otelimiz dediğim gibi Champs-Elysees’ye çok yakın mesafede Trocadèro bölgesinde. Sağlı sollu büyük kestane ağaçlarının gölgesinde, dökülmüş sarı-kahve sonbahar yapraklarına basarak varıyoruz otelimize. Klasik boyutlarda! bir Paris otel odası. Ve evet duş…
Bu sefer Paris’te bulunma sebebim sevgili kocanın fuar ziyareti kontenjanından oldu. Bu fuarlar hayatımızdan eksik olmasın diye dua ediyorum her daim…Yedik, içtik, gezdik veee döndük işte… Gitmeden önce fuarda gezilecek günlerin üstüne kendime bolca kahve ve Paris seyir günleri eklemiştim neyse ki…Yetmedi, hiç yetmez zaten ama olsun… Paris güzel şehirsin sen! Uçağımız her zamanki gibi yine…








