Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş

Vegas’ta olan, Vegas’ta kalır!!!!

Biz Vegas’tayken diye başlayan bir cümle kurmamın zamanı gelmiştir; Bu yolculukta tarihteki yerini çoktan aldı. Çok yorgunum diye ağladığım anları özler bile oldum. Biz Vegas’ta: Eyfel’in gölgesinde yani Paris Otel’de kaldık. Oceans 11 filminden hatırlanacak Bellagio Oteli’ni seyrettik. Sabah kalktığımızda lobideki Fransız fırınından ekmek aldık! Bir de reçel, tereyağı ve kahve! Esaslı Beşiktaş’lılar olarak Büyük…

Elif Köksal’la Katmandu’da Günlük Hayat!

Hâlâ hazırda Şeker Bayramı için yapılmış bir hazırlığımız yok. Sonra mail kutuma düşen güzel bir mail ve muhteşem bir yol hikâyesi! Nasıl gitmek istiyorum. İstersem bir şekilde bir gün bu hayalim gerçeğe döner onu da biliyorum. Üstüne üstlük yine bir Elif Köksal Katmandu’suyla olur!  Şimdilik ben bu rüyanın misafiri olamıyorum; ama elbet başka yolcular olacaktır….

Isabel Allende ve Ruhlar Evi!

Tadına doyum olmaz bir kitabın son sayfasını az önce kapatmış bulunmaktayım. Çoğu okur sanıyorum bir kitabın bitişini heyecanla bekler ve son sayfaya geldiğinde içine yerleşen rahatlama duygusuyla aldığı keyfin sonunu getirir. Ne yazık ki benim kitap okuma serüvenimde son sayfalar nedense yüreğimde nedensizce kanatlanmaya başlayan göçmen kuşların çarpıntısına sahne oluyor. Zaman zaman kendimi sakinleştirmem gerekiyor…

Andersen’in bezelye çorbası, yeldeğirmeni, yol hali…

San Diego’nun merkezindeyiz. Sokaklar birbiri ardına sıralanmış restaurantlar, kafeler, dondurmacılarla dolu. Mağazalar hemen elinizin altında. Kalabalık sokaklarda yürüyoruz. İşin aslı kenti keyif yapan insanlar doldurmuş vaziyette. Yemek yiyip, içkilerini yudumlayan insanların sohbetleri sokak aralarına çoktan yayılmış. Kalabalığı arkamızda bırakmaya çalışarak yönümüzü deniz kokusuna çeviriyoruz. Fuar merkezine geldiğimizde yukarı doğru acımasızca yükselen merdivenleri tırmanmaya başlıyoruz. Sıkı…

Gününüz aydın olsun fok kardeşler!

Dar bir zamana sığdırılmış, tek nefeste içime çekmeye çalıştığım zorlu bir Amerika seyahatinden sonra evimdeyim yine… Sanki sadece yavaş yavaş nefes almaya çalışarak vücut ritmimi bulmaya çalışır gibiyim. Eee kolay değil, altı gecelik bir parkura üç eyalet sığdırdık. Nasıl sığdı diye soracak olursanız, bazısı eksik kaldı, bazısı fazla geldi; lakin gönlün hiç yetinmeyeceğini bilmenin verdiği…

Hoşgeldin 37!

Nasıl korkunç gelmişti başlarda. Pek çaktırmamaya çalıştım etrafımdakilere. Zaten beş senedir çocuklu evli kadın grubundan çocuk sahibi kadın grubuna bodozlama bir dalış yapıvermiştim. Uzun zamandır bu anı bekleyen aile eşrafı pek bir neşeyle karşılamıştı bu durumu; lakin sevgili oğluma kavuştuğum ilk zamanlarda ben bile alışamamıştım kendi durumuma… Ne oluyordu Allah aşkına? Birbirimize alışmamız ne kadar…

Patrick Süskind’den Herr Sommer’in Öyküsü’nü iftiharla sunarım!

Uzun bir zamandır Salı gecelerimi dolduran bir faaliyet içindeyim. ( Faaliyet kelimesi hayatıma oğlumun okula başlamasından sonra girmiştir.) Burada bahsedip bahsetmediğimden pek emin değilim ama bir yazı atölyesine gidiyorum. Doğru kelimeleri yanyana getirerek anlamlı cümleler kurmaya çalışıyor, bir de onları bir kurgu içinde toplamaya çalışıyorum. Vay halime değil mi? İtiraf ediyorum çok eğleniyorum! Her şey…

ŞİİRİN KAYIP PRENSİ; KEATS

Roma’da erken saatlerde yola düştüğümüz 2.sabahımızı şehrin içinde başka bir devlet olan Vatikan’da geçirdik. Yorgun ayaklarımız bizi adını burada bulunan İspanyol Konsolosluğu’ndan alan merdivenlere taşıdı. Kalabalığı ile bizi karşılayan Piazza Spagna’dayız. Meşhur merdivenler tam karşımda, üstünde farklı coğrafyalardan gelmiş kadınlı erkekli gruplar oturuyor. Gençler ayrı bir alem zaten! Yüzlerinde benim de ilk ergenliğimden tanıdığım umarsız…