Dün öğleden sonra yağmaya başlayan karı hiç ciddiye almadım. Başımı pencerenin kenarına yaslayıp hayallere dalmak işin en güzel kısmıydı zaten. Bir müddet orada burada astral seyahatler yaptıktan sonra, sabah bileğimin hakkıyla kazandığım ganimeti eve götürmeye karar verdim. Vakit akşama yaklaşmak üzereydi ve içimi ev haline bürünmek için karşı konulmaz bir duygu kaplamıştı. Arabama binip, çalıştığım…
Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş
Güzel bir Cuma akşamıyla haftasonuna bağlandı gecem… Kadıköy’de hava çok soğuktu. Arabamı denizin paralelinde yer alan İspark’ın yol kenarı parklarına bıraktıktan sonra, Alkım Kitabevi’nin hemen önünden hızlı adımlarla yukarı doğru tırmanmaya başladım. Paltoma sıkıca sarınmıştım, berem kafamı soğuktan koruyordu; ne de olsa anne elinden çıkmıştı kendisi, sevgiyle örüldüğünden beni tüm o sert rüzgârlara karşı korurdu….
Güneşin doğuşunun keyfine varmak güzelmiş doğrusu! 2011 bizim buralardan giderken biraz ortalığı karıştırarak gitti; sanki bana bazen çok planlı olmanın işe yaramayacağını öğretir gibiydi. Eh bazı şeyler uygulamalı olunca anlamak takdir edersiniz ki daha kolay oluyor. Sizlere Mario Levi’nin Yazı Atölyesi’ne başladığımdan bahsetmiş miydim ben? Neredeyse ilk kur bitmek üzere! Bloga fazla yazı yükleyemem bu…
Bazı günler evlerimize yanlarında hediyeleriyle beraber konuk olurlar. Pazar sabahına uymayacak bir şekilde hızlı başlayan günümüzü, öğlenin rehavetine bırakıverdik. Eve varışımızın hemen ardından karnımızı, anne elinden çıkma ev makarnasıyla televizyon karşısında geçirmeye karar verdik. En sevdiğim miskinlik sahnesi budur benim gözümde. Televizyon karşısında rahat bir koltuğa yerleşip, elinde canının çektiği bir yemekle film seyretmek gibisi yoktur….
Dostluk ve sevgi dolu yeni bir yıl dileklerimle:)))
Günlerim o kadar yoğun geçiyor ki, çok sevdiğim bloguma hiçbir yazı ekleyemedim; oysa yılın en son ayındayız. Gerçi yeni bir yıla girmek çocukluğumda olduğu gibi artık yüzümü güldürmüyor. Takvimden eksilen her yaprak, ömrümüzden de alıp götürüyor. Kuzey büyüdükçe artık yavaş yavaş yaşlandığımızı kabul etmek zorunda kalıyorum. Yok kederli ya da üzgün değilim; nasıl keyifli bir…
Groupe MOB ile Cenevre’ye kadar gelmişken, bir de Alplerin eteklerine uzanayım, Şu Panoramik Trene binip kendi keşfimi kendim yapayım, şu meşhur çikolataların içine katılan lezzetine doyum olmayan tazecik sütlerin sahibi kocaman İsviçre ineklerinin otladığı dağları bir göreyim diyorsanız benim izlediğim yolu sizlerde takip edeceksiniz arkadaşlar! Bu trenlere ulaşmak için yol kolay. İnternet tarayıcınıza ‘Groupe MOB‘…








