Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş

Utangaç bir İsviçre şehri: Montreux…

Yüzümde kocaman bir gülümseme. Ayıptır söylemesi, o gülümseme benim yol halim, bir nevi azığım. Yoldaysam eğer, pişmiş kelle gibi sırıtıyorum. Üstüme bir pozitiflik ki yerleşiyor ki, sorma gitsin. Bazen bu duruma sebep, kendi kendime sinir oluyorum. Biri bana beni sorsa, düzeni ne kadar sevdiğimden falan bahsederim. Sabahleyin yatağın hep aynı tarafından kalkmayı, yatağın aynı köşesine…

”benden” olsa yazının başlığı…

Dün gece çok güzel bir gece geçirdim. Öyle güzel geçti ki, orada bulunduğum üç saatte dünyada başka hiçbir yerde bulunmayı istemezdim. Kadıköy’de hemen Oyun Atölyesi’nin çaprazında Mim Sanat Merkezi’ndeydim. Yanımda yakın arkadaşlarımdan biri ile önce acele bir yemek yiyip, sonra Mim Sanat Merkezi’ne doğru yollandık. Ünlü bir yazarla buluşmamız vardı, hem de tam 12 hafta…

Cenevre: Saatlerin Şehrine Yolculuk

Kış geldi galiba. İnsan oturduğu yerde daha fazla üşüyor. Evde olup, insanı sıcacık tutan bir battaniyeyle bütünleşip, cama vuran yağmura dalıp gitmek var; ama ne mümkün. Yerinde duramayan, oradan oraya koşuşturmaktan keyif alan bir doğam var. Kışın soğuk bir zamanında seyahat etmenin tek güzel yani terk ettiğin yerde de kışın hüküm sürdüğünü bilmek bence.   …

Fransız Güzeli: Annecy

Sabahın erken saatinde yola düşüyoruz.  Yolculuk, Cenevre’nin 30 km güneyinde Annecy isimli bir Fransız şehrine. Daha önce Annecy‘ye gitme düşüncesi aklımıza düştüyse de, hiç bu kadar yakınına gelmemiştik. Hal böyle olunca şimdi bu fırsatı kaçırmama niyetindeyiz; zaten günlerden pazar ve Cenevre’de her yer kapalı. Annecy, görür görme insanı kendine hayran bıraktıran şehirlerden biri. Otelimize çok…

İLK DURAK VERONA

ROMEO VE JÜLYET’İN ŞEHRİNE KEYİFLİ BİR YOLCULUK   Erbe Meydanı-Meşhur Caffe Filippini             Jülyet o pek meşhur balkonuna çıkıp neler düşünmüştür acaba? Hülyalı, yarı aralık gözleri uzaklara dalmış gitmişken, Romeo ile ilgili ne hayaller gelip geçmiştir aklından, gönlünden? Pek tabii, kavuşulan bir sevda olsaydı bu aşk, belki bugün kulaklarımıza kadar…

Vay bee Ekim ayındayız!

Üstüme yapışıp bir türlü gitmek bilmeyen bu tembellik durumundan kurtulmam gerek artık! Yazılacak o kadar çok şey varken, elim nedense bir türlü klavyenin tuşlarına gitmiyor. Şimdi yazmaya çalışıyor olmam; artık bu döngüyü bir tarafından kırmak istememden sebep. Fena bir yaz da değildi üstelik. Bolca gezmeli, bolca eğlenmeli. Çok keyifli bir Toskana seyahati yaşandı mesela, anlatılmaya…

İSKANDİNAVYA GÜNCESİ-10 KOPENHAG

  ANDERSEN’İN ŞEHRİNDEYİM. Bu kadar uzun uzun gezdiğim her yeri, yaşadığım anlarla neredeyse aynı uzunlukta yazmama rağmen, yine de sanki aceleye getiriyormuşum hissiyle dolmam ne enterasan! Sanıyorum yazıya döktüğüm andan itibaren, gezinin sonunu getireceğimi bilmemle alâkalı bir durum. Oysa toparlamam lazım artık; zira yeni rotaları çoktan çizmeye başladım bile. Mr.Andersen:)     Bergen’den ayrılma vakti…

İSKANDİNAVYA GÜNCESİ-9 BERGEN

  BERGEN Norveç’in 2. Büyük şehri Bergen’deyiz. Bu şehir aynı zamanda Unesco Dünya Mirası Listesinde yer almakta. Akşam saat 21.30 gibi trenden iniyoruz ve şehre ayak basmış oluyoruz.        İstasyondan çıkar çıkmaz seviyorum şehri. Kendi kendini sevdiren cinsten bir şehir burası, sizin onu sevmek için fazladan bir çaba göstermenize gerek yok. Şu ana…