Kategori Arşivleri: Kategorilendirilmemiş
Birçoğumuz gibi güzel bir cuma günü geçirdim. Dün öğlen vakitlerinde Selçuk’la birlikte diğer tüm anne-babalar gibi okuldaydım. Kuzey, gerçek anlamda ilk karnesini aldı. 24 kişilik sınıfında karne sırası en son benim oğluma geldi. Baktım sırasında sabırsızlanarak, biraz parmağıyla oynayarak, biraz dudağıyla oynayarak kıpırdanıp duruyor. En sonunda güzel dilekler ve sıcak öpücüklerle öğretmeni karneleri dağıttı. İnsanı…
Kitapsever bir insan ne yaparsa yapsın kitapçı raflarından uzak kalamıyor. Oysa ne çok kitabım var okunmayı bekleyen ve kendime verilmiş bir sözüm: Bekleyenlerden bir kısmını okumadan yenisini almayacağım. Ama nerede bende verdiğim bu sözü tutacak yürek? Zaten ben almayacağım desem de sevgili kocam alıyor kitapları mutlu olayım diye, biraz bana biraz da kendine. Bu Cumartesi…
Dün akşam oğlanın kendi kendine ders çalışmasını öğrenmesi adına onu çalışma odasına gönderip, biz de televizyon karşısına kurulduk. Ne zamandır izlemeyi planladığımız ”La Rafle” filmini bir güzel dvd’ye yerleştirip, başladık seyretmeye.. Film 1942 yılının Fransa’sında geçiyor. Mekan Paris! Artık çok iyi bildiğim, tanıdığım, aklıma geldikçe ”Ahhh, aahh!” dediğim mekanlar bu sefer siyah beyaz görüntülerle 1940’lı…
Şöyle bir bakınıyorum da etrafıma hepimizin hiç eksiksiz yeni yıldan beklediklerimizin arasında huzur en başka geliyor.. Sahiden huzur, o iç huzuru yok mu varsa sahiden dünyalar senin. Benim yeni yıl kararlarımın başında huzurun yanında, bol bol meyve yemek o da yeterli gelmiyorsa vitaminle bünyemi desteklemek var çünkü nerdeyse kronik hale gelen yorgunluğumdan bıktım usandım.Sabahları yataktan…
Taşınma halleri, evi toparlama derdi, ev bayrama yetişecek yetişmeyecek stresi, oğlan okumayı öğreniyor aman ilgilenelim dikkatimizi üstünden eksik etmeyelim, çalışma disiplinini şimdiden vermek lazım derken; arada malum tesisatçımız, boyacımız, mobilyacımız… Bayram geldi, bizim kapıyı da çaldı. Evet her şey olacağına varıyor. Strese girmek beraberinde çözüm getirmiyor ve oğlumuz annesinin stresi üstünde olmadan da okumayı yazmayı…
Bayrama çok az kaldı. İşyerinde her bayram üzeri olduğu gibi çok yoğun bir çalışma var. Çok yoğun olma ve iş yetiştirememe durumu her bayram öncesinde artık bizim kanıksadığımız klasik bir durum. Sevgili Türk milleti ne yazık ki program yapmayı bilmiyor. Bayramın geleceği her zaman önceden belli olmasına rağmen, siparişler için nedense hep son anlar bekleniyor…
Biraz önce yollamak üzere yazmış olduğum postu yanlışlıkla basılan bir ”delete’ tuşu sayesinde silmiş bulunmaktayım. İkinci kere aynı konu ile yazılmaya çalışılan bir yazı nasıl bir tat verir bilemesem de, sanki bana tekrar tekrar ısıtılan yemek tadı verirmiş gibi gelmekte. Kitapsever herkes tarafından bilindiği üzere 29. İstanbul Kitap Fuarı başlamıştır efendim. Sevenlere, o kadar yolu…







