Kategori Arşivleri: Sevdiğim Kitaplar

Kasım ayı güncesi…

Bologna yazılarına kaldığım yerden yarın devam edeceğim. Bugün günlerden pazar, saat 11 ile 12.30 arası evin bana kaldığı saatler. Sabah geç kalktığımız için ve Kuzey’in futbol antrenmanı için hazırlanmamız gerektiğinden haftanın en güzel tatil gününde biz uzun uzadıya kahvaltı etmiyoruz. Kuzey sabahları okul için çok erken kalktığından uyusun istiyoruz. Pazar sabahları bizim için tost sabahı yani….

İskoçya Notları: Edinburgh hazırlıkları!

İskoçya Notları ortalıkta. Uzun zamandır hayalini kurduğumuz seyahate çıkıyoruz sonunda. Seyahatimize az bir zaman kaldı. Önüme defterimi açmamdan, orada burada dağınık duran notları toparlamamdan, otel-uçak çıktılarını dökmemden anlıyorum bunu. Bir de işten-güçten çok sıkıldım. Kim ne derse desin, İstanbul yoruyor insanı. Bu şehirde çalışıyor olmak zor geliyor bana. Trafiği bile başka bir kenara koydum artık!…

Kitaplığımda Paris’le ilgili neler var?

Gün geçmiyor ki bu güzel şehir aklıma düşmesin!  Kapısından içeri başımı uzattığım her kitapçıdan bu şehirle ilgili anılar toparlayarak çıkıyorum dışarı: çoğu zaman kitaplar, defterler, kalemler, kitap ayraçları… Alacak listem devamlı uzuyor gidiyor. Bavulum içinde peynirlere ve şaraplara da yer açmam gerekiyor.  Bakalım kitaplığımda bavuluma sığdırıp, buralara kadar taşıdığım neler varmış?    Paris’i mekan tutan…

HAFTANIN KİTABI 1

Heyecanıma yenik düşerek kısa bir blog yazısı yazarak buradan ayrılacağım. Okuduğum son kitabın ben de bıraktığı izlenimi hemen aktarmak istiyorum. Patrick Rothfuss kitapçı rafında denk gelip aldığım ve okurken beni büyüleyen yazarlardan biri oldu. Rüzgarın Adı ve Patrick Rothfuss Yeni yılın ilk kitabını takdimimdir. Aslında kitabıma geçmiş senenin son günlerinde başladım. Uzun bir kitap olduğu,…

”Paris Bir Yalnızlık” mıdır?

Peki! Anladım! İnsanın her günü aynı güzellikte geçmez değil mi? Hatta bazı günleri ortalamayı bile tutturamaz. Bir de ortalamanın çok altında, insanın mutsuz olduğu günler vardır. Yazmak rahatlatır. Bazen rahatlamak için yazarsın, sonra yazdıklarını yoketmek için- parıldayan bir ekrana ise yazdıkların- delete tuşuna basarsın, siliniverir. Su gibi akar, evet! Bir zaman sonra yazdıklarını hatırlamazsın, su…

Bir kitap okudum, aşık oldum!

Bu senenin kitabını şimdiden ilan etmek için çok mu erken acaba? Kitabevinin rafında duran kitaba bir çok defa elim gidiyor, alıp almamak konusunda kararsız kalıyorum. Beni böyle bir kararsızlığın pençesine düşüren sebep ortada: Çok satanlar rafında durması! Uzun bir flört dönemi yaşıyoruz işin doğrusu. İsmi bir şehir bilmecesi vaat eden bu kitaba daha fazla karşı…

Mavi Orman…Defne Suman…

Sevdiğim bir kitaptan, sevdiğim bir yazardan, Defne Suman’dan ve yazdığı nefis kitap Mavi Orman ‘dan bahsedeceğim size.  Mutlu olmak, insanı korkutur mu? Korkutmalı mı? Sanırım beni korkutan çok güldüğümüzde, ardından çok ağlayacağımıza dair beynimize kazınmış olan önyargı. Ne zaman mutlu olsam, hemen beynimde tehlike çanları çalmaya başlıyor. Kötü düşünceleri kovmaya çalışıp derin bir soluk alıyorum ciğerlerimin…

Bu hikayede Feride güzel bir isim..

Tahsin Yücel ve keyifle okuduğum kitabı Peygamberin Son Beş Günü’ne gelene kadar bir hayli badire atlattım. Okunacak kitabın okunmadan önce göreceği günler, kitaplıkta bekleyeceği uzun geceleri varmış meğerse. İşte hayatımdan kısa bir hikâye. 😍 Günlerdir Nazlı Eray’ın yaşamından anılarını anlattığı son kitabının kitapçı raflarına dizilmesini bekliyorum. Hatta Cumartesi günü kitabı elime almaya çok yaklaşmıştım. D&R’da…