Paris, Seni Seviyorum. ”Bir şehri delicesine sevmek!” olabilir aşağıdaki yazının özeti. Ne zaman Paris’a gitsem metrodan çıkar çıkmaz kafamı yukarı kaldırır gökyüzüne bakarım. Birbirine yapışık binalar, ferforje balkonlar, sokakları aydınlatan sarı-sıcak lambalar gözüme çarpar. Yan yana uzanan yüksek pencerelerin ardında ne hayatlar olduğunu düşünürüm. Yukarıda fotoğrafta evdekilerle paylaştığım hayalimi görüyorsunuz. Paris’te bir evim olacaksa böyle…
Kategori Arşivleri: Yurtdışı
Bilinenin dışında bir de gizli kalmış bir Paris vardır. Gönlünüzü Paris’e vermişseniz eğer, şehir de size başkalarına sunduklarından farklı şeyler sunar. Bildik sokaklarından ara sokaklarına daldıkça, sırra kadem basmış nice hikâyeler birer birer yolunuza çıkmaya başlar. Paris’i farklı kılan da budur bence; şehre yapılan her yeni seyahatte anahtarını sizin çevirdiğiniz kilitli bir kutudan dağılan sürprizler…
Bugün geçmişte kalmış ve zamansızlıktan yazılamamış bir günü kenarından aralamak istedim. Peşinden hızlı bir Hindistan turu yapmamış olsaydık eminim birkaç gün geçirdiğimiz Paris gezimizi buraya yazmış olurdum. Gitmemizin neredeyse iki senedir peşinden koştuğumuz bir sebebi vardı: Charles Aznavour Konseri. Paris’e gitmek için sebebe ihtiyaç mı var? Elbette var. Ne zaman…
Amber Kalesi ve Hindistan. Fillerin üstünde bir yolculuktan bahsedeceğim size.😀 Hindistan gezisi zihnimde silikleşmeye başladı bile. Günleri karıştırmaya, bazı günleri de birbirinin ardına eklemeye başladım. Zihnimi ne zaman buradan çıktıktan sonra biz nereye gittik diye zorlasam kendimi otobüste oturmuş, camdan bakarken buluyorum. Amber Kalesi Hindistan’da yola düşmek için yeni hedefimiz. Otobüsümüzün direksiyonu döndükçe Hindistan manzaraları…
İşte Jaipur. Sonunda geldik. Görünüşe göre Jaipur‘da yapılacak çok şey var gibi görünüyor. Seyahatin sonlarına yaklaşıyoruz ve itiraf edeyim ki ben biraz yoruldum. Bunun sebebi sadece bedensel yorgunluk değil. Geldiğim şehirlerde yorulana kadar gezmek istiyorum ama aralarda da oturup bir yerlerde çay-kahve içmek, düşünmek için ara vermek istiyorum. Bu ülkede hem zaman durmuş hem de…
Agra Kalesi ‘ne gideceğiz. Yine erken bir sabah… Hindistan’da güneşi karşılamak için bir dolu sebebimiz var. Bir sabah Ganj Nehri’nde karşısına çıktık güneşin. Bu sabah Tac Mahal’in arkasından doğsun diye bekleyeceğiz. Odanın telefonu erkenden çalmaya başlıyor, kalkma vakti geldi. Agra Kalesi ve Tac Mahal’e yolculuk Kuzey olsa şöyle bir soru sorardı: Neden Tac Mahal’i…
Sanki üzülecek başka bir şeyim kalmamış gibi hâlâ kaçıp giden o sonbahara üzülüp duruyorum. Tüm gelip gitmelerime rağmen şimdiye dek karşıma çıkan en güzel sonbahardı ve ben kıymetini bilemedim. Ne zaman geleceğini bilemeyen bir hastalığa teslim ettim tüm seyahatimi, sarı sonbaharı. Şehir, rüya gibiydi. Daha önce hiç görmediğim naif bir örtü almıştı omuzlarına. Hafiften bir…
Tac Mahal yolculuğu ve hikayesi başlasın artık. Hindistan demek biraz da dillere destan bir aşkın hikâyesi demek. Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken uzak ülkelerden birinde bir prens yaşarmış. Bu prensin ismi Hürrem’miş. İleride Babür İmparatoru olacak ve…








