Etiket Arşivleri: Günlük Hikâyeler
Yarıyıl tatilinin ikinci haftasonunda buralarda olmayacağım yine.Her sene aynı vakitte olmam gereken yerde olacağım.Frankfurt’a yolculuk yine.Sevgilim iş için olmasına rağmen tek başına oralarda sıkılmamam için bana eşlik ediyor.Geçen sene hariç bundan önceki senelerde hem işi hem de dostluklarını paylaştığım arkadaşlarım olurdu yanımda.Soğuk Frankfurt geceleri onlarla renklenirdi.Bütün gün fuar alanında canımızı çıkarana kadar gezer,akşam soğukta zorlukla…
Dün akşam oğlanın kendi kendine ders çalışmasını öğrenmesi adına onu çalışma odasına gönderip, biz de televizyon karşısına kurulduk. Ne zamandır izlemeyi planladığımız ”La Rafle” filmini bir güzel dvd’ye yerleştirip, başladık seyretmeye.. Film 1942 yılının Fransa’sında geçiyor. Mekan Paris! Artık çok iyi bildiğim, tanıdığım, aklıma geldikçe ”Ahhh, aahh!” dediğim mekanlar bu sefer siyah beyaz görüntülerle 1940’lı…
Şöyle bir bakınıyorum da etrafıma hepimizin hiç eksiksiz yeni yıldan beklediklerimizin arasında huzur en başka geliyor.. Sahiden huzur, o iç huzuru yok mu varsa sahiden dünyalar senin. Benim yeni yıl kararlarımın başında huzurun yanında, bol bol meyve yemek o da yeterli gelmiyorsa vitaminle bünyemi desteklemek var çünkü nerdeyse kronik hale gelen yorgunluğumdan bıktım usandım.Sabahları yataktan…
Yeni Yıl Bize Neler Getirecek? Macera Kitabım 2010 Günlüğü… 2010 senesinin bize getirdiklerini konuşmaya hazır mıyız? 2010 senesi benim ve ailem açısından büyük bir değişimle perdelerini kapatmaya hazırlanıyor. Bu sene sonu itibariyle 13 senedir oturduğum evden nihayet yeni evime taşındım. Eski evimizin bize biraz küçük gelmesinin ötesinde beni adım adım kendisinden uzaklaştıran yegane sebep ne…
Taşınma halleri, evi toparlama derdi, ev bayrama yetişecek yetişmeyecek stresi, oğlan okumayı öğreniyor aman ilgilenelim dikkatimizi üstünden eksik etmeyelim, çalışma disiplinini şimdiden vermek lazım derken; arada malum tesisatçımız, boyacımız, mobilyacımız… Bayram geldi, bizim kapıyı da çaldı. Evet her şey olacağına varıyor. Strese girmek beraberinde çözüm getirmiyor ve oğlumuz annesinin stresi üstünde olmadan da okumayı yazmayı…
Bayrama çok az kaldı. İşyerinde her bayram üzeri olduğu gibi çok yoğun bir çalışma var. Çok yoğun olma ve iş yetiştirememe durumu her bayram öncesinde artık bizim kanıksadığımız klasik bir durum. Sevgili Türk milleti ne yazık ki program yapmayı bilmiyor. Bayramın geleceği her zaman önceden belli olmasına rağmen, siparişler için nedense hep son anlar bekleniyor…
Haftanın sonuncu gününe eriştik yine. Günler ne çabuk geçiyor böyle, ne hafta içini yakalayabiliyorum ne de hafta sonunu. Ben bu duygular içindeyken haftanın yedi günü erken kalkmak zorunda olan oğlum için üzülüyorum. Uyku biz büyüklere bile yetmezken, sabahları yataktan bu kadar erken kalkmak zorunda olan çocuklara üzülmemek mümkün değil. Oysa ne sıcak bir bilseniz sabahları…




