Etiket Arşivleri: Günlük Hikâyeler

Yeşim Cimcöz’ün Yazı Evi ve Masal Anlatmak Üzerine…

Yazmıyorsam bir sebebi var elbet: Kendimi şarj ediyorum. Bahaneler, bahaneler… Değil mi? Okullar açıldı, sonbahar hafiften kendini belli ediyor diye içimde bir sevinç. Ancak kendimize geliyoruz ya da kendime geliyorum. Hayat akması gereken tempoda akıyor. Böyle diyorsam, bir haftadır bu böyle! Ya da ben bir haftadır hayatın beni sakinleştiren ruhunu görebiliyorum. Masal gibi birinden bahsedeceğim…

Son Durum Budur!

PARİS’TE NE VAR, NE YOK? – Yoğun geçen beş günden sonra evimize geldik. Evinden uzakta kalan herkes gibi evimi özlemişim. Mis gibi kokan çarşaflarım, yatağım, temizliğinden şüphe etmeden üstüne yayıldığım koltuklarım ve demlikte güzelce demini almış güzel çayım. Paris her zaman çok güzel ama otel vb. konforu da bir yere kadar! – Bu sefer şimdiye…

Sonbahar gelir hoş gelir, kolları dolu gelir!

Bu aralar pek bir komik haller üstümde! Bir telaş, bir telaş! Tatlı heyecanlar şekerim bunlar… Okulların açılmasına az kaldı ya, ben de kitaplarımı defterlerimi düzenliyorum. Sanki okulu başlayacak olan Kuzey değil de, benim!  Kırtasiye alışverişini her zaman sevmişimdir; yeter ki beğendiğim bir defter, bir kalem olsun. Gel gör ki sahip olduğum onlarca defterimi bir arkadaşım…

Hoşgeldin 37!

Nasıl korkunç gelmişti başlarda. Pek çaktırmamaya çalıştım etrafımdakilere. Zaten beş senedir çocuklu evli kadın grubundan çocuk sahibi kadın grubuna bodozlama bir dalış yapıvermiştim. Uzun zamandır bu anı bekleyen aile eşrafı pek bir neşeyle karşılamıştı bu durumu; lakin sevgili oğluma kavuştuğum ilk zamanlarda ben bile alışamamıştım kendi durumuma… Ne oluyordu Allah aşkına? Birbirimize alışmamız ne kadar…

Roma’nın kalbinde atan filmler… ”Only you” ve ”La Dolce Vita”

Roma’nın kalbinde atan filmler izleme çabalarım devam etmekte! Televizyonda şans eseri yakaladığım ”Only You” Roma seyirlik filmler sıralamamda 2. sırayı aldı. Koltuğa yayıldıkça yayılıp, daha önce de seyrettiğimi hemen anımsadığım bu filmi keyif anlarından birine dönüştürmek hiç de zor olmadı benim için. Robert Downey Jr.’ı hep sevmişimdir zaten; lakin pek bir toy geldi gözüme. Roma…

Roma’nın kalbinde atan filmler… ”Roma Tatili” ve Audrey Hepburn!

Biraz cesaretle belki biz de bineriz bir motosikletin sırtına! Mart ayında geçen seneden planlanmış bir seyahatin peşine düşeceğiz. Yıllar önce yolumuzun düştüğü bir yere tekrar dönüyoruz. Kötü anıların güzelim şehri gözümüzden düşürmesine izin vermemiştik ama ikinci kez merhaba demek için de uzunca bir süre bekledik. Şimdi kısmetse tüm yolların çıktığı yere ”Roma”ya gidiyoruz. Bana Roma’yı…

Şikayetim var! Sunexpress, bir daha mı? Asla!!!!

Evimiz Anadolu yakasında olduğundan, Sabiha Gökçen Havaalanı daha aktif bir şekilde çalışmaya başladığından beri bir yerlere giderken, mümkünse bu havaalanını kullanarak gitmeyi tercih ediyoruz. Evden çıkıp havaalanına gitmek için trafiği düşünmemek durumunda kalmak takdir edersiniz ki İstanbul trafiği göze alındığında gerçek bir lüks; kaldı ki son bir senedir Sabiha Gökçen Havaalanı içindeki canlılıkla hoşumada gidiyor….