Kategori Arşivleri: Kitap Kokusu

Her kitabın okunacağı kendi özel zamanı var!

Her kitabın okunacağı özel bir zaman var. IKEA’dan alınma kitaplıklarımızın içinde, çalışma masasının üstünde, salondaki köşe sehpada okunmayı bekleyen onlarca, yüzlerce kitap var. Evde bunca okunmamış kitap varken kitap almaya devam ediyorum. Bazı kitaplar sıcak yaz günlerini, bazıları ılık bir eylül sabahını, kimisi de lapa lapa kar yağan bir kış gününü bekliyor. Kimi kitapların ilk…

Ben yürürken dünyada neler oluyor?

Bugün yürüyüş arkadaşım olarak Barry White’ı seçtim. Birkaç şarkı sonra Barry White  aradığım tadı vermeyince Whitney Houston dinlemeye karar verdim. Sesinin tanıdık tınısı kulağıma ulaşınca bir otel odasında öldüğünü anımsadım. Oradan Los Angeles seyahatimize ışık hızında yol aldım. Yolun karşısında durup Pretty Woman filminin çekildiği Regent Beverly Wilshire oteline nasıl da uzun uzun bakmıştım. Sonra tuhaf bir…

Patti Smith: M Treni

Çok sevdiğim bir kadından ve belki de en sevdiğim kitapların birinden bahsedeceğim size. Patti Smith ve müthiş anı kitabı M Treni. Bu kitap benim başucu kitaplarımdan biri. ”Siyah çayın kokusu Oz’daki gelincik tarlaları gibi bir etki yaratıyor, insanı sersemletiyordu sanki.”                               …

Stephen King’den yazmak üzerine beş öneri…

Stephen King’in yazmanın püf noktalarını okurlarına anlattığı kitabını okuyunca tabii ki aydınlanmadım. Yazarın kendisinin de söylediği gibi öyle bir şey yok zaten. Yazma aşkı ile tutuşanların hevesle okudukları bu kitapların en güzel yanı çok ünlü yazarların da zor yollardan geçtiğini, çok çalışarak ve yılmayarak bu işin üstesinden geldiğini öğrenmemiz. Stephen King de şöyle diyor zaten: Başkaları…

Elif Batuman: Ecinniler

Elif Batuman ve Ecinniler kitabı eşliğinde kısa bir yaz tatili… Sorento’da deniz otobüsünden indiğimizde bunaltıcı sıcak yüzüme vurmuştu. Procida’dan buraya kadar olan yolculuk boyunca sadece bir gece kaldığımız bu adayı düşündüm. Yolumu düşürdüğüm adanın üstünü tümden bir çamurla sıvamak istemiyordum ama beni o adaya sürükleyen sebepleri de düşünmeden edemiyordum. Şunu öğrenmiştim: Biri gittiği bir adadan…

İçi Paris’le dolu bir kitap: Benim Paris’im.

Paris’le ilgili her şeyden nasıl keyif aldığım malum. Paris hakkında çıkan her kitabı da okumak için ayrı bir çaba harcıyorum. Keşke her gün bu şehirle ilgili yazılanlara bir yenisi eklense de ben de Paris’e olan özlemimi bu satırların arasında gidersem.   Neyse ki bugünlerde böyle bir güzellikle karşı karşıya geldim. Daha önce Paris’le ilgili yazmış…

Kasım ayı güncesi…

Bologna yazılarına kaldığım yerden yarın devam edeceğim. Bugün günlerden pazar, saat 11 ile 12.30 arası evin bana kaldığı saatler. Sabah geç kalktığımız için ve Kuzey’in futbol antrenmanı için hazırlanmamız gerektiğinden haftanın en güzel tatil gününde biz uzun uzadıya kahvaltı etmiyoruz. Kuzey sabahları okul için çok erken kalktığından uyusun istiyoruz. Pazar sabahları bizim için tost sabahı yani….

Pazar sabahı güncesi: Aynı Yıldızın Altında….

Konusunu bilmeden aldığım kitaplardan biriydi John Green‘in kitabı. D&R’da en çok satanların içinde devamlı gözüme çarpıp duruyordu. Kitap almak konusunda sınır tanımadığım zaten aşikar, bu kitabı internetten yaptığım bir alışveriş esnasında sepetin içine atıverdim. Son birkaç haftadır Alexander McCall Smith‘in İş Bankası Yayınları‘nın yayımladığı ”İskoçya Sokağı 44 Numara” serisini okuyordum. Yakın zamanda kısa bir Edinburgh…