Cennet Mahkumu, Carlos Ruiz Zafon‘un çok beğendiğim serisinin üçüncü kitabıydı. Kitabı İngilizcesinden okumaya başladığım günlerde, kitapçı raflarında kitabın Türkçeye de çevrildiğini görüp çok mutlu oldum. Böylece koca kişisiyle birlikte eş zamanlı olarak kitabı okuma şansımız oldu. Kendi başıma kitabı okurken şöyle dedim Selçuk’a: Kitapta adı geçen bir restoran var. Restorandan daha çok Raval’ın arka taraflarında…
Kategori Arşivleri: Yurtdışı
İstanbul’da neyin eksikliğini hissediyorsun diye bir soru sorsalardı bana, meydanlar derdim: Sürpriz, küçük meydanlar! Etrafını saran binaların alt katına kurulmuş kafeler: Bir bakışı paylaşan liseli öğrenciler, eve gitmeden önce yakın bir arkadaşla yapılan kısa sohbetler, işte karşılaştığımız sıkıntıları unutturan bir kahve içimi ferah nefesler… Barselona’da bolca oturup, soluklandığım meydanları yakında sıralayacağım size. Ama öncelikle…
Tüm İspanyol şehirlerini görmemiş olsam da, ”Barselona İspanya’nın en güzel şehri olmalı”, diye düşünüyorum. Yaz aylarında sıcağın insanları kavuracağını, bitkinlik savuran bir yorgunluğun insanı oturduğu yere mıhlayıp, nefesini keseceğini biliyorum. Ama bahar başka! Bahar, bu şehre yakışıyor. Gelir gelmez birkaç terslikle karşılaşıyoruz. Bizim suçumuz: Birkaç tecrübenin bizi rahatlatmasına izin verip, dikkatsiz davrandığımız için şimdi kiraladığımız…
Passage Jouffroy, Paris’te en sevdiğim pasajlardan biri. Yıllar önce bu blogta bu pasajları bulmak için ne emekler sarf ettiğimi, ne yollar teptiğimi anlatmıştım. O gün mutlu sonla noktalanmıştı da, ben o zamandan beri her gittiğimde yolumu buralara düşürür olmuştum. Bu sefer otelimiz zaten Opera Bölgesi’nde, Grand Boulevard’a çok yakın. Hal böyle olunca pasajlar dibimde. Rutin…
Paris Ritüellerim… Bu şehri benim yapan alışkanlıklarımdan bahsedeceğim birazcık. Ne de olsa aynı şeyleri yaşamak aidiyet hissi uyandırıyor insanda. Ben de Paris’e ait olmayı seviyorum zaten. Nedir benim Paris ritüellerim? Paris bende hep aynı hisleri bırakıyor. Uçaktan inip, damga işini hallettikten sonra Paris rutinlerimi yaşamaya başlıyorum. Bavulları beklerken Orly’nin kokulu tuvaletine girmek mesela! Evet ya,…
Odadan da, otelden de, şehirden de ayrılıyorum ya size bugünlük kısa atıştırmalık yazımda kaldığımız otelden bahsedeyim. Olur mu? Her seferinde ayrı bir bölge! Koca kişisi ile aldığımız karar budur. Bazı seferler kaldığımız otelleri çok beğensek de, işledikleri cinayetten sonra olay mahalline geri dönen suçluların aksine aynı otele gitmiyoruz bir daha. Paris’e bize anlatacağı bilinmedik bir…
Bir hafta sonraki yolculuğa hazırlanmaya başladım elbet! Elizabeth Bard’ın Paris’inde gezilecek nereleri var? Tatil bittiği için üzülüyorum; ama yetti. Kendimize geldik, dinlendik. Şimdi bir hafta sonra içinde olacağım uçağın ve varacağım şehrin hayalini kuruyorum. Hava durumuna bakıyorum; pek iç açıcı değil. Paris soğuk! Kalın ama hafif bir mont alacağım bu durumda yanıma mecburen. Hayalini kurduğum…
Gün geçmiyor ki bu güzel şehir aklıma düşmesin! Kapısından içeri başımı uzattığım her kitapçıdan bu şehirle ilgili anılar toparlayarak çıkıyorum dışarı: çoğu zaman kitaplar, defterler, kalemler, kitap ayraçları… Alacak listem devamlı uzuyor gidiyor. Bavulum içinde peynirlere ve şaraplara da yer açmam gerekiyor. Bakalım kitaplığımda bavuluma sığdırıp, buralara kadar taşıdığım neler varmış? Paris’i mekan tutan…








