Kategori Arşivleri: Yurtdışı

Brugge 1: Şehre varış ve ilk tanışma.

Beş senedir gezi planlarımın vazgeçilmez bir parçası olan, onlarca kez hayalimde sokaklarında gezindiğim, kuzeyin Venedik’i denilen bu küçük romantik, çikolata ve bira şehrini kaç kez rüyalarımda tekrar tekrar dolaşmışımdır acaba? Ben Brugge ile ilk kez yıllar önce ”Gezi Traveler” dergisinin bir sayısında karşılaşmıştım. Ama ne karşılaşma! İlk bakışta aşk dedikleri bu olsa gerekti. Fotoğrafların içinde…

Paris..Pasajlar…

Bir kitap okudum! Paris Opera bölgesinde bir günüm geçti. Hadi yalan yok, ilk gün aradığım yeri de bulamadım. Yenilgiyi kabul etmek istememiştim ama ayaklarım isyandaydı ve aynı bölge içerisinde tur atmaktan başım dönmüştü. Hayır sevgili kocam diye demiyorum, yer aramak konusunda benden de hırslıdır. Arıyoruz efendim… Durmuyor, yılmıyor. Arzu Çağlan’ın kitabında yazdığı, benim hemen okuyup…

Paris’e kuşbakışı..

Pilotumuzun Paris havası ile ilgili 16 derece bilgilendirmesine karşın hava inanılmaz güzel. Bizim deyimimizle Paris bahardan kalma günlerini yaşıyor 2010’un Eylül ayının tam ortasında. Otelimiz dediğim gibi Champs-Elysees’ye çok yakın mesafede Trocadèro bölgesinde. Sağlı sollu büyük kestane ağaçlarının gölgesinde, dökülmüş sarı-kahve sonbahar yapraklarına basarak varıyoruz otelimize. Klasik boyutlarda! bir Paris otel odası. Ve evet duş…

Paris yine,yeni,yeniden…

Bu sefer Paris’te bulunma sebebim sevgili kocanın fuar ziyareti kontenjanından oldu. Bu fuarlar hayatımızdan eksik olmasın diye dua ediyorum her daim…Yedik, içtik, gezdik veee döndük işte… Gitmeden önce fuarda gezilecek günlerin üstüne kendime bolca kahve ve Paris seyir günleri eklemiştim neyse ki…Yetmedi, hiç yetmez zaten ama olsun… Paris güzel şehirsin sen! Uçağımız her zamanki gibi yine…

New York’ta alışveriş

     Jetlag olma durumuna hep güler geçerdim. Daha önce okyanus aşırı birkaç seyahatim olmuşsa da hiçbirinde saatlerim birbirine karışmamıştı. Gidişimde de bir sıkıntı yaşamadım ama dönüş yok mu o dünüş, geldiğimden beri yorgunluktan bitmiş durumdayım. Dün geceyi sabaha karşı altı sularında yatağı görerek sonlandırabildim, tabii şimdi de uyumak istiyorum…    New York iyi geldi…

New York Gezi Notları: Elmadan bir ısırık…

     Buket Uzuner ”New York Seyir Defteri” adlı kitabında üç şehri karşılaştırır: Paris, İstanbul ve New York. Paris şehrine olan aşkımı ve tutkumu sağır sultan bile duydu diye düşünüyorum. İstanbul ise benim için yaşadığım, işimin bulunduğu, ailem ve birkaç dostumdan ibaret bir şehir. Çünkü benim için bir şehrin coğrafyasından çok, beraber yaşadığımız insan topluluğunun…

New York’ta ne var ne yok?

10 günlük bana göre uzun bir New York seyahatinden az önce dönmüş bulunmaktayım. Üzerimde nasıl bir yorgunluk hissi. Uyumamak için tüm gücümle direnmeye çalışıyorum ama göz kapaklarım bana ihanet ediyor. Mutfaktan kaynamakta olan güzel çayın fokurtularını duyuyorum. Kafamda sevgili kocaya nasıl çay getirtirim kendime diye planlar yapsam da, yan odada kendince uzun zamandır ayrı kaldığı…

Prag: Kayıp Gölgeler Kenti

Ben Prag’da çok eğlendim, şehri küçük bulduğumu ısrarla söylememe rağmen sokaklarında ayaklarımı sürte sürte dolaştım. Yol arkadaşımla bana enteresan gelen şey şehrin sakinliği oldu. Şehre gelişimizin ikinci günü sabah erkenden kalkıp keşif turumuza başladık. Daha önce gezdiğimiz birçok Avrupa şehrinin kalabalığından olsa gerek bu sükunet karşısında “Herhalde nüfus sayımı var.” diyerek gülüştük. Şimdiye kadar yediğim…